Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1225 E. 2024/2917 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1225
Karar No
2024/2917
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3591 E., 2023/3221 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/208 E., 2022/130 K. Taraflar arasındaki bir gün süre ile çalıştığının ve sigortalı başlangıç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; 03.11.1986 tarihinde bir gün süre ile çalıştığını belirterek, 18 yaşını doldurduğu tarih olan 27.02.1988 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine dair karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle; davada hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, işe giriş bildirgesinin sigortalı konumunda çalışmanın varlığını kabul için yeterli olmadığını; davacının, bildirgede belirtilen tarihteki eylemli çalışmasının Yargıtay içtihatlarında öngörülen yönteme uygun biçimde araştırılıp kanıtlanması gerektiğini beyanla, davanın reddi gereğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının davasının kabulüne, davacının ....sicil nolu işyerinde 03.11.1986 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 27.02.1998 olarak tespitine, bu tarihten önceki dava dışı işyerindeki çalışmasının sigorta prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eylemli çalışmanın hizmet tespitine ilişkin davalarda geçerli yöntem ve kanıtlarla kanıtlanamadığını, eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Temyiz eden davalı Kurum vekili özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmekle birlikte kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalılık başlangıç tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 60 ıncı maddenin G bendi, 79 uncu,108 inci maddesi hükümleridir. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir. Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir. Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir. 3. Değerlendirme 1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. 2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, dava dışı ...ve Konf. A.Ş. ünvanlı işverenin .... sicil no.lu işyerinden davacı adına 03.11.1986 tarihinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, dokuma ve iplik mahiyetli işyerinin Kanun kapsam döneminin ise 01.10.1975-devam şeklinde olduğunun ve iş yerinden dava konusu 1986/3 üncü dönemden verilen bordroda 2000 den fazla çalışanın bildirilmiş olduğu, davacı tanığı olarak aynı iş yerinde 1974-1989 arasında hizmeti bulunan davacının annesinin dinlendiği, yine iş yerinden 1977-1981 arasında anılan işyerinde,1981/4-1992 arasında ise ...A.Ş.'nin başka sicil no.lu iş yerinden bildirimi olan ...'ın davacı tanığı olarak dinlendiği, davacının annesi dinlenirken tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılmadan usulsüz şekilde dinlendiği, diğer tanığın ise dava konusu dönemde dava konusu çalışma iddası olunan işyerinden değil işverenin başka sicil no.lu iş yerinden bildirildiği, böylelikle yeteri sayıda bordro tanığı dinlenmeden eksik incelemeye dayalı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. 3.Buna göre Mahkemece, davacının çalışmasını bilebilecek yeteri kadar bordro tanığı dinlenmeli, davacıya da bordrolu çalışanlardan çalışmasını bilebilecek olanların kimler olduğu da sorulmalı, böylelikle belirlenecek bordrolu çalışanların beyanları alınmak suretiyle davacının çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır. 4.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1225, K. 2024/2917, T. 19.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-1225-e-2024-2917-k-ea34cb828143