Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10177 E. 2024/10196 K.

Konu: Sigorta Başlangıcının Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10177
Karar No
2024/10196
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Başlangıcının Tespiti

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1840 E., 2024/971 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/257 E., 2022/192 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 01.12.1988 tarihinde ilk işe giriş yaptığını, bu tarih Kurum kayıtlarında görünmesine rağmen prim günü bulunmadığını belirterek, sigorta başlangıç tarihinin 01.12.1988 olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK Başkanlığı vekili, davada hak düşürücü sürenin dolduğunu, bizatihi işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı olamayacağını, eylemi çalışmanın ispatlanması gerektiğini, Kurum kayıtları esas olup iddianın eşdeğer belgelerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflarca yasal süre içerisinde bildirilen ve uyuşmazlığın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delillerin celp edildiği, dava konusu dönem yönünden dönem bordrolarının celbi ve komşu işyerlerinde sigortalı olarak çalışan kişilerin tespiti için ilgili yerlere müzekkereler yazıldığı, istinaf ilamı gözetilerek davacı tarafa süre verilerek Kuruma başvuru şartının yerine getirildiği, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 22.02.2022 tarihli cevabi yazısı ile işyeri tescil bildirgesi dışında herhangi bir belgenin olmadığının bildirildiği, istinaf öncesi yazılan müzekkerelere göre kolluk tarafından yapılan tespite göre komşu işyeri tanığının da tespit edilemediği, dinlenen davacı tanıklarının dava konusu tarihte bordrolu çalışan olmamaları nedeniyle beyanlarının hükme esas alınmadığı, davacının doğum tarihine göre askerlik engelinin bulunup bulunmadığının ilgili askerlik şubesinden sorulduğu, dinlenen tanık ...'in işyerinden bildiriminin olmadığı, bu tanık için aynı işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesinin de müzekkere yazılarak sorulduğu ve bulunmadığının anlaşıldığı, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadına göre dava konusu işe giriş bildirgesi aslında yer alan imza ve fotoğrafın davacıya ait olduğu tespit edilse dahi bu hususun tek başına davayı ispata elverişli olmadığı, bordrolu tanık veya komşu işyeri çalışanları ile desteklenmesi gerektiği anlaşıldığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettirildiğini, kimlik bilgilerinin davacıya ait olduğunu, işe giriş bildirgesi ile verilen sigorta sicil numarasının devam ettiğini ve bildirge üzerindeki fotoğrafın davacıya ait olmasının kuvvetle mümkün olduğunun tespit edildiğini, bizatihi işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı için yeterli olduğunu, dinlenen tanık ...'in davacının çalıştığını ifade ettiğini, kaldırma kararında bu tanığın işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesinin varlığının araştırılması gerektiğinin belirtildiğini, Mahkemece yazılan yazı cevabında olmadığı belirtilmişse de tanığın aynı işyerinden verilmiş 01.12.1988 tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğunu, devlet Kurumunun kayıtları eksik ve hatalı olup sorumluluğun vatandaşa yüklenemeyeceğini, müvekkilinin işyerinde çalıştığının tanık beyanları ile sabit olduğunu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının askerlik belgesinin celbedildiği, tespiti talep edilen dönemde askerlik engelinin bulunmadığı, dava dışı ... sicil numaralı ''...'' ünvanlı konfeksiyon işyerinin tescil belgesinin gönderildiği, işyerinin 28.11.1988 tarihinde kanun kapsamına alındığı, 30.07.1989 tarihinde kapsamdan çıkarıldığı, işyeri kapsam engelinin olmadığı,tanık ...'e ilişkin Kurum kayıtlarının celbedildiği, hizmet dökümü ve işe giriş bildirgelerinin gönderildiği, dava dışı ... sicil numaralı işyerinde işe giriş bildirgesi ve sigorta bildirimi olmadığı, Mahkemenin dinlenen tanığın işyerinden bildirimi olmadığı, salt işe giriş bildirgesinin varlığının tek başına yeterli olmadığı, fiili çalışmanın ispatlanması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verdiği, ancak davacı vekilinin istinaf dilekçesi ekinde tanığa ait 01.12.1988 tarihli ... sicil numaralı ... ünvanlı işyerinden Kuruma 18.05.1989 tarihinde intikal eden işe giriş bildirgesini sunduğu, bu haliyle Kurum kayıtlarına intikal eden ve sahteliği ileri sürülmeyen işe giriş bildirgesinin işyerinde en az 1 gün süre ile çalışmaya karine teşkil ettiği, tanık ...'in işyerinden aynı tarihte verilmiş işe giriş bildirgesi bulunduğu, fiili çalışma olgusunun tanık beyanı ile de ispatlandığı, Mahkemenin ret kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.12.1988 olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili davanın reddinin gerektiğini beyanla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 01.12.1988 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 79 uncu, 108 inci maddesi hükümleridir. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir. Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir. Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Yasalar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir. 3. Değerlendirme 1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2. Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının, ... ünvanlı işverenin ... sicil no.lu işyerinden davacı adına 01.12.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, konfeksiyon mahiyetli işyerinin 28.11.1988-30.07.1989 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1987/1 ve 2. dönemlerinde bordro verilmediğinin, bildirildiği,işyerinin 1988/3. dönem ile 1989/1-3 arası dönemde bordro vermediğinin bildirildiği, emniyet ve vergi dairesi vasıtasıyla komşu işyeri araştırması yapıldığı, komşu işyeri tespit edilemediği, bunlardan emniyet aracılığıyla yapılan komşu işyeri araştırması tutanağında ise ,dava konusu dönem 1988 yılı içinde olmasına karşın 1981-1982 yılları arasına ilişkin komşu işyeri tespit edilemediğinin belirtildiği, Mahkemece belediye ve SGK nezdinde komşu işyeri araştırması için müzekkere yazılmış olmasına karşın bir cevap alınamadığı, dinlenen davacı tanıklarından ... adına 05.12.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, dinlenen diğer davacı tanık ...'in ise aynı işyerinde çalıştıklarını beyan etmesine karşın işyerinden verilmiş işe giriş bildirgesi olup olmadığı araştırılmadığı ve hizmet cetveli dosya kapsamına alınmadığı böylelikle beyanı denetlenemediği, böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. 3.Buna göre, Mahkemece, dava konusu dönemde işyerine komşu iş yerleri ve sigortalı çalışanlarının, belediye, SGK nezdinde de araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, komşu işyerinin tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler taraflardan sorulmak suretiyle belirlenerek bu kişilerin de çalışma kayıtları getirtilerek beyanları alınmalı, davacı tanığı ...'in yukarıda belirtilen eksik kayıtları tamamlanarak beyanları denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır. 4.Kabule göre de sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan, davacının dava dışı işverenin işyerinde,sigorta başlangıcının yanı sıra, dava dışı işverenin işyerinde, 01.06.1992 tarihinde asgari ücretle 1 gün çalıştığının tespitine şeklinde hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10177, K. 2024/10196, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10177-e-2024-10196-k-6807087b16df