Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11216 E. 2024/11253 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11216
- Karar No
- 2024/11253
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/230 E., 2024/275 K.
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulabilecek tarihin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı kuvvetleri bünyesinde subay (pilot) olarak çalıştığı, 14.03.2011 tarihinde istifa ederek ayrıldığı, ... Yolları ve ...'den çalışmaya devam ettiği, hizmetlerinin birleştirilmesi ve yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi tespit edilerek sigorta başlangıç tarihli ve yaş haddinden geriye çekilerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi için Kuruma müracaat ettiği, Kurum tarafından fiili hizmet zammının hesaplanarak süresine eklendiğini hizmet başlangıcının geriye eksik çekildiğini yaş haddinden indirim yapılmadığı iddiasıyla fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emekli başvuru tarihinin 16.09.2019 tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğu, dava tarihinden sonra ki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 25.03.2019 tarihli ve 2018/54 Esas, 2019/90 Karar sayılı kararla yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, davacının sicil dosyası, kurum evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 31.07.1973 doğumlu davacının sigorta başlangıç tarihi 15.10.1991 olup 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürüldüğünde sigortalılık başlangıç tarihinin 30.11.1987 olduğu 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B - h bendi uyarınca yaşlılık aylığından faydalanması için yaşının 51 olması gerektiği 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde 25 yıl ve 50 yaş 5375 gün şartı oluşmakta olup 50 yaşını 31.07.2023 tarihinde dolduracağından, bundan 3 yıl 10 ay 15 gün çıkartıldığında, yaşlılık aylılığına hak kazanma tarihi 16.09.2019 tarihi olacağı, davacının hizmet başlangıcı 15.10.1991 yılında 3 yıl 10 ay 15 gün fili hizmet zammı düşülerek geriye çekildiğinde hizmet başlangıcı 30.11.1987 olacağı, davacının sigorta başlangıç tarihinin 30.11.1987 olduğunun tespitine, davacının fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde emekli olmak için yaş koşulunu taşıdığının tespitine, emeklilik başvurusunun yapılacağı tarihin 16.09.2019 tarihi olduğunun tespitine karar vermek gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, davacının yaşlılık aylığına başvuru tarihinin 16.09.2019 olduğunun tespitine, davacının fiili hizmet zammı süresinin 3 yıl, 10 ay,15 gün olduğunun tespiti ile, bu sürenin sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesi ile yaş haddinin düşülmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2019 tarihli ve 2018/54 Esas, 2019/90 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi tarafından 03.12.2020 tarihli ve 2019/1384 Esas, 2020/1787 Karar sayılı karar ile davacının dava açmadan önce emekli olacağı tarihin belirtilmesi konusunda Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından 25 yıl, 51 yaş, 5525 gün şartlarını yerine getirmesi halinde tahsis müracaatında bulunabileceğinin belirtildiği, davacının muvazzaf subaylık yaptığı süreye karşılık 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, fiili hizmet zammı süresi sigortalılık başlangıç tarihinden geriye götürüldüğünde bulunan 30.11.1987 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazanmak için 50 yaş, 25 yıl sigortalılık süresi ve 5375 gün prim şartını tamamlaması gerektiği, davacının fiili hizmet zammı süresi sigortalılık başlangıç tarihi ve yaş şartından indirildiğinde 16.09.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2019/1384 Esas, 2020/1787 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 30.12.2021 tarihli ve 2021/2148 Esas, 2021/17106 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11. Kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Kanunu'unun ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 06.12.2022 tarihli 2022/22 Esas, 2022/420 Karar sayılı kararla tahsis koşulları yönünden yeniden yapılan değerlendirmede, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, fiili hizmet zammı süresinin ise 3 yıl 10 ay 15 gün olduğu, sigortalı başlangıç tarihi dikkate alındığında 23.05.2002 tarihi itibariyle sigortalılık süresi 10 yıl 7 ay 8 gün olduğundan, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j bendine göre yaşlılık aylığı tahsis koşullarının 25 yıl sigortalılık süresinin bulunması, 53 yaşın doldurulmuş olması ve 5600 prim ödeme gün sayısının bulunması olduğu, dava konusu tahsis talebi tarihi (18.05.2018) itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 31.07.1973 doğumlu olan davacı yönünden yaş koşulunun sağlanmamış olduğu ve tahsis talep tarihine göre davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli 2022/22 Esas, 2022/420 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 03.03.2023 tarihli ve 2023/1725 Esas, 2023/1976 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacı hakkında yapılan yargılama ve özellikle karar tarihi itibari ile tespit hükmüne dair karar verilebilmesi imkanının bulunduğu dikkate alınarak, davacının hak ettiği fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıcından geriye çekilmesine yönelik talebinin reddine, ne var ki bu sürenin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmesi gerektiği hususu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, fiili hizmet zammı süresinin ise 3 yıl 10 ay 15 gün olduğu, sigortalı başlangıç tarihi dikkate alındığında 23.05.2002 tarihi itibari ile de 10 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığının bulunmasına göre, 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5600 gün ve 53 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 31.07.1973 doğumlu davacının 53 yaşını doldurduğu tarihin 31.07.2026 olduğu, bu nedenle, dava konusu tahsis talebi tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim ödeme gününe ilişkin yasal koşullar yerine getirilmekle birlikte 31.07.1973 doğumlu olan davacı yönünden yaş koşulunun sağlanmamış olduğu ve tahsis talep tarihine göre davacının yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, yaş koşulunun ise 31.07.2026 tarihinde gerçekleşeceği, davacının yaşından 3 yıl 10 ay 15 gün olan fiili hizmet zammı düşüldüğünde yaş koşulunu 16.09.2022 tarihinde tamamladığı, bu nedenle, fiili hizmet zammı süresinin emeklilik yaş haddinden indirilmesi neticesinde 16.09.2022 tarihinde kuruma müracaatta bulunabileceği, öte yandan, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkeme'nin yerleşik içtihadı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereğinin de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin, yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin, yaş haddinden indirilmesi neticesinde emeklilik tarihinin (emekliliğe hak kazanıldığı tarihin) 16.09.2022 olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yeniden muvazzaf subay olarak nasbının davayı konusuz kılmadığının gerekçelendirilmediği, 926 sayılı TSK Personel Kanunu gereği davacının Ek Geçici 98 ile yeninden nasbedildiği, davacının 14.04.2020 tarihinde birliğine katıldığı, halen de subay olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulabilecek tarihin tespitine ilişkindir. 1. Hukuk yargılamasında davanın açılmasındaki amaç, taraflar arasında mevcut olan uyuşmazlığın mahkeme kararıyla kesin biçimde çözüme kavuşturulmasıdır. Ancak bazı durumlarda, davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler neticesinde, artık mahkemenin esas hakkında karar vermesine gerek kalmayabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, mahkeme bu gibi hâllerde davanın esası hakkında hüküm vermeksizin karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir. 2.Somut olayda; davacı Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay olarak görev yapmakta iken 14.03.2011 tarihinden bu görevinden ayrılarak 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmaya başlayan davacı; 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi de nazara alınarak yaşlılık aylığı tahsisini talep etmektedir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının ancak 16.09.2022 tarihinde 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81. maddesindeki tahsis şartlarını sağlayabileceğine karar verilmiştir. Ne var ki; 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun Geçici 98. maddesi uyarınca yargılamanın devamı sırasında davacının yeniden subay olarak nasbedildiği iddia edildiğinden bu durumda davacının statüsü ve yaşlılık / emeklilik aylığı tahsis koşulları da değişeceği nazara alınarak dava konusunun devam edip etmediği hususu açıkça belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekir. 3. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.