Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6705 E. 2024/8590 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6705
- Karar No
- 2024/8590
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/50 E., 2024/35 K. KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.09.2003-23.04.2009 tarihleri arası 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının geçerli olduğunun ve tahsis talep tarihi olan 22.02.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.08.2014 tarihli 2013/277 Esas -2014/331 Karar sayılı kararıyla; davanın kabülü ile davacının 01.09.2003 – 23.04.2009 tarihleri arasındaki sigortalılığının geçerli olduğu ve tahsis talebini takip eden 01.03.2013 tarihi itibarı ile emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 21. Hukuk Dairesinin 01.10.2015 tarihli 2014/21685 Esas 2015/16930 Karar sayılı ilamı ile "1479 sayılı Kanun'un 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile değişik 24 üncü maddesinde, zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması şartının aranmakta olması karşısında, Mahkemece vergi muafiyeti olmayan davacının 01.09.2003 – 23.04.2009 tarihleri arasında meslek odası kaydı ile esnaf sicil kaydının olduğu gerekçesi ile bu tarihler arasında Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğuna karar verilmiş olması hatalıdır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 27.10.2016 tarihli 2015/371 Esas -2016/303 Karar sayılı kararıyla bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.21 Hukuk Dairesinin 23.11.2017 tarihli 2017/45 Esas 2017/9631 Karar sayılı ilamı ile "somut olayda, 10.11.1989 tarihinde vergi mükellefiyetine dayanılarak tescili yapılan davacının 30.04.1995 tarihinde vergi mükellefiyetinin son bulmasından sonra oda kaydı ve esnaf sicil kaydı bulunması nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığının devam ettirildiği, 506 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmaları da dikkate alınarak sigortalılık sürelerinin düzenlendiği, 31.08.2003 tarihinde son bulan SSK çalışmasından sonra da 01.09.2003 tarihinden itibaren oda kaydı ve esnaf sicil kaydına dayanın önceki sigortalılığının devam ettirilmesi gerektiği, bu haliyle Dairemizin bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu, maddi hataya dayanan bozma ilamının usuli kazanılmış hak sağlamasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının önceden beri devam eden oda kaydı ve esnaf sicil kaydına göre Bağ-Kur sigortalılığının 01.09.2003 tarihinden sonra da devam edeceğini ve davacının 01.09.2003-21.04.2009 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunu kabul ederek tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
C.Hukuk Genel Kurul Kararı 1.Mahkemenin 12.06.2018 tarihli ve 2018/34 E., 2018/196 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne, davacının 01.09.2003-21.04.2009 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun ve tahsis talebi olan 22.02.2013 tarihini takip eden aybaşı olan 01.03.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
21. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/5633 E., 2019/6283 K. sayılı kararı ile; "...Dava, davacının 01.09.2003-23.04.2009 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile tahsis talep tarihi olan 22.02.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkin olup, Mahkemenin kararı Dairemizin 01.10.2015 tarihli 2014/21685 E. 2015/16930 K. sayılı bozma ilamı ile Dairemizin 23.11.2017 tarihli 2017/45 E 2017/9631 K. sayılı bozma ilamı gerekçesinden farklı gerekçe ile bozulduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/6 ncı maddesi gereğince temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılması gerektiği anlaşılmıştır..." gerekçesiyle dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca, Özel Dairenin ilk bozmasında yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda herhangi bir karar verilmediği, ikinci bozma kararında ise bu konuda kesin bir bozma yapılmayıp bu hususun değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıldığı, bu itibarla ikinci bozma kararının ilk bozma kararını ortadan kaldırır mahiyette olmadığı, bu nedenle kararın temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından değil Özel Daire tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Üçüncü Bozma Kararı Dairenin 05.12.2022 tarihli 2022/13368 Esas 2022/15349 Karar sayılı ilamı ile, "1479 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinde “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının bu Kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.” denilmektedir. Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğinden, davacının Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 15.03.1983 tarihli kararı ile doğum tarihinin 01.01.1965 iken 01.01.1964 olarak düzeltildiğinin anlaşılması karşısında, yaşlılık aylığı hesabında doğum tarihinin 01.01.1965 olarak dikkate alınması gereklidir. SGK Gaziantep Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 10.11.2022 tarihli yazısından davacının aylık bağlanmasına karar verilen tarih itibariyle Bağ-Kur prim borcu olup olmadığı anlaşılamadığından, davacının Kurumca kabul edilen hizmet süreleri ile birlikte (bu sürelere ek olarak) 01.09.2003-21.04.2009 tarihleri arasında da 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edildiğinde, 01.03.2013 tarihi itibariyle ve 01.01.2014 tarihi itibariyle prim borcu olup olmadığı Kurumdan sorularak ve 01.02.2018 tarihli aylık bağlama sırasında tahsise esas alınan 4/b sigortalılık sürelerinin bildirilmesi ile tahsis dosyasının onaylı bir örneği de gönderilmesi istenerek, aylığa hak kazandığı tarih itibariyle prim borcu olup olmadığı belirlenip, yaşlılık aylığı koşulları sonucuna göre değerlendirilmelidir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.11.1989 tarihinde vergi mükellefiyetine dayanılarak tescili yapılan davacının 30.04.1995 tarihinde vergi mükellefiyetinin son bulmasından sonra oda kaydı ve esnaf sicil kaydı bulunması nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığının devam etmesi, 506 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmaları da dikkate alınarak sigortalılık sürelerinin düzenlenmesi, 31.08.2003 tarihinde son bulan SSK çalışmasından sonra da 01.09.2003 tarihinden itibaren oda kaydı ve esnaf sicil kaydına dayanan önceki sigortalılığının devam etmesi karşısında, davacının önceden beri devam eden oda kaydı ve esnaf sicil kaydına göre Bağ-Kur sigortalılığının 01.09.2003 tarihinden sonra da devam edeceği ve davacının 01.09.2003-21.04.2009 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabulü gerektiği, 01.09.2003-21.04.2009 tarihleri arası döneme ait primlerin, SGK kayıtlarından davacı tarafça ödendiği anlaşıldığından, davacının SSK sigortalılığı hizmet başlangıcı 01.06.1981 olmasına rağmen, yasa gereği, davacının 18 yaşını ikmal ettiği (01.01.1965+18) 01.01.1983 tarihinin yaşlılık ayığı hizmet başlangıcı olarak kabul edileceğini, davacının 25 tam hizmet süresini (01.01.1983+25) 01.01.2008 tarihinde gerçekleştirdiği, 01.01.1965 doğumlu davacı yaşlılık aylığına başvurduğu tarihte 48 yaşında olduğu, tahsis talep tarihi olan 22.02.2013 tarihi itibariyle, prim gün sayısı, hizmet süresi ve yaş şartını gerçekleştirdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının 01.09.2003-21.04.2009 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğu ve tahsis talebi olan 22.02.2013 tarihini takip eden aybaşı olan 01.03.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kısmen red kararı verilerek davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı Kurum vekili; davacı tarafça 01.09.2003 tarihi ile 21.04.2009 tarihleri arasında oda kaydı ve esnaf sicil kaydının bulunduğu ve bu doğrultuda davacının ilgili tarihlerde fiili çalışmasının bulunduğuna dair ileri sürülen iddialar ispatlanamadığı, 01.09.2003 tarihi ile 21.04.2009 tarihleri arasında vergi kaydı bulunmamakla birlikte, davacı tarafça yürütülmüş bir fiili çalışma da bulunmadığı, Kurumun herhangi bir kusuru olmadığını, Kurum aleyhine verilmiş olan yargılama gideri ve vekalet ücretine dair kararın hukuki ve yasal dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile geçici 10 uncu maddesidir.
3. Değerlendirme Eldeki dosyada, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının doğum tarihinin 01.01.1965 olarak dikkate alındığı belirtilerek 25 tam yıl hizmet süresini (01.01.1983+25) 01.01.2008 tarihinde gerçekleştirdiğinin kabul edildiği ve buna göre 01.06.2002 itibariyle 25 yılı doldurmasına 5 yıl 7 ay bulunduğu, 47 yaşını ikmal etmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanacağı değerlendirmesine yer verildiği, bilirkişi tarafından yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları belirlenirken 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesine koşut şekilde sigortalılık süresi esas alınarak bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesine göre yaşlılık aylığı koşullarının belirlenmesinde ise öncelikle 01.06.2002 tarihi itibariyle sigortalının sahip olduğu " primi ödenmiş gün" sayısı bulunmalı, bu şekilde 25 tam yıl prim gün sayısına ulaşılması için gerekli bakiye süre hesaplanarak, davacının yaşlılık aylığı koşulları ve bu kapsamda Kanun'da kademeli olarak belirtilen aylığa hak kazanacağı yaş bulunmalıdır.
Somut olayda, 1479 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesi kapsamında davacının yaşlılık aylığı hesabında doğum tarihinin 01.01.1965 olarak dikkate alınması ile 1479 sayılı Kanun'un geçici 10/2 nci maddesine göre 49 yaşını tamamladığı 01.01.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakta olup Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozma sebebidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.