Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6749 E. 2024/9677 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6749
- Karar No
- 2024/9677
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/28 E., 2024/88 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 26.09.2016 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı, davacının işyerinde lazer epilasyon işlemi ve saç ekim asistanlığı görevlerinde bulunduğu, ayrıca pazarlama satış departmanı olarak da işyerine müşteri sağlama görevinin olduğu, davacının 26.09.2016 - 25.06.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde aynı pozisyonda çalıştığı ancak sigorta bildiriminin yapılmadığı iddiasıyla 26.09.2016 - 25.06.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin 26.09.2016 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığını iddia ettiği departmanların özel yeterlilik, uzmanlık ve sertifika istenen bir iş olup davacının bu departmanlarda çalışmasının mümkün olmadığı, davalı şirketin ülke çapında tanınırlığı olan bir şirket olduğu, yeterliliği olmayan bir kişinin bu departmanlarda çalışmasının söz konusu olmadığı, davacının bu sektörde çalışmak istediği, ancak yeterliliği olmadığı, davalıya ait işyerine zaman zaman gelerek iş ortamını görerek ve yapılan işi yakından görmek istediğini beyan ettiği, davalının da iyi niyetle bu durumu kabul ettiği ve davacının işyerindekiler ile tanışıklığının bu şekilde başladığı, davacının davalı işyerinde çalışmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı işyerinde çalışmasına rastlanılmadığı, davacıya ait hizmet dökümünden en son işten çıkış tarihinin 16.05.2016 olarak gözüktüğü, davalı işyerinin 5510 sayılı Kanun kapsamına alınış tarihi araştırılması ve davacının çalıştığını iddia ettiği tarih kapsama alınış tarihinden önce ise davacı işyerinin bu tarihten önce faal olduğunu ve işçi çalıştırmaya gerektirir faaliyet yürüttüğünü resmi delillerle ispat edilmesi gerektiği, hizmet akdiyle davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığı ispatlanması, çalışmanın niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, dikkate alınarak ücret konusunun titizlikle araştırılması, Kurumun resmi kayıtları incelenerek sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiği, mutlaka tanık dinletilmesi gerekiyorsa tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi gerektiği, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen beyanları hükme esas alınmaması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 05.04.2022 tarihli ve 2021/518 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararla hizmet tespiti davalarında Yargıtay uygulaması gereği bordro tanığı veya komşu işyeri tanıklarının dinlenmesi zorunlu olup duruşmada dinlenen bordro tanığı ...'ın davacının işyerinde çalışmadığı, arada sırada işyerine gelip gittiği, davacının işyerinde epilasyon işini öğrenmek amacıyla bulunduğu, davacının bizzat kendilerine ait hastalarına değil, davacının hastaneye getirdiği bir kaç arkadaşına tedavi uyguladığı, davacının 3 hasta getirdiği tedaviye davacının bizzat katıldığı, ancak işlem yapmadığı, tedaviyi bizzat kendisinin uyguladığı, işyeinde sigortasız çalışan işçi bulunmadığı, bordro tanığı ... davacının işyerinde çalışmadığı, işi öğrenmek için kendisi ile birlikte tedaviye katıldığı, davacının akrabası dışında diğer hastalarla ilgili öğrenme amaçlı da olsa tedavi sürecine katılmadığı, bordro tanığı ...'un davacının işyerinde çalıştığını görmediği, bordro tanığı ... 'nun davacının işyerinde çalışan olmadığı, işi öğrenmek amacıyla gelip gittiği, komşu işyeri tanığı ...'ın davacıyı tanımadığı, davalı işyerinde çalışmasının olmadığı, çalışmış olsaydı bileceği yönündeki beyanları, dinlenen davacı tanıklarının davacının yaptığı iş ve ücreti hususunda bilgilerinin olmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalı işyeri arasında iş ilişkisinin olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine verilen 2017/569 Esas, 2020/64 Karar sayılı kararın Kayseri BAM 7. Hukuk Dairesinin 30.09.2020 tarih 2020/846 Esas, 2020/881 Karar sayılı ilamı ile talep edilen dönemde davacı adına vergi mükellefiyeti bulunup bulunmadığının araştırılması, davacının hangi sıklıkla iş yerine geldiğinin, iş yerinde ne kadar bir süre kaldığının ve iş yerinde kaldığı süre içerisinde ne yaptığının varsa dinlenmeyen bordro tanıkları ile yeteri kadar komşu iş yeri tanığı da dinlenmek suretiyle belirlenip oluşan sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kaldırılması üzerine Mahkememizce dinlenen bordro tanıklarının davacının davalı iş yerinde çalışmadığı, davacının ziyaret amaçlı olarak iş yerini birkaç kez ziyaret ettiğini, komşu iş yeri tanıklarının davacıyı tanımadıklarına ilişkin beyanda bulundukları, davacının davalı iş yerinde hizmet akdi ile çalıştığı yönünde dosya kapsamında kuşkuya yer vermeyecek mahiyette somut delil ve tanık beyanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/518 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 15.06.2022 tarihli ve 2022/2172 Esas, 2022/1346 Karar sayılı kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli ve 2022/2172 Esas, 2022/1346 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 10.10.2022 tarihli ve 2022/9429 Esas, 2022/12092 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...davacının talep ettiği 26.09.2016 - 25.06.2017 tarihleri arasında adına yapılmış herhangi bir sigortalılık bildirimi yoktur. Dinlenen tanıkların bir kısmı davacının davalı iş yerinde çalıştığını, kendisinin hasta getirdiğini ve bir kısım tedaviye katıldığını belirtmişler, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle yukarıda belirtilen somutlaştırma yükü kapsamında davacının hangi şubede hangi şartlarda çalıştığına ilişkin ayrıntılı beyanı alınmalı, dinlenmeyen bordro tanıkları dinlenmeli, kapsamlı komşu işyeri araştırması yapılarak tespit edilen komşu işyeri tanıkları dinlenmeli, çalışma olgusu şüpheye mahal bırakmayacak bir şekilde belirlenerek tanık anlatımları arasında oluşursa çelişki giderilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının duruşmada özetle, uyuşmazlık konusu olan 26.09.2016 – 25.06.2017 tarihleri arasında davalı işverenlik için pazarlama işleri yaptığını, çoğunlukla davalı işverenliğin kliniklerinde bulunmadığını, işe başladığında ...'ta bulunan şubede çalışmaya başladığını, müşteri randevuları attıkça ... Mahallesinde bulunan şubedeki müşterilerle de ilgilendiğini beyan ettiği, tanıtım - pazarlama işi ile iştigal eden bir saha çalışanın iş yerinde daimi olarak bulunmasının söz konusu olmayacağı, davalı iş yerinde işlem yaptıran davacı tanıklarının, bordro tanıkları ..., ..., ... , ..., komşu iş yeri tanığı ...'un beyanlarının davacının anlatımına uyumlu olduğu, bordro tanıkları ..., ..., ..., ... davacının çalışmadığını beyan etmişler ise de, davacının iş yerine gelip gittiğini beyan etmelerinin de davacının iddiasını destekler mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 26.09.2016 – 25.06.2017 tarihleri arasında davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı işyerinin özel yeterlilik ve uzmanlık gerektirdiği ve bu konuda eğirim almadan çalışmanın mümkün olmadığı, davacı ile aralarında hizmet akdinin unsurlarının oluşmadığı, ücret almadığı ve bağımlı olmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği, tanık beyanlarının yetersiz ve çelişkili olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yalnızca tanık beyanları esas alınarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığı, tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu, davacının iddiasının kanıtlanmadığı, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 26.09.2016 - 25.06.2017 tarihleri arasında davalı işveren adına tescilli işyerinde hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir. 1. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. 2.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3.Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 4.Somut olayda; uyulan bozma ilamında "dinlenen tanıkların bir kısmının davacının davalı iş yerinde çalıştığını, kendisinin hasta getirdiğini, bir kısmı ise tedaviye katıldığını belirttikleri"ne işaretle tanık beyanları arasındaki bu çelişkinin giderilmesine ve davacının hangi şubede ve hangi şartlarda çalıştığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkemece, yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. 5.Tanıklık, üçüncü kişilerin dava ile ilgili bir vakıa hakkında dava dışında bizzat edindikleri bilgiyi Mahkemeye bildirmelerinden ibarettir. Burada amaç tarafların iddialarına esas bir vakıanın doğruluğu, olayların nasıl geliştiğinin ortaya konması olup tanık takdiri bir delildir. Bu nedenle Mahkeme tanıkların ifadelerini serbestçe takdir eder, yani tanık beyanları ile bağlı değildir. Ancak hâkim vicdani kanaatinin yanında gerekçeli kararında tanığın ifadesini neden kabul ettiğini ya da etmediğini gerekçeleriyle açıklamak zorundadır. Tanıklardan birinin beyanının bir başka tanığın beyanı ile çelişmesi mümkündür. Bu durumda Mahkeme zaman geçmesi nedeniyle unutma, yanlı anlatım, olayı farklı yerlerden gözlemleme, rivayet yoluyla (başkalarından duyarak) bilgi sahibi olma gibi nedenlerin çelişkiye neden olabileceğini nazara almalıdır. Bu çerçevede tanıkların taraflarla akrabalık, arkadaşlık, amir mahiyet, işçi işveren, çıkar ilişkisi olup olmadığını değerlendirir. Tanıkların beyanlarını diğer delillerle karşılaştırarak hangi delillerle tanık beyanlarının örtüştüğünü belirler. Tanığın tutarlı anlatımda bulunup bulunmadığı, dürüstlük izlenimi verip vermediği, olaya hakimiyeti gibi unsurlar da hâkim tarafından gözlemlenmelidir. Gerekirse tanıklar tekrar çağrılarak karşılıklı beyanları netleştirilir, çelişkiler üzerine tanıklara yeniden sorular sorulur. 6.Mahkemece, davacının çalışmadığını beyan eden tanıkların, davacının işyerine gelip gittiğine ilişkin ifadelerine işaretle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; yargılama sürecinde ve bozmadan önce dinlenen tanıklar ..., ... ile ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... ve ...'un beyanları birbiriyle çelişmektedir. Mahkemece anılan tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda giderilmemiş; ayrıca bozmadan sonra dinlenen tanıkların çelişkili beyanları yeterli değerlendirme yapılmaksızın hükme esas alınmıştır. Dolayısıyla davalı işverene ait her iki şubede de pazarlama bölümünde çalıştığı yönündeki davacı beyanı ile davacının çalışmasına ilişkin tanık dışında delil bulunmadığı nazara alınarak tanık beyanları arasındaki çelişki yukarıda izah edilen ilkeler çerçevesinde giderilerek uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.