Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10196 E. 2024/11471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10196
- Karar No
- 2024/11471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/126 E., 2024/235 K. KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine BİRLEŞEN DAVA SAYISI : 2019/147 E., 2019/153 K. Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde aynı şekilde karar verilmiş olup bu kararın da bozulması neticesinde Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl dosyada dava; davacının (birleşen dosya davalısının) müfettiş tahkikatı sonrası iptal edilen çalışmalarının tespiti istemine, birleşen dosyada ise; davalı Kurumun (birleşen dosya davacısının) davacıya yapılan 21.094 TL yersiz aylık ödemesinin yasal faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkindir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işvereni olarak görünen ve müvekkili olduğu Kurumda 1003603,005.05 sicil sayılı dosyasında ... ve ... ortaklığı adına işlem gören işyerinde Kurum denetim memurlarınca denetim yapıldığını, denetim esnasında işyerinde sigortalı olarak görünen 21 kişinin ifadesinin alındığını, denetim neticesinde sosyal güvenlik denetmeni ... tarafından 12.02.2013 tarih B.Ş 32 sayılı rapor düzenlenmiş olup; davacı ile birlikte 42 kişinin sigortalılığı iptal edildiğini, denetim sırasında Amasya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odasından alınan belgede, muhasebeci ... ve ... Kurumu Denetmeni ... tarafından 13.07.2010 tarihinde yapılan denetimde işverenin 10 kişi çalıştıracak kapasitede oladığını tespit edildiğini, denetim gerekçesi gereği sondajlama yöntemi ile ifadesi alınan kişilerden bazıları işyerinde çalışmadıklarını beyan ettiğini, bazıları aynı dönemde çalışmalarına rağmen birbirini tanımadıklarını beyan ettiklerini, raporda belirtilen 42 kişinin işyerindeki tüm çalışmalarının iptal edildiğini, davacının 26.09.2009-29.02.2012 tarihleri arasında dava konusu işyerinde çalıştığını iddia ettiğini raporda incelendiğinde de beyanları alınan kişilerin hiçbirinin davacı ile birlikte çalıştığına dair beyanının bulunmadığını, alınan ifadelerde de ... isimli kişinin ifadesinde " beni sigortalı göstermeleri için ... ve ... a aylık 200 TL veriyordum" şeklinde beyanda bulunduğunu, denetmen raporundaki ifadeler incelendiğinde sigortalılıkları iptal edilen kişilerin çalışmalarının gerçek dışı olduğu açık bir şekilde göründüğünü, davacının çalıştığı iddia ettiği işyeri muhasebe bürosu olup, aynı anda 21 kişinin çalışmasına uygun bir işyeri olmadığını, muhasebe işleri genel itibariyle büroda gerçekleştirilen işlerden olup, bir kısım çalışanların beyanında belirtiği şekli ile 2 odalı işyerinde 21 kişinin çalışması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ülkemizde son yıllarda sahte sigortalı bildirildiğini arttığını, hatta sırf sahte sigortalı bildirim yapmak üzere kurulmuş sahta işyeri mevcut olduğunu, hem devletin sağladığı teşviklerden yararlanılmakta hemde fiili çalışması olmadığı halde sigortalı olmak isteyen bu kişilere prim ödenmeksizin sağlık hizmeti sunmakta , daha erken emekli ederek daha uzun süre maaş ödendiğini 4-a sigortalılığı fiili çalışmaya dayanmadığını, davacının fiili çalışmasının olduğunun ispatlanamadığını bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığı 506 sayılı S.S Kanunu'nun 2. 6 maddelerinde belirlendiğini üzere, sigortalılığın biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.1999 tarih ve 1999/21-508 E, 1999/525 K sayılı kararının mevcut olduğunu, davalı işverenin davacının talebini kabul beyanının ve davacı şahitlerinin beyanlarının hüküm için bir hukuki değerinin bulunmadığını Sosyal Güvenlik ... kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakkın doğumunun ispatının zorunlu olduğunu, gerekli kamu araştırılmasının yapılması gerektiğini davacının davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.01.2016 tarih, E.2014/180, K.2016/26 sayılı kararıyla; "1-Davacının davasının kabulü ile davacının sigortalılığını ve emekliliğini iptal eden kurum işleminin iptaline, 2-Davacının 26.09.2009-29.02.2012 tarihleri arasında Kurum tarafından iptal edilen sigorta sürelerinin geçerli olduğunun tespitine, 3-Davacının davalı Kuruma maaş ödemeleri ve sağlık gideri ödemeleri nedeniyle borcu olmadığının tespitine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 13.12.2018 tarih ve E.2016/4673, K.2018/10639 sayılı kararında; "Denetim raporunda beyanı alınan ve sigortalılığı iptal edilen şahısların çoğunun işyerinde davacı gibi temizlik, çay ve getir götür işleri yaptığı yönünde beyanda bulundukları anlaşılmakta olup bu bağlamda Mahkemece, öncelikle aynı işveren nezdinde sigortalılığı iptal edilen çalışanların açtığı davalar, ceza dosyası ve işverenlerin açtığı davalar tespit edilerek, bu dosyalardaki beyanlarda gözetilerek, işyerinin kapsam ve kapasiteside tespit edilerek uyuşmazlık konusu dönemde kaç kişinin çay ve temizlik işinin yapabileceği gerçekte kimin bu işi yaptığının tespiti için, gerekirse aynı dönemde davacı gibi temizlik ve çaycılık yaptığının iddia eden çalışanlarında beyanları alınmalı ve çelişkiler olursa giderilmeli, ayrıca davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği adresine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu kolluk aracılığıyla tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, varsa işyerinin bulunduğu binanın yöneticisi ve apartman görevlisinin beyanına başvurulmalı, davacının çalışmaları bakımından işyerinde imzaladığı ve gelen müşterilere verdiği veya benzer şekilde yazılı belgelerinin bulunup, bulunmadığı hususları da araştırılmak suretiyle, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.04.2021 tarih ve E.2019/106, K.2021/161 sayılı kararı ile "1-Asıl davanın reddine, 2- Birleşen davanın kabulüne" karar verilmiştir. C. 2 nci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.09.2022 tarih, E.2021/8398, K.2022/10304 sayılı kararında; "...Eldeki davada, 01.06.2012 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun gereğince yaşlılık aylığı alan davacı hakkında 2013 yılında yapılan denetim ile davadışı ... Sarıkaş ve ... ’a ait Muhasebe Bürosu işyerinden davacı adına 26.09.2009-29.02.2012 tarihleri arasındaki sürelerde yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile iptali nedeniyle yaşlılık aylığı şartlarını da kaybettiği anlaşılan davacının aylıkları başlangıç tarihi itibari ile iptal edilmiş olup, 01.06.2012-22.02.2014 tarihleri arasında ödenen tutarın yersiz ödeme kabul edilerek Kurumca borç çıkarıldığı anlaşılmakta olup, davaya konu uyuşmazlığın anılan dönemlerde davacı adına yapılan sigortalı bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda toplandığı, buna göre davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Eldeki davada ise, Mahkemece, davacının Kurumca iptal edilen bildirimlerinin fiili çalışmaya dayalı olmadığı kabul edilerek karar verilmiş ise de, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının iptal edilen çalışmalarının bildirildiği adresine komşu işverenlerin bulunup bulunmadığı hususu zabıta-kolluk aracılığıyla ve davalı Kurumdan komşu işyeri bordro tanıkları tespit edilerek buralarda davacının çalışmalarını bilebilecek şekilde tarafsız komşu işyeri çalışan veya işletenlerin bulunup bulunmadığı irdelenmeli, ayrıca aynı dönemde benzer işi yapan kişilerinde beyanına başvurulmalı, ayrıca davacının aynı işyerinde siğortalılığı iptal edilmiş ...’un açtığı dosyadaki (varsa vs benzer dosyalardaki) tanık beyanlarıda irdelenerek, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 27.04.2023 tarih ve E.2022/392, K.2023/156 sayılı kararı ile "1- Asıl davanın reddine, 2- Birleşen davanın kabulüne" karar verilmiştir. E. 3 üncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 29.02.2024 tarih ve E.2023/8214, K.2024/2114 sayılı kararında; "...bozma sonrasında yapılan yargılamada dinlenen komşu işyeri tanıkları ve bozma ilamı öncesinde dinlenen bordro tanıklarının davacının çalışmalarını doğruladıkları, ayrıca Mahkemece incelenen benzer nitelikli dava dosyalarında tanımlanan kadın çalışanın davacıyı işaret ettiği, bu kapsamda dava dışı muhasebe işyerinde davacının çaycı olarak fiilen çalıştığı, sigorta bildirimlerinin de bu fiili çalışmaya dayalı olarak yapılmış olması hususu karşısında Mahkemece bu işyerinde sahte sigortalılık bildirilmesi ve işverenlerin Kurum denetmen raporunun iptaline ilişkin olarak açtıkları davada işyeri sahiplerinin feragatı nedeniyle davanın reddedildiği şeklindeki genel değerlendirmelerle davanın reddine karar vermesi hatalı olup davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirgindir." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Asıl davanın kabulü ile Davalı Kurumun davacının 26.09.2009-29.02.2012 tarihleri arsındaki döneme ilişkin sigortalılığının iptaline ilişkin yapmış olduğu Kurum işleminin iptaline; davacının davalı Kurumca iptal edilen sigortalılık dönemine ilişkin borcunun olmadığının tespitine, 2-Birleşen davanın reddine" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davanın reddi, birleşen davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dosyada dava; davacının ( birleşen dosya davalısının) müfettiş tahkikatı sonrası iptal edilen çalışmalarının tespiti istemine, birleşen dosyada ise; davalı Kurumun (birleşen dosya davacısının) davacıya yapılan 21.094 TL yersiz aylık ödemesinin yasal faizi ile birlikte tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9'uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.