Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11201 E. 2025/9940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11201
- Karar No
- 2025/9940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1510 E., 2022/313 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/486 E., 2020/245 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, ... ...’in 14.08.2016 tarihinde ısıl işlem fırınının kurulumu sırasında 5 m yükseklikten beton zemine düşme şeklinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığını ve daha sonra 05.09.2016 tarihinde kurtarılamayarak vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğunu, müvekkili ile ... işçi arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, diğer davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan eser sözleşmesi gereği diğer davalı şirketin anahtar teslimi suretiyle ısıl işlemli palet kurutma fırını üretip adrese montaj ve çalıştırılması işini üstlendiğini, bu nedenle diğer davalı ... Ltd. Şti. ile müvekkili arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, zira yapılan işin müvekkilinin faaliyet alanı olmadığını, müvekkilinin faaliyet alanının kereste imalatı, ... firmasının ise fırın kurulması işlemi olduğunu, müvekkilinin sözleşmedeki tek yükümlülüğünün montaj için gelen işçilerin öğle yemeği masraflarını karşılamak olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığı gibi denetim ve gözetim yükümlülüğünün de olmadığını bu bakımdan meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, avans faizi talebinin de yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... Ltd. Şti - A. .. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müteveffanın iş kazası sonucu değil iş kazasından sonra tedavi altına alındığı hastanede enfeksiyon kapması sonucu vefat ettiğini, bu nedenle zarar ile eylem arasında illiyet bağının kesildiğini, bu bakımdan zarara neden olan kuruluşların davaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkillerinin kazanın meydana gelmesinde ve daha sonra vefat olayında herhangi bir kusur ve ihmallerinin bulunmadığını, kazanın ... işçi ile diğer davalı şirketin asli ve tam kusuru sonucu, vefat olayının ise hastanenin ihmal ve kusuru sonucu meydana geldiğini, işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmasına diğer işçilerin "emniyet kemeri tak” ikazlarına rağmen tecrübeli işçi olan müteveffanın tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak rüzgarlı havada yüksekte çalıştığını, savrulan ilk sandviç panelini eli ile engellediğini devamının da geleceği belli olmasına rağmen çatıdan inmeyerek ikinci savrulma sonucu kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, müvekkilinin işçi sağlığı ve iş güvenliğine dair gerekli uyarı, önlem, ekipman ve eğitimleri sağladığını, kazanın olduğu işyerindeki tüm denetim ve gözetim yükümlülüğünün diğer davalı şirkete ait olduğunu, işyerinde iş güvenliği uzmanı bulundurup ... işçinin aşırı rüzgarlı havada çalışmasına engel olması gerektiğini, sandviç panellerini çatıya taşıyan forklift ve sürücüsünün diğer davalı şirkete ait olduğunu, diğer davalının rüzgara karşı herhangi bir önlem almadan panellerin araçla çatıya çıkarma işlemini başlattığını, rüzgarın panellerinin ilk savurmasından sonra forklift operatörünün forklifti terk ettiğini, forkliftin üzerinde 4 m yükseklikte bağsız ve kontrolsüz bulunan panellerin kazaya neden olduğunu, forklift operatörünün ilk rüzgar savurmasından sonra aracı terk etmeyerek panelleri aşağıya indirmiş olması halinde kazanın meydana gelmeyeceğini, bu nedenle diğer davalı şirketin ... işçi ile birlikte asli ve tam kusurlu olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş derecede yüksek olduğunu, davacıların zararından SGK tahsis ve ödemelerinin mahsubu gerektiğini, müteveffanın müvekkilinden maaş avansı, kira yardımı ve borç para yardımı olarak 7.521,99 TL aldığını bu tutarın da tazminattan mahsubu gerektiğini, müteveffanın ücretine ilişkin iddiaları kabul etmediklerini hak edilen ücretin maaş hesabına yatırıldığını, davanın işveren mali sorumluluk sigortacısına ihbarını talep ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kısmen kabulü ile Toplam 161.119,81 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Toplam 62.218,25 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Toplam 41.414,43 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı ... ve ... yönünden açılan davanın reddine "şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıların murisi ...'in davalı ... Orm. Ür. ve Taş. İnş. Hayv. İm. San. Tic. Ltd. şirketine ait işyerinde diğer davalı ... .. San. ve Tic. Ltd. Şirketinin yapımını üstlendiği ısıl işlemli palet kurutma fırını inşası işinde çalışırken montajı yapılan panellerden birinin rüzgarın etkisi ile havalanıp kendisine çarpması sonucu düşerek öldüğü, davalılar arasında akdedilen "Sözleşme" başlıklı 26.02.2016 tarihli sözleşme ile ".. ısıl işlemli palet kurutma fırınının üretimi, montajı ve çalıştırılması işinin götürü bedel üzerinden yapma" hususunda anlaştıkları, işin teslim süresinin azami 35 gün olarak kararlaştırıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada düzenlenen bilirkişi raporunda davalı ...'in işveren olarak asli kusurlu, kazazede işçi ...'in tali kusurlu olduğu, anahtar teslim iş sahibi .. ... atfı kabil kusur bulunmadığının belirlendiği, bu kişiler hakkında kamu davası açıldığı, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/436 Esas sayılı dava dosyasında ... hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına, ... hakkında ise taksiri bulunmadığı gerekçesi ile beraat hükmü verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince ... hakkında kurulan beraat hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, yine hükme esas alınan 12.11.2019 tarihli 5'li heyet raporunda ... şirketinin asıl işveren olmadığının, işin anahtar teslim olarak ... şirketine verildiğinin ve ... ile ... şirketinin kusursuz olduğunun belirlendiği, her ne kadar davacı tarafça işin anahtar teslim işi olmadığı, asıl işveren olarak ... şirketininde kusurlu olup maddi manevi tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları iddia edilmiş ve ... şirketi tarafından diğer dvalı ... şirketinin asıl işveren olduğu savunulmuş ise de, ... şirketinin asıl faaliyet konusunun kereste imalatı olduğu, ısıl işlemli fırın kurulumu işini anahtar teslimi ile götürü bedelle ... şirketine verdiği anlaşıldığından tarafların bu yöne ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, Mahkemece 12.11.2019 tarihli son alınan kusur raporundaki kusur durumuna göre gerçek zarar tavan hesabı yaptırılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kusur dağılımının tanık beyanları ile dosya kapsamına göre olayın oluş şekline uygun olduğu, raporun kaza tarihi itibarı ile uygulanması gerekli 6331 sayılı Yasa hükümleri irdelenerek düzenlendiği, heyette bulunan bilirkişilerin, iş kazasının meydana geldiği alandan ve işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından seçildikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından taraf vekillerinin kusur oranlarına yönelik itirazının yerinde görülmediği, kazazede işçinin hastane enfeksiyon nedeni ile vefat ettiği illiyet bağının kesildiği savunulmuş ise de; Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 01.02.2018 tarihli raporunda, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası, çok sayıda kot, omur ve pelvis kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, hemopnömotoraks, akciğer kontüzyonu ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin maruz kaldığı 14.08.2016 tarihli iş kazası sonucu çatıdan düşerek yaralanması ile yoğun bakımda takip ve tedavisi devam ederken 05.09.2016 tarihinde ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu oy birliği ile tespit edilmiş olduğu, bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davalı taraf maaş avansı, kira yardımı ve borç para yardımı olarak 7.521,99-TL aldığı meblağın tazminat hesaplamasından mahsup edilmesi gerektiğini savunmuş ise de; ileriye yönelik zararın karşılanması mahiyetinde olmadığından mahsup edilmemesinin yerinde olduğu, belirlenen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarında davalılardan ... Ltd. Şti.'nin iş kazası sebebiyle sorumluluğu ve kusur oranı bakımından çeşitli sonuçların ortaya çıktığının görüleceğini, her ne kadar dosya kapsamına sunulan son iki tarihli bilirkişi raporlarında ... adlı şirkete kusur atfedilmemiş ise de bu raporların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında her ne kadar işin anahtar teslim niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de uygulamada davalı ... Ltd. Şirketinin çalışanı olan ...'in, şirkete ait iş makinesiyle, ... Ltd. Şti.'nin kurutma fırını yapımı işine yardımcı olması dolayısıyla taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığının kabul edilmesi gerektiğinin ve her iki davalının davaya konu iş kazası sebebiyle ortaya çıkan zararın tazmininde müteselsilen sorumlu olması gerektiğinin açıkça anlaşıldığını, her iki davalının da gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olmaları nedeniyle davaya konu iş kazasının meydana geldiğini, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında her iki şirketin de sorumlu olduklarını, b.Mahkemece davacılara hükmedilen toplam tazminat tutarı üzerinden tek vekalet ücreti verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, c.Mahkemece manevi tazminat tutarı üzerinden tek bir ücret olarak 13.925,00 TL'ye hükmedilmiş ise de ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiğini, d.Hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 3. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 4. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 5. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8. Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. .. ..., “Res ..’nın Türkçesi Üzerine”, .. Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. 9. Dairemizin 19.04.2022 tarih ve 2021/5074 Esas - 2022/5887 Karar sayılı ilamında da işaret olunduğu üzere, her ne kadar ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararından söz etmek mümkün değilse de, ceza yargılamasında maddi vakıa olarak eylemin hukuka aykırılığının ve failinin belirlenmiş bulunması karşısında kusur oranlarının belirlenirken bu durumun da göz önüne alınması gerektiği açıktır. 10.Davaya konu olayda davalı ...’in iş kazasından sorumlu olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. 11.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı ... sigortalının, davalı ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde fırın kurulum ustası olarak çalıştığı, 14.08.2016 tarihinde diğer davalı ... Orm. Ür. ve Taş. İnş. Hayv. İm. San. Tic. Ltd. Şirketine ait işyerinde fırın çatısının sandviç panellerin montajını yaparken rüzgarın etkisiyle yerinden fırlayan panelin omzuna çarparak 5 m yükseklikten zemine düşmesi sonucu yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, davalı ... şirketinin %25, ... şirketinin %25, kazazede işçinin %50 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat dosyasının İzmir 1. İş Mahkemesinin 2018/196 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü, davalı ... Orm. Ür. ve Taş. İnş. Hayv. İm. San. Tic. Ltd. Şirketinin kusursuz, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti nin % 55 oranında, ... San. Tic. Ltd. Şti işveren vekili ... ...’in %10 oranında, Kurum sigortalısı ... ...’in %35 oranında kusurlu bulunduğu yönündeki kusur bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulduğu, davaya konu olayla ilgili ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/436 Esas sayılı sayılı dava dosyasında dosya davalısı da olan sanık ...'in "yüksekte yapılan çalışmalarda güvenlik ağları ve yaşam halatı oluşturulması ve rüzgarlı havalarda çalışılmaması konusunda gerekli talimatın verilmesi ve denetimlerin yapılması hususunda eksiklik göstermek ve iş güvenliğini çalışanların inisiyatifine bırakmak suretiyle kusurlu bulunduğu anlaşılmakla aşağıdaki maddeler gereğince cezalandırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" gerekçesiyle hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına, ... Orman Ürünleri isimli şirketin yetkilisi ... hakkında ise taksiri bulunmadığı gerekçesi ile beraat hükmü verildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince ... hakkında kurulan beraat hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, .. .. .. hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın da itirazın reddi ile kesinleştiği, eldeki dosyada ise Mahkemece farklı heyetlerden ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyetlerinden 4 adet kusur raporu alındığı, en son alınan 12.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda ... şirketinin asıl işveren olmadığı, işin anahtar teslim olarak ... şirketine verildiği ve ... ile ... şirketinin kusursuz olduğunun, davalı ... şirketinin %65, kazazede işçinin %35 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği Mahkemece işbu kusur raporuna itibar edilerek davalı ... .. yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 12. Bu açıklamalar doğrultusunda hükme esas alınan kusur raporlarındaki kabul ile kusur oranı tespitlerinin iş kazasının gerçekleşmesine ilişkin oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır. O halde davaya konu olayla irtibatlı rücu ve ceza dava dosyalarının dosya kapsamına getirtilmesi, giderek davalı ... .. şirket yetkilisi olmaktan öte iş kazası olayı ile ilgili şahsi kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi, (şahsi kusurunun varlığı halinde kusur oranı tayini, bu durum yokluğu halinde ise şimdiki gibi kusursuz olduğunun kabulü), şahsi kusurunun varlığı halinde kazalı müteveffanın olayın meydana gelmesinde %35 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davalı ... şirketi ile davalı ... .. olayın meydana gelmesindeki kusur oranlarının iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetince alınacak kusur raporu ile tayin ve tespiti gerekirken, bu yönde değerlendirmeler içermeyen kusur bilirkişi raporlarına itibarla hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olmuştur. 13. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.