Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8168 E. 2023/9128 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8168
Karar No
2023/9128
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/730 E., 2023/151 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisleri ...'in davalı işyerinde 01.10.2005 tarihinden 17.12.2009 tarihleri arasında çalıştığını, ancak 01.11.2008 tarihinde sigorta ettirildiğini bu nedenlerle murisin 01.10.2005 tarihinden 17.12.2009 tarihine kadar davalı işyerinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdi ile çalışmış olduğunu tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile (işyeri kayıtları, ücret tediye bordrosu, makbuz, ticari defterler, zabıta kayıt ve defterleri, vergi tabelası vs.) ispatlanması gerektiği, hizmet akdi ile davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığının ispatlanması ve çalışmanın niteliği ve ödenen ücretin somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur. Diğer davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.04.2015 tarih ve 2013/301 E.,ve 2015/60 K., sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin (kapatılan) 04.10.2016 tarih ve 2015/14082 E., 2016/12114 K., sayılı ilamı ile "Mahkemece yapılacak iş; ilgili Ticaret Sicilinden davalı işyerine ait tüm kayıtlar celbedilip, davacının ihtilaflı dönemde çalıştığı işyerleri ile davalı işveren arasında hukuki ve organik bağ olup olmadığını ortaya koymak, organik bağ bulunduğu takdirde bu işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarının tamamını getirtmek, dava konusu dönemde müfettiş denetimi olup olmadığı araştırılarak tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıklarını dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak suretiyle davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 uncu maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. B- Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucu "Dinlenen bodro tanıklarının bir kısmının ve davacı murisi ...'in dava dışı ... Galvaniz Şirketinde sigorta kaydı olması, ticaret sicil kayıtlarına göre ... Galvaniz Şirketi ve davalı ... Aydınlatma Şirketinde Mehmet Kargın'ın şirket ortağı olması ve her iki şirkette Yağcı soyadlı ortakların bulunması birlikte değrlendirildiğinde, davalı şirket ile dava dışı ... Galvaniz Şirketi asında organik bağ bulunduğu anlaşılmakla, tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre davacı murisi ...'in davalı ... Aydınlatma Şirketinin işyerinde 05.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen sürelerle çalıştığı sonucuna varılarak, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesine dayalı olarak; " davanın kabulü ile, 1)Davacı murisi ...'in davalı ... Aydınlatma Şirketinin işyerinde; 01.10.2005-31.12.2005 arası 90 gün, günlük 16,29 01.01.2006-31.12.2006 arası 360 gün, günlük 17,7 01.01.2007-30.06.2007 arası 180 gün, günlük 18,75 01.07.2007-31.12.2007 arası 180 gün, günlük 19,5 01.01.2008-30.06.2008 arası 180 gün, günlük 20,28 01.07.2008-30.10.2008 arası 120 gün, günlük 21,29 01.10.2009-17.12.2009 arası 77 gün, günlük 23,1 TL brüt ücret karşılığı çalıştığının tespitine, 2)Bu tarihler arasında davalı ... Aydınlatma Şirketi tarafından SGKya bildirilmeyen ve primi ödenmeyen günlerin sigortaya tabi çalışmalara ait süreler olduğunun ve ödenmeyen primlerin bu davalı tarafından SGK'ya ödenmesi gerektiğine, " şeklinde karar verilmiştir. VII. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, salt tanık beyanlarıyla hüküm kurulmasının hatalı olduğu ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar: a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, b) İşin işverene ait yerde yapılması, c) Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet akdinin varlığı" araştırılmalıdır; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 313/1 inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393/1) maddesinde, hizmet sözleşmesi; “Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeği taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda sadece hizmet ve ücret unsurlarına yer verilmişken, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinde, “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi, her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır. Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir. Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki, iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da, işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve işyerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır. 3. Değerlendirme Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde, Mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Hizmet akdinin unsurları, hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi, hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi, edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması ve edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır. Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur. Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, davacılar murisinin işverenden talimat alıp almadığı, ücretinin ne şekilde ödendiği, kendi adına pazarlamacılık işi yapıp yapmadığı, iş akışı ve planlamanın kim tarafından yapıldığı, davacılar murisine tahsis edilen araç olup olmadığı araştırılmalı, davacılar murisi gibi çalışan bordrolu tanıklar dinlenmeli, davacının aynı iş kolunda vergi, oda, Kurum kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı; gerekirse dinlenecek tanıklar marifeti ile taraflar arasındaki bağımlılık unsuru tespit edilmeli; davacının davalı işverenden ayrı kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması bulunup bulunmadığı ve nihai olarak aralarındaki ilişkinin hizmet akdinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı belirlenmeli, hizmet akdinin unsurlarının taşıdığı kanaatine varılması halinde tahsilat makbuzlarının bulunduğu 2006 yılı öncesine yönelik olarak çalışma ilişkisinin başlangıç tarihi belirlenmeli, davacılar murisinin rahatsızlığı sebebiyle tedavisinin nasıl yapıldığı, tedavi süresince çalışıp çalışmadığı netleştirilerek çalışma süresinin sona erdiği tarih belirlenmek sureti ile deliller toplanıp takdir edilerek, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece; eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8168, K. 2023/9128, T. 03.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-8168-e-2023-9128-k-d4b071d69d6a