Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6826 E. 2024/8929 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6826
Karar No
2024/8929
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/93 E., 2024/121 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından ... Temizlik Şirketi adı altında ... Devlet Hastanesinde 1993 yılından 1995 yılına kadar temizlik görevlisi olarak çalıştırıldığı, davalının kendisini sigortalı göstereceğini söylediği halde sigortalı göstermediği iddiasıyla 1993 - 1995 yıllarında çalıştığı ... Temizlik işyerindeki hizmet süresinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının hangi yıllarda çalıştığını kendisinin de bilmediği ve şahsen hatırlamadığı, bahsi geçen tarihlerde ... Devlet Hastanesinde bir şirketin iş yaptığını hatırladığı, ancak aranan muhatabın kendisi ... olmadığı, asıl muhatabın Balıkesir de olduğunu duyduğu ... isminde bir şahıs olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Feri Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde 1993 ile 1995 tarihleri arasında çalıştığını belirtmesine rağmen net bir tarih belirtmediği, çalışma tarihlerinin gün, ay olarak davacıya açıklattırılması gerektiği, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen son fıkra ile Kurumun hizmet tespiti davalarında feri müdahil sıfatıhına haiz olması sebebiyle Kurumun bundan sonraki aşamalarda feri müdahil olarak davaya devam etmesini talep ettikleri, davada husumetin yanlış yöneltildiği, 5502 sayılı Kanun gereğince Kurumu temsil yetksinin SGK Başkanlığına ait olduğu, husumetin Kurum başkanlığına izafeten ... SGK İl Müdürlüğüne yöneltildiği, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiği, davaya dayanak 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve bu nedenle esasa girilmeden davanın reddinin gerektiği, davacının Kurum dosyasının tetkikinde 20.10.1993 tarihinde ilk işe giriş bildirgesinin ... Temizlik isimli iş yerinden verildiği, 31 günlük hizmetin sicilsiz olarak kaydedildiği, ekte sunulan işe giriş bildirgesinde davacının da imzası bulunduğu, davacının davalı işyerinde çalıştığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığın savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... aşamalarda özetle; davanın 30 yıllık olduğu ve zaman aşımı süresi dolduğu, davacı tarafı işyerinde çalışıyor olsa bile kendisinin sigorta kaydını yapmadan kendisine maaş tahakkuk etmesinin mümkün olmadığı, 1992-1993 yılları arasında işyeri noları farklı olmuş olabileceği, o zamanlarda bilgisayar sistemi olmadığı, eğer sigorta işlememişse bunda kendisinin bir suçu olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 28.04.2015 tarihli ve 2015/17 Esas, 2015/171 Karar sayılı kararla dava hizmet tespiti istemine ilişkin olup gerek tespiti istenen dönemde yürürlükte olan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi gerekse halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi gereğince hizmet tespiti davaları, tespiti istenilen yılın 31 Aralık tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, davacı 1993 - 1995 yılları arasındaki hizmetinin tespitini istediğinden 31.12.2000 tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde bu davayı açması gerektiği, davanın ise 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 19.12.2014 tarihinde açılmış olup dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğu gerekçesiyle davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 28.04.2015 tarihli ve 2015/17 Esas, 2015/171 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 31.03.2016 tarihli ve 2016/3267 Esas, 2016/4545 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-)1993 - 1995 yılları arasında ... Temizlik unvanlı işyerinde temizlik görevlisi olarak hizmet akdine tabi şekilde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda istemin hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle red kararı verilmiştir. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Bununla birlikte önemle vurgulanmalıdır ki değinilen kuralın tek istisnası, kamu kurum ve kuruluşlarında gerçekleşen hizmete ilişkin olarak, Kuruma aktarılmasa dahi işveren tarafından ödenen ücret/maaş üzerinden sigorta primi kesintisi yapılması olgusudur. Bir başka anlatımla, sözü edilen niteliğe sahip işyerinde çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin de belgelere dayandırılması asıl olduğundan, yukarıda açıklanan durumların hiçbiri gerçekleşmemiş olsa da Kuruma aktarılmamasına karşın işverence ilgiliye ödenen ücret/maaş üzerinden sigorta primi kesintisi yapıldığı takdirde hak düşürücü süreye ilişkin hüküm uygulanamaz. Belirtilmelidir ki, uygulama yapılırken, hizmetin ara vermeksizin kesintisiz gerçekleştiği durumlarda, çalışmanın sona erdiği (işten çıkış yapıldığı) yılın sonuna karşılık gelen 31 Aralık gününden başlayarak 5 yıllık sürenin hesaplanması gerekmektedir. Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; davacı adına '... Temizlik' unvanlı işyeri kaşesi ile ... sicil nolu işyerinden düzenlenerek 08.11.1993 tarihinde ... varide numarası ile Kuruma intikal eden 20.10.1993 tarihli işe giriş bildirgesinin varlığı karşısında, 20.10.1993 tarihinden sonrasına ilişkin kesintisiz geçen çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği belirgindir. 2-)Hizmet tespiti davalarında, Sosyal Sigortalar Kurumu (SGK) yasal hasım konumunda olup, elde edilecek hükmün sigortalılık hakları yönünden uygulayıcısı konumundadır. Husumet konusu, öncelikle halledilmesi gereken bir konu olup; Sosyal Sigortalar Kurumu yanında, tespiti istenen sürede; işyerinde, işveren olarak bulunanların tümü kendi hak alanını da ilgilendirdiğinden zorunlu dava arkadaşıdır. Zira, davanın niteliği itibariyle alınacak ilam, sonuçta SSK tarafından infaza ve böylece sigortalının bu hakkının tesciliyle sigorta primlerinin işverenden tahsiline yol açacağından sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişilere karşı da açılması gerekir. Eldeki davada, davacının, ... Temizlik unvanlı işyerinde 1993-1995 yılları arasında hizmet akdine tabi olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma süresinin tespitini talep ettiği anlaşılmış olup, mahkemece öncelikle davacıya talebi açıklattırılarak, hizmet tespiti istenilen tarih aralığı belirlenmeli, davacının çalıştığını iddia ettiği ve davacı adına işe giriş bildirgesi düzenleyen ... sicil nolu işyerinin hangi işveren adına kayıtlı olduğu tespit edilerek bu işverene husumetin yöneltilmesi için davacıya süre verilmeli ve HMK’nın 124. maddesi gereğince işveren davaya dahil edilerek, göstereceği deliller de toplanmak ve 1 nolu bentteki ilkeler de gözetilmek suretiyle, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 26.11.2019 tarihli ve 2016/298 Esas, 2019/410 Karar sayılı kararla Yargıtay bozma ilamından sonra davacı adına işe giriş bildirgesi düzenleyen 1001685.10 sicil nolu işyerinin ... adına kayıtlı olduğu, ...'nin davaya dahil edildiği, dinlenen tanık beyanlarından davacının ... Temizlik Şirketi bünyesinde ... Devlet hastanesinde temizlik görevlisi olarak çalıştığının anlaşıldığı, fakat çalıştığı dönemin tam olarak tespit edilmemesi nedeni ile işe giriş tarihi olarak 20.10.1993 tarihi olan davacının işe giriş bildirgesi ile işe girdiğini kuruma bildirilen tarih esas alındığı, çıkış tarihi olarak da dinlenen tanıklarca tam tarih bildirilmediğinden ... tarafından SGK'ya bildirim yapılan sigorta primleri bordrosu belgesinde gözüken 03.12.1993 tarihi esas alındığı gerekçesiyle davacının kısmen kabulü kısmen reddi ile davalı ... 'ye açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davacının 20.10.1993 tarihi ile 03.12.1993 tarihleri arasında asgari ücrete tabi dahili davalı ... 'nin nezdinde ... Temizlik ve Sosyal Hizmez Servisi Bünyesinde kesintisiz çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 26.11.2019 tarihli ve 2016/298 Esas, 2019/410 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.12.2020 tarihli 2020/1753 Esas, 2020/7511 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Mahkemece 20.10.1993 – 03.12.1993 tarihleri bakımından davanın kabulüne karar verilmesi isabetli ise de; davacının hizmet döküm cetvelinde kabul edilen dönemde bildirimleri bulunduğundan, bu bildirimlerin dışlanmamış olması yerinde görülmemiştir. Ayrıca, Mahkemece, dava konusu dönem bakımından re'sen araştırma ilkesi ışığında; dosyada bulunan dört aylık sigorta primleri bordrosunda bildirimleri yapılan sigortalılar ile davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte komşu işyeri işverenleri ve bordrolu çalışanları yöntemince belirlenerek tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dava sırasında aynı ve komşu işyerlerinde çalıştıklarını belirten tanıkların hizmet döküm cetvelleri getirilerek hangi dönemde çalıştıkları belirlenmeli, davalıya ait işyerinin talebe konu dönemdeki faaliyet durumu etraflıca araştırılmalı, böylece varılacak sonuca göre fiili çalışma olgusunun varlığı hakkında bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme, araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bazı tanık anlatımlarının davacının sözkonusu işyerinde çalıştığını beyan etmiş olup, davacının bu işyerinde 20.10.1993 ile 03.12.1993 tarihleri arasındaki çalışmalarının Kuruma bildirildiğinin açık olduğu, bu nedenle de davacının çalıştığını iddia ettiği ve Kuruma bildirilmediğini savunduğu 03.12.1993 - 28.12.1994 tarihleri arasındaki bir yıl 25 günlük dönemin inceleme konusu yapılması gerektiği ve tanık anlatımlarının da bu dönem açısından değerlendirme konusu yapılması gerektiği, bordro tanıklarının anlatımı somut ve net beyanlardan oluşması gerektiği, tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının işyerinde çalıştığını beyan etmelerine karşın işe girme ve işten ayrılma tarihleri konusunda somut ve açık tanık beyanı görülmediği, söz konusu işyerinin kamu kurumu ihalesi ile temizlik hizmeti veren bir firma olduğu ve yapılacak işin niteliği ile personellerin tüm özlük haklarının da ihale makamına bildirilmesinin zorunlu olduğu da gözetildiğinde, davacının sözkonusu işyerinde 03.12.1993 - 28.12.1994 tarihleri arasındaki bir yıl 25 günlük dönemde fiilen çalıştığı olgusunun somut olarak ortaya konamadığı gerekçesiyle davacının ...'ye yönelik açmış olduğu davanın pasif husumet sebebi ile reddine, davacının hizmet tesbitine yönelik açmış olduğu davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; dinlenen tanıkların iş yerinde çalıştığını beyan ettikleri halde davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 1993 - 1995 yılları arasında davalı işverenlere ait işyerinde hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir. 1. 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2. Somut olayda, davacı 1993 - 1995 yılları arasında ... Devlet Hastanesi temizlik işlerini yapan davalı ... ... ye ait işyerinde hizmet akdine tabi olarak çalıştığını ancak çalışmalarının fer'i müdahil Kuruma bildirilmediğini iddia etmektedir. Davalı ... adına kayıtlı işyeri 18.03.1993 - 08.02.1994 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındadır. Anılan işyerinden davalının 20.10.1993 tarihinde işe girdiğine ilişkin işe giriş bildirgesi 08.11.1993 tarihinde fer'i müdahil Kurum kayıtlarına intikal etmiş ve 03.12.1993 tarihine kadar yine süresinde Kurum kayıtlarına intikal eden dönem bordroları ile davacının 31 gün bildirimi yapılmıştır. Nitekim Dairemizin 22.12.2020 tarihli bozma ilamında anılan tarihlerin hüküm altına alınmasının yerinde olduğu belirtilmiştir. Ne var ki; söz konusu bildirimler davacının hizmet cetvelinde yer almamaktadır. Davacının sonraki ilk bildirimleri 09.09.1997 tarihinden başlamaktadır. Hizmet cetvelindeki 1994 yılına ait bildirimler ise dava dışı üçüncü kişi adına olup anılan 31 günlük bildirimin dışlanması gerektiğine ilişkin bozma ilamındaki ibare maddi hataya dayalıdır. Dolayısıyla 20.10.1993 - 03.12.1993 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın tümünün reddi yönünde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın ve kararın bir örneğinin Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6826, K. 2024/8929, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6826-e-2024-8929-k-66a9af5b4e53