Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8314 E. 2023/10248 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8314
Karar No
2023/10248
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/874 E., 2023/790 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bismil 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/468 E., 2021/927 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.12.1985 ile 01.09.2002 tarihleri arasında Bismil ilçesi Ahmetli köyünde fahri imam olarak çalıştığını ancak çalıştığı sürelerin Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek 13.12.1985 ile 01.09.2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Feri müdahil ... vekili cevap dilekçesinde; 6552 sayılı Kanun gereğince 11.09.2014 tarihinden sonra açılan davalarda Kurumun sıfatının feri müdahil olması gerektiğini, esas yönünden ise hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu bu nedenle davacı ile işveren arasında iddia edilen çalışmanın gerçek bir çalışmaya dayalı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının talep ettiği hizmetler yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği dönem yönünden beş yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleştiği için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının emekli sandığı iştirakçisi olmadığı için 5434 sayılı Kanun'un ek 47 nci maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığını, davacının köy tüzel kişiliği tarafından çalıştırıldırıldığından husumetin köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanıkların fiili çalışmayı doğrulamaları, davacının sonrasında da aynı işyerinde çalışmakta olduğunun ve hizmetlerinin kayıt altına alındığının tartışmasız olması, işverenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesinde, bildirge ve dönem bordrolarını kuruma vermemesinde veya bunlarda gerçekten çalışan kişinin ismine yer vermemesinde çalışanın hiçbir kusurunun bulunmaması, bu gerekçelerle çalışanı Anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmanın sosyal hukuk devletinin ilkeleri ile bağdaşmaması, esasen Kurumun da kendi üzerine düşen denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinin ortada olması ve iddianın aksinin yani çalışılmadığının ispat edilememesi karşısında davanın kısmen kabulü ile davacının 13.12.1985 - 01.09.2002 tarihleri arasında Ahmetli köyünde imam ( Din hizmetleri görevlisi) olarak çalıştığı anlaşılmış, Ahmetli köyünün tüzel kişiliği bulunmadığından yasal hasım olarak ... aleyhine hüküm kurulmuş, davacının ödemelerinin Müftülük tarafından yapılmadığı anlaşıldığından Müftülük (Diyanet İşleri Başkanlığı) yönünden husumet yokluğundan davanın reddine, davacının imam hatip olarak hizmet görme yükümlülüğünü yerine getirdiği açıkça ortada olduğundan davanın müftülüğe yöneltilmesinde kabul edilebilir yanılgı bulunduğundan müftülük (Diyanet İşleri Başkanlığı) lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine dair davanın kısmen kabulü ile, davalı ... yönünden davanın kabulü ile, davacının 13.12.1985 - 01.09.2002 yılları arasında Ahmetli köyünde imam (Din Hizmetleri Görevlisi) olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, davanın Diyanet İşleri Başkanlığı yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı Diyanet İşleri Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın düzeltilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının talep ettiği dönem yönünden hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek Yerel Mahkeme kararını istinaf etmiştir. 3.Feri müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarında beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulandığını, davacının talep ettiği dönem yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini belirterek Yerel Mahkeme kararını istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... vekilinin, davalı Diyanet İşleri Başkanlığı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ve 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık yönünden re'sen yapılan inceleme neticesine göre aynı Kanunun 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, davalı Diyanet İşleri Başkanlığı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık anlatımları ile çalışmanın tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun 79 uncu maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2-Dava konusu talep edilen hizmet süresi yönünden, davalı ... Belediyesi yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, diğer davalı Diyanet İşleri Başkanlığı yönünden ise davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasına rağmen, istinaf isteminin kabul edilerek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra davanın kabulüne denilerek çelişki oluşturacak şekilde hüküm tesisi bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 nci maddesi gereğince verilen karar, düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "II) Davanın kabulü ile" ibaresinin silinerek yerine "II) davanın reddi ile" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8314, K. 2023/10248, T. 25.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-8314-e-2023-10248-k-c7d2f8ed91ad