Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6008 E. 2024/6705 K. – Sigorta Primine

Konu: Sigorta Primine Esas Kazanç Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6008
Karar No
2024/6705
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Primine Esas Kazanç Tespiti

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/29 E., 2023/456 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 12.05.2014 tarihinden bu yana ve halen davalı şirkette tanker şoförü olarak çalıştığı, son aldığı net ücretin 2.450,00 TL olduğunu, müvekkilinin kazancına ilişkin sigorta primlerinin düşük ödendiği, harcırah altında yapılan ödemlerin prime esas kazanca eklenmediğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin asgari ücretinin 2,56 katı olan net 2.450.-TL ücretle çalıştığının, eksik yatırılan sigorta primlerinin 2,68 kata tamamlanarak tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı işveren vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle davacının yapılan yasal düzenlemelere dava ön şartını yerine getirmediği, davada hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarının olduğu, davacıya ödenen harcırahın ... primi ve ücreti olmadığı, ... yapacağı bölgede harcaması için yolluk ödemesi yapıldığı, arızi gider niteliğindeki bu ödemenin sigorta primine esas tutulmasının mümkün olmadığı, 5510, 4857, 6245 sayılı Kanunlar, işveren uygulama tebliği hükümleri ile 21. Hukuk Dairesinin kararlarının harcırahların sigorta primine esas kazanç olarak değerlendirilmeyeceği yönünde olduğu, davacı tarafın ücretinin asgari ücretin 2,68 katı oranında olduğu iddiasının gerçek dışı olduğu, sigorta primine esas gerçek ücretin hiçbir şüphe oluşmadan tespiti gerektiği, YHGK ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kararlarının da bu yönde olduğu, kazançların oranlama yapılarak tespitinin mümkün olmadığı, dava şartı, ilk itirazları, zaman aşımı defi ve usul yönünden yapılan tüm itirazların kabulü ile davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı ikame edilen işbu davanın esas yönünden reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı SGK vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle İş Mahkemeleri Kanununda yapılan yasal düzenlemeler gereğince müvekkil Kurumun fer'i müdahil talebinin kabulü ile dava sonunda aleyhe hüküm kurulmaması gerektiği, müvekkil Kurum ile yazışmaların devam etmesi nedeni ile esasa ilişkin cevap hakları saklı kalmak üzere davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiği, esasa girilmesi halinde ise hizmetin geçtiği iddia edilen işyerlerinin kanun kapsamına girip girmediğinin tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı şirket kayıtlarının incelenmesi, davalı işverene hizmet akdi ile bağlı olarak fiilen çalıştığının ve çalışmanın niteliğinin somut kanıtlarla ispat edilmesi gerektiği, Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi sadece tanık beyanlarına göre karar verilmemesi, tanık beyanlarının değerlendirilmesi sırasında işyerinde yürütülen işin niteliği, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olup olmadığının incelenmesi, davacının dava edilen dönemde sosyal yardım fonlarından destek alıp almadığının araştırılması, netice olarak esasa ilişkin cevap verme hakları saklı olmak şartıyla davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.10.2020 tarihli ve 2019/521 E., 2020/444 K. sayılı kararı ile "... gelen dönem bordroları, ücret tediyeleri ve tanık beyanları ile davacıya sefere çıkması halinde davalı tarafından yapılan ödemelerin harcırah-yolluk ödemeleri kapsamında yapılan ödemeler olduğu, anılan ödemelerin görev yolluğu niteliği taşıdığı, gerek 506 Kanun'un 77 nci maddesi, gerekse 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi gereğince harcırah- görev yolluğu kapsamında kalan ödemelerin, çalışanın prime esas kazancına dahil edilemeyeceği anlaşılmakla; davanın reddine" karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı vekili, davacının her ay düzenli olarak 2.450,00 TL ücret aldığını, harcırah adı altında yapılan ödemelerin yolluk olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile aynı dönemlerde çalışan ve aynı işi yapan bir kısım işçilerin davalarının sonuçlandığını, asgari ücret + ... primi ile çalıştıklarına karar verildiğini, bordrolarda kanuna karşı hile yapıldığını, davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2021 tarih ve E.2021/687, K.2021/722 sayılı kararı ile "... harcırah (yolluk) işçinin görevli bulunduğu yerden başka yerlere geçici görevle gönderilirken yapacağı ek masrafa karşılık yapılan ödemeler olup, davalı işyeri tarafından her ... için yapılan ödemelerin bu mahiyette kaldığı davalı işyerinin davacıya ücreti dışında ... başına ödeme yaparken asıl amacının davacının yapacağı ek masrafları karşılamak olup, onun ücretini artırmak gibi bir amaç içinde olmadığı davacıya yapılan ödemelerin yolluk kapsamında kalması nedeniyle prime esas kazançlar arasında sayılamayacağı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 gün 2020/3375 E.-2020/5320 K. sayılı ilamı ile onanan Dairemizin 11.07.2019 gün 2018/1393 E. -2019/1487 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu göz önünde bulundurularak davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 27.01.2022 gün, E.2021/8523, K.2022/1345 kararında; "... Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverenlere ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “... primi”, “... yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu davada, dosyada yer alan yazılı belgeler irdelenmeli, ödemeler değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davalı şirkete 17.09.2022 tarihli celsede harcırah miktarı olarak belirlenen tutar içerisinde araca bağlı zorunlu harcamaların araştırılmasını mümkün kılabilecek herhangi bir belge, evrak, makbuz, fiş fatura bulunup bulunmadığı konusunda beyanda bulunmak ve bulunması halinde ibraz etmek üzere süre verildiği, davalı tarafından verilen 21.09.2022 tarihli dilekçede ise özetle anılan belgelerin eski tarihli olması nedeniyle arşiv kayıtlarında dilekçe ekindeki dışında kalan başkaca belgeye erişilemediği yönünde yanıt sunulduğu, dilekçe ekinde ise 06.08.2015 tarih ve "Kamlok Contası 3 Adet" açıklamasıyla 49,98 TL ile 18.11.2015 tarih ve " Kapak Contası (34YZ164)" açıklamasıyla 115,64 TL tutarında iki ödemeye dair kayıt sunulduğu belirlenmiş ve tüm dosya ile sunulan işbu kayıtlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Hükme ... alınan bilirkişi raporunda ise özetle "Yargıtay bozma ilamında belirtilen “…sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmeli ” noktasındaki değerlendirmeye göre dosyada bulunan ücret tediye bordrolarında harcırah miktarının belli olduğu ancak harcırah miktarı olarak belirlenen tutar içinden araca bağlı zorunlu harcamaların ayrıştırılmasını mümkün kılabilecek başkaca bir kayıt ve belgenin dosyada bulunmadığı görüldüğünden tanık ifadelerinin de dikkate alınarak harcırah tutarlarının ödendiği ayın prime esas kazancına dahil edilerek bir hesaplama yapılabileceği" yönünde görüş sunulduğu anlaşılmıştır. Bu beyanda, uyulan bozma ilamı doğrultusunda sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmesi noktasında, davalı tarafta ayrıştırmayı mümkün kılacak davaya konu dönemi kapsayan belge , evrak, makbuz, fiş ve fatura bulunmadığı görüldüğünden, dosya bozma öncesi celbedilen ücret bordrosu başlıklı kayıtlar ile tanık ifadeleri dikkate alınarak bilirkişi raporunda belirtildiği şekliyle davanın kabulüne" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde prime esas kazanca dahil edilecek kazançların neler olduğu düzenlenmiş, (b) bendinde ise sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının belirlenmesinde dikkate alınmayacak ödeme ve yardımlar sıralanarak bunlar arasında yolluklara yer verilmiştir. Buna göre maddenin 2. bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde yolluk; yol gideri olarak ödenen para, harcırah olarak tanımlanmış, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3 üncü maddesinde, bu Kanunda geçen harcırahın, bu Kanuna göre ödenmesi gereken yol gideri, gündelik, aile gideri ve yer değiştirme giderinden birini, birkaçını veya tamamını ifade ettiği, 5 inci maddesinde, harcırahın; yol gideri, yevmiye, aile gideri ve yer değiştirme giderini içerdiği, ilgilinin, bu Kanun hükümlerine göre bunlardan birine, birkaçına veya tamamına hak kazanabileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan 28.08.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.10.2008 günü yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 103 üncü maddesinde, değinilen 77 ve 80 inci maddelere koşut düzenleme yapılmış, 28.09.2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) ve (b) Bentleri Kapsamındaki Sigortalılar İle Sadece Genel Sağlık Sigortasına Tabi Sigortalıların Prime Esas Tutulacak Kazançlarına Dair Tebliğ’in “Prime tabi tutulmayacak kazançlar” başlığını taşıyan 2.3. maddesinde, “2.3.1 - Ayni yardımlar; 2.3.3 - Görev yollukları; Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği, işverenlerin sigortalılar için ödediği yollukların neleri kapsadığı, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3 üncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır. Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir….” düzenlemesine yer verilmiş, 01.09.2012 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girip anılan Tebliği ilga eden İşveren Uygulama Tebliği’nin “Prime Esas Kazancın Tespitine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı 7. maddesinde, “7.8 - Prime Tabi Tutulmayacak Kazançlar 7.8.1- Ayni Yardımlar 7.8.3- Görev Yollukları Görev yolluklarından ne anlaşılması gerektiği 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 3 üncü maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddede belirtilen yol masrafı, gündelik, aile masrafı ve yer değiştirme masrafı niteliğinde yapılan ödemeler yolluk kapsamındadır. Bu bakımdan, sigortalılara bireysel iş sözleşmesine veya toplu sözleşmeye dayanılarak ve işveren tarafından sigortalının geçici bir görevle başka yere gönderilmesi veya görev yerini değiştirmesi dolayısıyla verilen ve yolluk kavramına giren ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.” hükmü öngörülmüştür. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Önceki bozma ilamında; "... uluslar arası nakliyat faaliyetini yürüten işverenlere ait işyerlerinde hizmet akdine tabi şoför olarak çalışanlara yurt dışı görevlendirmelerde “... primi”, “... yolluğu”, “harcırah” adı altında işverenlerce gerçekleştirilen ödemeler, 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesinde yer alan “yolluk” veya 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesindeki “görev yolluğu” ibareleriyle teknik ve somut olarak tam anlamıyla örtüşmediğinden, bu tür uyuşmazlıklar yönünden maddelerdeki kavramlar, yalnızca araca bağlı zorunlu giderler şeklinde anlaşılmalı, başka anlatımla, sigortalılara söz konusu adlar altında yapılan ödemeler içerisinden yalnızca araca bağlı zorunlu harcamalar ayrıştırılıp geri kalan tutar sigorta primine esas kazanca dahil edilmeli, iddianın kanıtlanması konusunda 6100 sayılı Kanun hükümleri uygulanmalıdır. Buna göre inceleme konusu davada, dosyada yer alan yazılı belgeler irdelenmeli, ödemeler değinilen kapsamda ayrıştırmaya tabi tutulmalı, belgelerin, ait olduğu çalışma dönemi bakımından yazılı delil oluşturacağı gözetilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması" yönünde karar bozulmuştur. Mahkemece uyulan bozma kararında davacıya harcırah adı altında ödenen miktarlardan araç için yapılan zorunlu giderler ayrıştırılarak prime esas kazanç tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı tarafta ayrıştırmayı mümkün kılacak davaya konu dönemi kapsayan belge, evrak, makbuz, fiş ve fatura bulunmadığı, bozma öncesi celbedilen ücret bordrosu başlıklı kayıtlar ile tanık ifadeleri dikkate alınarak prime esas kazanç tespiti yapılması hatalı olmuştur. Öncelikle bozma ilamı gereğince bu zorunlu giderlerin neler olduğu davacı ve işyerinden sorulmalı, ayrıştırılabiliyorsa kalan kısmı prime esas kazanç tespiti olarak kabul edilmeli, ayrıştırılamıyorsa tamamının harcırah olduğunun kabulü gerekir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6008, K. 2024/6705, T. 12.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-6008-e-2024-6705-k-22e18c44dce0