Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9295 E. 2023/10046 K. – Ödeme Emrinin
Konu: Ödeme Emrinin İptali Ve Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9295
- Karar No
- 2023/10046
- Karar Tarihi
- Konu
- Ödeme Emrinin İptali Ve Menfi Tespit
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1144 E., 2023/1370 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/265 E., 2022/12 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile haksız ve hukuka aykırı düzenlenmiş ödeme emirleirnin iptali ile borçlu olmadığının tespitini, Beykoz Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğünce düzenlenen 2004/15766-15767 , 2005/200720076, 2010/22465, 2012/26036, 26039 takip numaralı, müvekkilere gönderilen 1 adet ödeme emrinin asıl alacak ve gecikme zamlarının zamanaşımına uğramış olması nedeni ile iptalini, bu taleplerinin kabul görmesi halinde müvekkillerinin mirasçısı olan ...'nun ticaret sicilde kayıtlı senelerde müvekkilin şirket yöneticisi, ortağı sıfatı olmadığından bahis ile borçlu bulunmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptalini, yargılama süreci devamında takibin (yürütmenin) durdurulması hususunda karar verilmesini , var ise yapılmış hacizler hacizlerin fekkine karar verilmesini, davacının haksız ve hukuksuz kötüniyetli tavrından mütevellit %20 dan aşağı olmamak üzere lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile öncelikle huzurdaki dava 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediğini, 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde ödeme emrinin iplalı davaları için 15 günlük hak düşürücü süre öngörülmediğini huzurdaki dava iş bu süreden sonra ikame edildiği için davanın usulden reddine karar verilmesini. Davacıların 6183 sayılı Kanun uyarınca %10 haksız çıkma tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Beykoz Sosyal Güvenlik Merkezine yazılan müzekkereye verilen cevapta; ödeme emirlerine konu edilen dönemlerin 2011/10544-10545-10546 Takip Numaralı 2009/03- 2010/06 arası dönemlere ilişkin olduğu, anılan dönemler bakımından tahsil zamanaşımı süresinin sırası ile 506 sayılı Kanun’un 3917 sayılı Kanunla Değişik 80 inci maddesinin uygulandığı dönem bakımından 5 yıl olduğu, 506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde 5198 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi ile Yapılan Değişiklik Sonrası Dönem bakımından 10 yıl olduğu, bu yönü ile dava konusu ödeme emirlerine konu edilen prim/ damga vergisi/gecikme zammı borçları yönünden kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği tarih 04.08.2020, 10.08.2020 ve 12.08.2020 itibari ile 2004,015766 Takip nolu ödeme emrinin 2003/1-2004-10 dönemleri, 2004,015767 Takip nolu ödeme emrinin 2002/6-2004/10 dönemleri, 2005/020075 Takip nolu ödeme emrinin 2004/11-12 dönemleri, 2005/020076 Takip nolu ödmee emrinin 2004/11/12 dönemleri, 2010/022465 Takip nolu ödeme emrinin 2004/1, 5, 6 dönemleri, 2012/026036 Takip nolu ödeme emrinin 2000/4-2002/5 dönemleri, 2012/26039 Takip nolu ödeme emrinin 2001/3- 2002/5 dönemlerinin zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay'a göre 506 sayılı Kanun md. 80’de öngörülen birlikte sorumluluk ilkesi eksik teselsüle dayanmaktadır. Ayrıca, 6183 sayılı Kanun’da, müteselsil borçlulardan birisi aleyhine takibe geçilmiş olmasının, diğer borçlular için zamanaşımının kesilmesine neden olacağına dair bir düzenleme yer olmadığından zamanaşımının işlemesi, durması ve kesilmesinin her bir borçlu bakımından ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir. ( Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2009 tarih, 2007/13934-52 sayılı Kararı) Buna göre, dava dışı işveren ve diğer şirket yöneticilerinin ve ortaklarının işyeri aleyhine 5510 sayılı Kanun'un ve 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi gereği icra takibi başlatılması, Dava konusu borçların tamamı için şirket adına ve ortakları, yetkilileri adına (muris ... ve Mirasçıları hariç) yapılandırmaya başvuru yapması, mal bildiriminde bulunulması ve haciz işlemi başlatılması şirket ortağı mirasçıları davacı borçlular bakımından zamanaşımını durduran/kesen bir sebep olarak dikkate alınması mümkün olmamıştır. Yukarıda açıklanan bilgi ve belgeler doğrultusunda alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli görülmüş, ödeme emrine konu takip konusu dönemlerin ilgili yasal mevzuat uyarınca zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile dava konusu Beykoz SGM'nin 2004/015766, 2004/015767, 2005/020075, 2005/020076, 2010/022465, 2012/026036, 2012/26039 takip nolu ödeme emirlerinin iptaline" karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davalı Kurum vekili, öncelikle; davaya konu ödeme emirleri dava ...'ya 10.08.2020 tarihinde, ...'a 10.08.2020 tarihinde, ...'ya 12.08.2020 tarihinde, ...'ya 15.08.2020 tarihinde, ...'a ise 04.08.2020 tebliğ olmuştur. Davacılardan ... ve ...'a ise ödeme emri tebliğ edilmemiştir. Huzurdaki dava 17.08.2020 tarihinde ikame edilmiştir. Öncelikle davacılardan ... için; dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamıştır. Bu sebeple ... yönünden davanı hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Davacılardan ... ve ... önünden ise iş bu davayı ikame etmelerinde hukuki yararları bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde ödeme emrinin iptali davasına ilişkin usul düzenlenmiştir. Buna göre; "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz kamisyonu nezdinde itirazda bulunabilir." hükmü havi bulunmaktadır. Görüldüğü üzere iş bu davanın açılabilmesi için ödeme emrinin tabliğ edilmiş olması ilk şarttır. Ödeme emri henüz kendisine tebliğ edilmemiş olan kişilerin ödeme emrinin iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Esas: 2014/26243, Karar: 2015/2418 nolu kararına göre de bizzat davacı adına düzenlenen ödeme emri ve tebliği olmadığından, anılan ödeme emrinin iptali davası açmakta davacının hukuki yararı olmadığının belirgin olması nedeniyle ödeme emrine ilişkin davanın reddine ve buna ilişkin 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi çerçevesinde bir dava sözkonusu olmadığından % 10 zam verilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekir" şeklinde karar vererek davacı adına ödeme emrinin tebliğ edilmemiş olması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Ek olarak, Kurum alacaklarının zaman aşımına uğradığına ilişkin hüküm de hatalıdır. 6183 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinde zaman aşımını kesen sebepler sıralanmıştır. Dosyada mübrez bulunan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere müvekkil Kurum tarafından zaman aşımının kesilmesine sebep olan pek çok işlem yapılmıştır. Lakin Sayın Mahkemece 6183 sayılı Kanunda müteselsil borçluların birisi için takibe geçilmiş olmasının diğer borçlular açısından zamanaşımının kesilmesine neden olacağına dair bir hüküm bulunmadığını gerekçe göstererek davanın tümden kabulüne karar vermiştir. 6183 sayılı Kanun özel bir kanun olmasına rağmen iş bu kanunda düzenlenmeyen eksik olan durumlar için genel kanunlardaki hükümlerle boşlukların doldurulması gerektiği açıktır. Türk Borçlar Kanunu'nun 155 inci maddesinde; "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." hükmü havi bulunmaktadır. Görüldüğü üzere müteselsil borçlular hakkında zaman aşımı sürelerinin kesilmesine ilişkin pozitif hukukta açık bir hüküm bulunmaktadır. ''gerekçesi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... ödeme emrine konu takip konusu dönemlerin ilgili yasal mevzuat uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile dava konusu Beykoz SGM'nin 2004/015766, 2004/015767, 2005/020075, 2005/020076, 2010/022465, 2012/026036, 2012/26039 Takip nolu ödeme emirlerinin iptaline dair karar verildiği görülmüştür. Yapılan inceleme neticesinde; bir kısım davacılara henüz Ödeme Emrinin tebliğ edilmediği dosyadaki bigi ve belgelerden anlaşılmakta ise de davanın, davacılarının miras bırakanının Kuruma olan borçlarından kaynaklanmasına göre, bu davacılar bakımından davanın menfi tespit davası niteliğinde olduğu kabul edilmekle, Mahkeme kararı yerinde görülmüştür. İlk Derece Mahkemesi tarafından yeterli inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle söz konusu kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2000/4-2004/12 inci ayları dönemlerine ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinin iptali ve menfi tespit talebine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci; 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.