Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3510 E. 2024/4730 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti İstemi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3510
- Karar No
- 2024/4730
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti İstemi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2836 E., 2024/109 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/210 E., 2022/32 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;davacının, davalıya ait ... Lahmacun adlı iş yerinde motorlu kurye olarak 17 ay çalıştığını, 02.04.2018 tarihinden itibaren davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, sigorta girişinin 18.09.2018 tarihinden itibaren yapıldığını, asgari ücretle günde 10 saati aşkın bir şekilde çalıştırıldığını, davacının dini bayramlar hariç tatil günlerinde de çalıştığını, çalıştığı dönem boyunca kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta sonu ve ... tatili ve diğer işçi alacaklarının kendisine ödenmediğini, davacının, eksik sigorta primlerinin ve işçilik alacaklarını ödenmesini talep etmesi üzerine davalı şirket tarafından işten çıkarıldığını, bu nedenlerle davacının 02.04.2018 tarihinden sigorta girişinin yapıldığı 18.09.2018 tarihine kadar geçen süredeki çalışmalarının sigorta hizmetlerinden sayılabilmesinin tespiti ve davacının uğradığı hak kayıplarının ispatı için iş bu davayı açma zarureti doğduğunu belirterek davacının davalı yanında 02.04.2018 tarihinden sigorta girişinin yapıldığı 18.09.2018 kadar geçen süredeki hizmetlerinin asgari ücret üzerinden tespitine, eksik yatırılan sigorta primleri yönünden 02.04.2018 ile 18.09.2018 arasında sigortalı sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil vekili; davacının tespit ve tescili talep ettiği tarih aralığında sigortalılık bildirimine rastlanılmadığını, yaklaşık 5,5 aylık bildirilmeyen çalışmasının olduğunu iddia eden davacı veya bir başkasının, kuruma dava konusu sigortasız çalışmalar icin herhangi bir ihbarda bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen bordro tanıklarının beyanları dikkate alınarak davanın kabulüne, davacı ... (T.C No: 99890711868)'nın davalı işyerinde 02.04.2018-18.09.2018 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili; dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, iddia edilen işletme kendisine ait olmadığından işçi ile bir işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, yapılan ilk tebligatın usulsüz olduğunu ve bundan dolayı davaya cevap dilekçesi, tanık listesi, delil listesi sunamadığını, davacının iddia ettiği dönemlerle ilgili kendi nezdinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, dinlenen tanıkların davalının samimi olduğu kişiler olması sebebiyle tanıklılıklarının hükme esas alınmaması gerektiğini, davacının iddia ettiği çalışma dönemleri için SGK'ya herhangi bir başvuruda bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesi ile hüküm fıkrasının uyuşmadığını, gerekçe ve hükümde belirtilen tarihlerin birbirini tutmadığını belirterek; 2.Fer'i müdahil vekili; davacının sicil dosyasının incelenmesinde tespit ve tescilini talep ettiği tarih aralığı için davalıya ait herhangi bir iş yerinde sigortalılık bildirimine rastlanılamadığını, yaklaşık 5 aylık bildirilmeyen çalışması olduğunu iddia eden davacı veya bir başkasının, kuruma dava konusu sigortasız çalışmalar için herhangi bir ihbarda bulunmadığını, mahkemenin gerekçeli kararındaki gerekçe ile hüküm fıkrası uyuşmadığından kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dinlenen bordro tanıkların beyanlarına göre mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle, bordro tanıkların beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'nın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 30.04.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dava hizmet tespiti davası olup; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne dair verilen karar Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından onanmasına karar verilmiş ise de aşağıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk onama gerekçesine katılınmamıştır. İnceleme konusu davada, davacının, davalıya ait iş yerinde 02.04.2018 tarihi ile 18.09.2018 tarihleri arasındaki çalışmasının tespiti talep edilmiş olup; davacının İran vatandaşı olduğu ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında ülkemizde bulunduğu açık olup; Türk vatandaşı değildir. Yabancıların Türkiye'de çalışma usul ve esasları önceden 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkındaki Kanuna göre düzenlenmiş iken bu kanun 28.07.2016 tarihli 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga 4817 sayılı Kanun'un amaç başlıklı 1 inci maddesinde Kanun'un amacının; "... yabancıların Türkiye'deki çalışmalarını izne bağlamak ve bu yabancılara verilecek çalışma izinleri ile ilgili esasları belirlemek" olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun kapsam başlıklı 2 nci maddesinde; ".... Türkiye'de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları, bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri" kapsadığı belirlenmiştir. İzin alma yükümlülüğü ve izin verme yetkisi başlıklı 4 üncü maddesinde; "Türkiye'nin taraf olduğu ikili yada çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe yabancıların Türkiye’de bağımlı ya da bağımsız çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiği" ifade edilmiştir. 4817 sayılı Kanun'u yürürlükten kaldıran ve 4817 sayılı Kanun gibi yabancıların Türkiye'de çalışma izni usul ve esaslarını düzenleyen 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu'nun 6/2 nci maddesinde "Bu kanun kapsamında yer alan yabancıların çalışma izni olmaksızın Türkiye'de çalışmaları veya çalıştırılmalarının yasak" olduğu düzenlenmiştir. Sosyal güvenlik kamu düzeniyle ilgilidir. Kimlerin sosyal güvenlik hakkından yararlanacağı devletlerin yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle kendi milli çıkarları doğrultusunda belirlenir. 1932 yılında yürürlüğe giren 2007 sayılı Türkiye’de Türk Vatandaşlarına Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun gereğince bazı mesleklerin yabancılar tarafından icra edilmelerinin yasaklanması da bu kapsamda yapılan yasal düzenlemelerdendir. Davacı İran'dan ülkemize sığınmış olup 6458 sayılı Kanun kapsamında Trabzon İl Göç idaresince tanzim edilmiş 09.05.2020 başlangıç, 09.05.2021 bitiş tarihli Uluslararası Koruma başvuru sahibi kimlik belgesine sahiptir. Bu belge dikkate alındığında davacının tespitini talep ettiği süre de dikkate alınarak ilgili yasa kapsamında mülteci mi, şartlı mülteci mi, ikincil koruma kapsamında mı yada geçici koruma kapsamında olup olmadığı araştırılarak bunun sonucunda çalışma izninin bulunup bulunmadığı da belirlendikten sonra çalışma izninin varlığı halinde 5510 sayılı Kanun kapsamanda sigortalı olma hakkı olduğunun kabulü ile bu kapsamda yapmış olduğu çalışmaların yine bu kanun kapsamında sigortalı hizmetten sayılması gerekmektedir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadığı açık olduğundan verilen karar hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyorum.