Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6115 E. 2025/1434 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6115
- Karar No
- 2025/1434
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1952 E., 2024/129 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu İş Mahkemesi SAYISI : 2020/304 E., 2022/236 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bünyesinde .... İlinde ....Kastamonu Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nde “Tır Şoförü” olarak 01.01.2020 - 15.08.2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı, ancak davacının 01.01.2020 - 11.03.2020 ve 05.08.2020 - 15.08.2020 tarihleri arasındaki çalışmaları SGK'ya hiç bildirilmediği, ayrıca davacının davalı yanında kesintisiz çalışmasına rağmen davalı işveren tarafından 11.03.2020 - 05.08.2020 tarihleri arasında sigortalarının da SGK'ya eksik bildirildiği, davacının son net maaşının 3.750,00 TL olduğu, bu durumun emsal ücret ve tanık anlatımları ile ispatlanabileceği iddiasıyla davacının davalı yanında 01.01.2020 - 15.08.2020 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının ve prime esas kazancın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunarak Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiği, davacının iddialarının doğru olmadığı, davacı ve davalı arasında bağımlılık ve ücret unsurunun gerçekleşmediği, iş ilişkisinin hizmet akdi olmadığı adi ortaklık olduğu, davaya fer'i müdahil olarak katılmakla Kurum aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı yanında hizmet akdine dayalı olarak çalışmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği aracın davalı tarafından 10.02.2020 tarihinde hasarlı olarak satın alındığı, tamiratının 22.03.2020 tarihinde bittiği, davacının 25.03.2020 tarihinde çalışmaya başladığı, davacı ile davalının aralarındaki anlaşmanın davacının araçta çalışarak aracın bedelini ödemesi ve karşılığında davacının aracı satın alması olduğu, davalı tarafında davacının işe girişi 11.03.2020 tarihi olduğu ve bundan öncesinde davacının davalı yanında 01.01.2020 tarihinde çalışmasının olmadığı, yine davacının davalıya ait araçta çalışması 05.08.2020 tarihinde sonlanmış olduğu, 15.08.2020 iddiasının gerçek dışı olduğu, davacının davalıya ait olan aracı kaçırmış olduğu ve buna ilişkin Kastamonu Polis Merkezi'ne çalıntı ihbarı yapıldığı, aynı gün aracın..... plakalı araçla yaptığı tüm seferlere davalı adına fatura kestiğinden bu faturalardan hangi güzergâhta ve kaç gün çalıştığının tespit edilebileceği, asgari ücret üzerinde çalıştığı iddiasının gerçek olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının davalı iş yerinde 11.03.2020 - 05.08.2020 tarihleri arasında kamyon şoförü meslek kodu ile çalışmalarının göründüğü, Kastamonu SGK İl Müdürlüğünden davalı iş yerine ait dönem bordrolarının istenildiği, hizmet tespiti istenen dönemde çalışmaları gözüken tüm bordro tanıklarının hizmet döküm cetvellerinin getirtildiği, hizmet döküm cetvelinden tespit edilebilen tanıkların beyanlarının alındığı, alınan tanık beyanlarından davacının davalı yanında hangi tarihte çalışmaya başladığı olgusunu tespite elverişli beyanlara ulaşılamadığı, dosya kapsamından da davacının hizmet döküm cetvelinde görünenden daha erken bir tarihte çalışmaya başladığı olgusunu ispat edemediği, ancak davacının davalı yanında şoför olarak çalıştığı hususunun sabit olduğu, zira davalının emniyette alınan beyanı, fatura kayıtları, takograf kaydı, SGK kaydı ve tanık beyanlarından bu hususun çelişkili olmadığı, yine davalı tarafından davacının 05.08.2020 tarihinde işten çıktığı beyan edilmişse de davacının takograf kaydının en son 08.08.2020 tarihine ilişkin olduğu, emniyet beyanlarının 15.08.2020 tarihli olduğu ve davalının bu durumun aksini kanıtlayamadığı anlaşılmakla, davacının işten çıkış tarihinin 15.08.2020 tarihi olarak kabul edildiği, ayrıca davacının asgari ücretten fazla maaş aldığını iddia ettiği, yapılan emsal ücret araştırması, davacının yaptığı işin niteliği ve tanık beyanların birlikte değerlendirildiğinde davacının asgari ücretten yüksek maaş aldığı iddiasını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya ait .....sigorta sicil numaralı iş yerinde 11.03.2020 - 15.08.2020 tarihleri arasında 3.500,00 TL ücret ile fiilen ve sigortalı olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, söz konusu çalışmalarına ait yatırılmayan ya da eksik yatırılan primlerin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çalışanın 01.01.2020 tarihinden itibaren kesintisiz olduğu, bu hususun tanık beyanlarıyla da ispat edildiği, son net ücretin 3.750,00 ₺olduğunun tanık beyanları ve emsal ücret araştırması bulunduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasındaki anlaşmanın davacının araçta çalışarak aracın bedelini ödemesi olduğu, davacı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, tanıkların ücrete ve çalışma niteliğine ilişkin bilgisi bulunmadığı, aracın 21.03.2020 tarihinden itibaren faal olduğu, ücretin yerinde olmadığı, davacının takograf kayıtlarının yasal delil olmadığı, mühürlü ve onaylı olmadıkları iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında hizmet akdi değil adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu, bunun tanık beyanından anlaşıldığı, hizmet akdinin unsurlarının oluşmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.11.03.2020 - 05.08.2020 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde hizmet akdine tabi kısmi bildirimleri bulunan davacının çalışmasının 15.08.2020 tarihine kadar ve tam zamanlı olduğunun tespitine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı yerindedir. 2.Davanın yasal dayanağı, sigortalı ve işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesidir. 3.5510 sayılı Kanun'un 80/1. maddesinde de; “4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir. a) Prime esas kazançların hesabında; 1) Hak edilen ücretlerin, 2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların, 3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır. b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz. c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz. d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82. madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102. madde hükümleri uygulanmaz." 4.Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinde bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı ancak senetle ispatı gereken hususlarda anılan düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebileceği bildirilmiştir. Aynı Kanunun 202. maddesinde ise senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olduğu belirtilmiştir. 5.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 6.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının prime esas kazancının tespitine ilişkin olarak yazılı delil arandığı, şayet delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği gözetilerek yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekir. 7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.