Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9441 E. 2023/12026 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9441
- Karar No
- 2023/12026
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/918 E., 2023/225 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/345 E., 2019/24 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın hak düşürücü süreden redine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in davalı ... sicil ve ... Lojistik Firması sahipleri ... ve ...'ya ait çiftlikte 01.01.2004 tarihinden başlayarak 04.02.2010 tarihine kadar davalı ... Lojistik isimli işyeri sahipleri ... ve ...'ya ait çiftlikte çalışmış olduğu sürelerinin tespitine, çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22.03.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında; davacının ... ve ...'ya da tabi olarak çalıştığından davanın ... ve ...'ya da yöneltilmesini talep ettiği görülmüştür. II.CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davanın kime yöneltildiğinin açık olmadığını, bu durumun davacı tarafa açıklattırılması gerektiğini, konuya ilişkin cevap haklarının saklı olduğunu, davalı firmanın temsilcisinin İbrahim ... olduğunu, dava dilekçesinde zikredilen ... ve ...'nın müvekkili firmanın temsilcisi olmadığını, dava müvekkili firmaya yöneltilmişse; davacı tarafın davasının reddinin gerektiğini, iddialarını kabul etmediklerini, davacı şahsın müvekkili firma bünyesinde 04.02.2010 ile 25.06.2012 tarihleri arasında çalıştığını, bu çalışmasının olduğu gibi SGK'ya bildirildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın muhatabının davalılar olmadığını, dava dilekçesinde ... Lojistik Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yöneltilmiş olan husumetin 22.03.2017 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında müvekkilleri ...'ya ve ...'ya yöneltildiğini, buradan da anlaşılacağı üzere var olan bir çalışmanın söz konusu olmadığını, davacının davalılara ait Kilis ... ilçesindeki tarlalarda bekçilik yaptığını iddia ettiğini, mahalli adet ve uygulamalar gereği tarlada bekçilik şeklinde bir çalışmanın mevcut olmadığını, ürün ekildikten sonra hasadına kadar bekçi tutulması gibi bir uygulama ile yörelerinde karşılaşmanın mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 10.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 64.maddesi hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davanın müvekkili Kuruma karşı ikame edilmeden önce davacı tarafça dava konusu talepler ile ilgili yazılı olarak başvurulmasının yasal bir zorunluluk ve dava şartı olduğunu, eldeki davada zamanaşımı süresinin hesabında davacının çalıştığı hizmetinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak alacağını ilama bağlaması gerektiğini, davacının ikame ettiği eldeki davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI Dava konusu olayda; davacının her ne kadar davalılardan ... ve ...'ya ait çiftlikte çalıştığı iddiasında bulunulmuş ise de davalılardan ... adına kayıtlı herhangi bir taşınmazın bulunmadığı, çalışmanın gerçekleştiği iddia edilen Kilis ili ... ilçesindeki taşınmazların mülkiyetinin ...'ya ait olduğu, davacının ...'ya ait işyerinde çalıştığına dair işe giriş bildirgesinin mevcut olmadığı, ancak davacının fiili bir çalışması olmamasına rağmen davalılar ... ve ...'nın kurucu ortağı olduğu ... Lojistik Otom. San. Tic. Ltd. Şti. 'ye ait işyerinde 04.02.2010 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, hakkaniyet gereği işe giriş bildirgesinin verilmiş olması nedeniyle hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği, davacının adres hareketlerinin incelenmesinde; 10.12.2008 tarihinden itibaren Kilis ili ... ilçesi ... köyünde ikamet ettiği, davacının kızları ...'in 12.02.2007 tarihinde Kilis ... Okuluna kayıtlarının yapıldığı, bu durumun taşınmanın daha önceki bir tarihte gerçekleştiğini gösterdiği, her ne kadar dinlenen davalı tanıkları davacının iddiasının aksi yönünde beyanda bulunmuşlar ise de davalı tanığı Yaşar Gezer'in davacının çok nadiren ... Lojistik'e ait işyerine geldiğini gördüğüne ilişkin beyanı, bu beyan doğrultusunda davacının her ne kadar sigorta primleri ... Lojistik Otom. San. Tic. Ltd. Şti. ile ... Nak. Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. 'den yatırılmış olsa da, davacının bu işyerlerinde fiili olarak herhangi bir çalışmasının bulunmadığı, ancak davalılar tarafından ... ilçesinde bulunan çiftliklerinde hizmet ettiği için bildirimlerinin sahipleri olduğu şirket üzerinden yapıldığı, Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen muhtar ...'ın beyanı, yine adresinde yaptırılan emniyet araştırması sonucu ... İlçe Jandarma Komutanlığının 12.12.2018 tarihli cevabi yazısı birlikte değerlendirildiğinde; davacının çocuklarının okul kaydını 12.02.2007 tarihinde aldırmış olduğu gözetilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacının 01.02.2007-03.02.2010 tarihleri arasında tapu kayıtlarının davalılardan ...'ya ait olması nedeniyle ...'ya ait olan işyerinde hizmet akdine tabii olarak çalıştığına, diğer davalılar ... ile ... Lojistik Otom. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden ise davanın husumetten reddine karar vermek gerektiğinden; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalılardan ...'ya ait işyerinde 01.02.2007-03.02.2010 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine, davanın davalılardan ... ile ... yönünden husumetten reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile feri müdahil Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı ile davalı arasında iş ilişkisi kurulmadığını, davalıların davacıyı yardım etme maksatlı olarak işe aldığını, davalıların kardeşlerinin köyde yaşadıklarını tarlaları beklemesi için bir bekçiye ihtiyaç duymadıklarını, Mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Fer'i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle, fer'i müdahilin davada taraf sıfatı bulunmadığını, dosyaya tanık beyanı dışında davayı ispatlar başkaca delil sunulmadığını, tanık beyanları gözardı edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. C.Gerekçe ve Sonuç Somut olayda, davacının davalı işverenler ... ve ...'ya ait Kilis ...'de bulunan çiftlikte bahçıvan ve bekçi olarak 01.01.2004-04.02.2010 tarihleri arasında çalıştığı iddia edilmiş ilgili bölgede davalılardan ... adına tapu kayıtları bulunduğu, davacının 04.02.2010 tarihinde davalı ... Lojistik Ltd. Şti.'ye ait ... sayılı işyerinde bahçıvan olarak ilk işe giriş bildirgesinin bulunduğu, ilgili işyerinde 04.02.2010-25.06.2012 tarihleri arasında çalıştığı, bunun dışında davacının davalı işverenlere ait çiftlikte çalıştığına dair dosyada eşdeğer bir belge ya da işe giriş bildirgesi/teftiş raporu bulunmadığından son dönem Yargıtay kararlarına göre bir an için davalılar arasında organik bağ olduğu kabul edilse dahi ilk işe giriş tarihi olan dava konusu 04.02.2010 öncesi dönemin hak düşürücü süreye uğradığı, aksi durumda da talep edilen dönem yönünden dava açılış tarihinin 14.11.2016 olduğu nazara alındığında, dava açılış tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı bulunarak kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiğinden; davalı ... ve fer'i müdahil SGK vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca Gaziantep 5. İş Mahkemesi 2016/345 Esas, 2019/24 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın kabulünün gerektiğinden temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının davalılara ait işyerinde 01.01.2004-04.02.2010 tarihleri arasında hizmet akdine tabii olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddelerine göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. Hizmet tespit davasında davalı taraf 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasına göre, işçiyi hizmet akdine dayalı olarak çalıştıran ancak sosyal sigorta yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverendir. Hizmet tespit davaları, anayasal sosyal güvenlik hakkına ilişkin bulunduğundan kamu düzenini yakından ilgilendirmektedir. Sosyal güvenlik hakkından doğan davadan feragat mümkün değildir. Dolayısıyla hakimin tespit davalarında gerektiğinde soruşturmayı genişletme ve kanıtları re’sen toplama yükümü de vardır. Sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde Yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltilmesi gerekir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve Kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur. Hizmet tespit davasında, sigortalı hizmetin başka bir işveren üzerinde gösterildiğini, gerçek işverenin başka olduğunu iddia edip her iki işverene karşı dava açıyorsa, gerçek olmayan işveren yönünden hizmetin iptali ile gerçek işveren üzerinden tespit iradesini de ortaya koymuştur. Bu durumda gerçek olmayan işveren yönünden iptal kararı verileceğinden husumetten ret de hatalı olacaktır. 3.Değerlendirme Somut uyuşmazlıkta davacı sigortalı, 01.01.2004 tarihinden 25.06.2012 tarihine kadar davalılar gerçek kişiler ve davalı şirket ortaklarına ait çiftlikte çalıştığını, ancak 04.02.2010-25.06.2012 tarihleri arasında çiftlik işyerinde değil şirket işyerinde Kuruma bildirim yapıldığını, iddia ederek aynı işyerinde geçen hizmetlerinin tespitini talep etmiştir. Sigortalının kayda giren çalışması da çiftlik işyerinde geçtiğine ve sigortalı kayıt öncesinin tespitini talep ettiğine göre aynı işyerinde blok çalışma bulunmaktadır. Bu blok çalışmanın varlığı karşısında; yukarıda açıklanan 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleri gereği dava 2016 yılında açıldığından 5 yıllık hak düşürücü süre geçmemiştir. Mahkemece işin esasına girilmeli, çalışmanın tespiti halinde hizmetin geçtiği gerçek işverenler üzerinde hizmet tespitine karar verilmeli, gerçek işveren olamayan şirket üzerinde gösterilen kayıtlı sürenin de dava açılması karşısında iptaline ve davalı gerçek kişiler üzerinde tespitine karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.