Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7994 E. 2023/8579 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7994
Karar No
2023/8579
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/205 E., 2023/184 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait evde 01.01.2007 tarihinden itibaren 15.07.2014 tarihine kadar çocuk bakıcısı ve ev işleri yardımcısı olarak çalıştığını, davalının işe girdiği ilk günden itibaren müvekkiline SGK giriş işlemlerini yapacağını beyan ettiğini ancak yapmadığını, 10.07.2014 tarihinde ise ekte sunulan belirsiz süreli iş sözleşmesini teslim ederek; “...bu sözleşmeyi ya imzalarsın ya da işten ayrılırsın...” dediğini, müvekkilin de geçmişe dönük tüm haklarını talep ettiğini, sözleşmenin kısmi süreli gösterilmesine muvafakat etmediğini, müvekkilin davalı tarafından 10.07.2014 tarihinde sadece Pazartesi - ... - Perşembe - Cumartesi günleri çalışıyormuş ve günlük 36.66 TL net ücret alıyormuş gibi SGK girişinin yapıldığını oysa müvekkilin en son aylık 1.500TL maaşla haftada 6 gün sabah 08.30 ile 18.00 arasında, her hafta ... ve Cumartesi geceleri ise gece 00.00- 01.00’e kadar çalıştığını ileri sürerek müvekkilinin 01.01.2007-15.07.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı işyeri vekili cevap dilekçesinde özetle, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının sürekli değil, müvekkilin eşinin ricası üzerine zaman zaman ev işlerinde müvekkilin eşine yardımcı olduğunu, davacının bunun dışında müvekkile ait evde maaşla ve sürekli bir çalışması olmadığını, davacının kendisini sözde 7 sene boyunca oyalayan işveren nezdinde çalışmış olmasının hayatın olağan akışına dahi aykırı olduğunu, davacının müvekkilin yanında çalıştığının iddia ettiği dönemlerde başka evlerde çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2016 tarih, E.2014/482, K.2016/319 sayılı kararıyla;; "... dosyanın hak düşürücü süre yönünden incelemesinde, davacının çalışmalarının başladığı tarih ve niteliği (sürekli olup olmaması) konularında taraflar arasında ihtilaf var ise de, iş sözleşmesinin sona erdiği dönem (Mayıs 2014) ve çalışmanın kesintisiz olup olmadığı konusunda bir uyuşmazlık olmayıp, davacı ve davalı tanık beyanlarının da bu tespitlerle uyumlu olduğunun görüldüğünü, bu durumda, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili hak düşürücü süre iş sözleşmesinin sona erdiği 2014 yılı sonunda başlayacak olup, dava tarihli olan 21.07.2014 dikkate alındığında hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğini, dosyanın davalı işyerinin faaliyet ve kapsamı yönünden incelemesinde, ... SGM’den celbedilen kayıtlara göre davalı ev işyerinin 01.06.2014 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun kapsamına alınmış olup halen faal olduğu belirtilmekle beraber, davanın ev hizmetlerindeki çalışma iddiasına yönelik olması karşısında, davacının evlerine 2007 yılında geldiğine yönelik davalının eşinin de beyanı karşısında, davacının taleplerinin incelenmesinde davalı işyerinin kapsam ve faaliyeti açısından bir engel bulunmadığının anlaşıldığını, dosyanın davacının kuruma bildirilmediğini iddia ettiği çalışmaları yönünden incelemesinde, dava dilekçesi ekinde sunulan belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme başlangıç tarihinin 10.07.2014 tarihini taşıdığı, çalışma şeklinin “kısmi süreli-part time” , çalışma zamanlarının Pazartesi-...-Perşembe-Cumartesi günleri 09.00-16.00 arasında belirtildiğini, günlük net ücretin 36,66 TL olarak belirtildiğinin görüldüğünü, davacı vekilinin davacının sözleşmenin kısmi süreli gösterilmesine muvafakat etmediğini bu nedenle işten çıkartıldığını belirttiğinin görüldüğünü, davacıya ait hizmet cetvelinde davacının 10.07.2014 tarihinden davalı işyerinden bildirimi olmakla beraber aynı gün çıkışının olduğunun ve eksik gün kodu olarak 13 (diğer) ile gün ve prime esas kazanç bildirilmediğinin anlaşıldığını, dosyanın davacının kazancı yönünden incelemesinde davacının ücret iddiasının 01.10.2011 tarihinden sonra senetle ispat sınırının altında olduğu anlaşılıyorsa da davacının ücretine ilişkin somut bir davacı tanık beyanı olmayıp, dosya kapsamında davacının ücretine ilişkin başkaca bir kayıt da sunulmadığını, bu durumda davacının hesaplanan hizmet sürelerine ilişkin prime esas kazançlarını kurum taban ücretlerinin altında kalmamak üzere asgari ücret üzerinden hesaplamak gerektiğini, sonuç olarak davacının 01.01.2007-15.07.2014 döneminde davalıya ait konutta ücretli ve sürekli olarak ev hizmetlerinde çalıştığı, davacının 1213395 34.02 sigorta sicil numaralı davalıya ait ... unvanlı işyerinden 2.715 gün ve kurum taban ücretlerinin altında olmamak üzere asgari ücretle sigortalı tespitinin gerekeceğini bildirdiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamı, tanık beyanları ve itibar edilen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere, davacının 1213395 34.02 sigorta sicil numaralı davalıya ait ... unvanlı işyerinden 2.715 gün ve kurum taban ücretlerinin altında olmamak üzere asgari ücretle sigortalı tespitine" ilişkin davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 29.01.2019 tarih ve E.2016/13995, K.2019/446 sayılı kararında; "... Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde Mahkemece davacıya, davalının ikamet ettiği konut işyerine kimlerin komşu olduğu, konutun bulunduğu apartmanda kapıcı olup olmadığı, apartmanın bulunduğu sokakta kimleri tanıdığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemde nerede oturduğu, işyerine nasıl gidip geldiği, diğer dairelerde başka çalışan olup olmadığı hususları sorulup açıklattırılmalı; davalı ...'nin sunduğu belgeler ile yurtdışına sık sık çıktığı iddiaları ve dosya kapsamı nazara alındığında, davalının çocuklarının uyuşmazlık konusu döneme ait kreş ve okul kayıtlarının celbi ile emniyetten davalının yurtdışı giriş-çıkış kayıtlarının sorulması, bu dönemde yurtdışına giriş çıkış ve kreş/okul kayıtlarının bulunması halinde davacının bu tarihler arasında nasıl çalıştığının ve ne iş yaptığının, başka evlere de temizliğe gidip gitmediğinin araştırılması suretiyle çalışmanın kesintili mi sürekli mi olduğu araştırılmalı; davalının eşinin dava konusu dönemde çalışıp çalışmadığının hizmet cetvelinin de celbi suretiyle araştırılması ve çalıştığının tespiti halinde çocuklara kimin baktığının tespit edilmesi, ihtilaflı dönemde apartmanda çalışan kapıcı, kalorifer hizmetlisi gibi çalışanların resen araştırılması ile tespiti halinde dinlenmesi ile uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi" gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş Yargıtay incelemesi neticesinde verilen karar bozulmuştur. Bozma ilamından sonra mahkememizce ilamda belirtilen hususlara ilişkin araştırma yapılması söz konusu olmuştur. Dinlenen tanıklar............... ..., ...,..., ... ve ...'ın anlatımlarına göre istem yönünden çıkarım yapılması gerekmiştir. Dinlenen tanıkların tamamı davacıyı tanımaktadır. Davalıya ait ikamet ve çevresinde davacıyı gördüklerini ifade etmişlerdir. Davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığının tanık anlatımlarından çıkarılması muhtemeldir. Davalı tarafın savunmasında ifade edildiği üzere nadiren davacının hizmetine başvurulduğunun kabul edilmesi halinde davacının komşu ikamet sakinleri, apartman görevlisi, komşu iş yeri çalışanı davalının çocuklarının arkadaşlarına bakıcılık yaptığını ifade eden tanıkça davacının fiilen tanınması hayatın olağan akışına uygun değildir. Davacının belirli bir yoğunluk içeren çalışma yapması halinde dinlenen tanıkların tamamı tarafından tanınıyor olması oluşa uygun düşmüştür. Nitekim apartmanda görevli olarak hizmet verdiğini ifade eden tanık dahi davalıların yurt dışında olduğu dönemlerde ücretinin davacıya bırakıldığını ifade etmiş, davacının bu yöndeki iddiasını doğrulamıştır. Bu kapsamda davacının çalışmasının tam zamanlı olduğunun kabulü gerekmiş, tanık anlatımları ve dosya kapsamına istinaden davanın kabulü, kısmen reddi gerekmiştir. Mahkememizce bozma ilamından önce verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmediği" gerekçesiyle, "1-Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, a-Davacının 01.01.2007 - 15.07.2014 döneminde davalıya ait konutta ücretli ve sürekli olarak ev hizmetlerinde 1213395.34.02 sigorta sicil numaralı davalıya ait ... ünvanlı işyerinden; 01.01.2007-30.06.2007 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 18,75 TL kazançla, 01.07.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 19,50 TL kazançla, 01.01.2008-30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 20,28 TL kazançla, 01.07.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 21,29 TL kazançla, 01.01.2009-30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 22,20 TL kazançla, 01.07.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 23,10 TL kazançla, 01.01.2010-30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 24,30 TL kazançla, 01.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 25,35 TL kazançla, 01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 26,55 TL kazançla, 01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 27,90 TL kazançla, 01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 29,55 TL kazançla, 01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 31,35 TL kazançla, 01.01.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 32,62 TL kazançla, 01.07.2013-31.12.2013 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 34,05 TL kazançla, 01.01.2014-30.06.2014 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 35,70 TL kazançla, 01.07.2014-15.07.2014 tarihleri arasında 15 gün ve günlük 37,80 TL kazançla, Olmak üzere toplam 2.715 gün ve kurum taban ücretlerinin altında olmamak üzere asgari ücretle sigortalılığının tespitine, b-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine" karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili, tanıklardan... ve ...nin beyanının davacı aleyhine olduğunu,...ın beyanının hükme esas alınamayacağını, diğer tanıkların da komşu işyeri tanığı olmadığı ve davacının çalışmasına anıklık edebilecek bilgileri olmadığını, çocukların kreş/okulda olduklarını ve bakımlarının anneleri tarafından gerçekleştirildiğini, iş nedeniyle sıklıkla Romanya'ya gittiklerini ve ücretli çalışana ihtiyaç olmadığını, davacı ile sürekli bir iş ilişkisi bulunmadığını beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, verilen hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıdaki yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7994, K. 2023/8579, T. 21.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7994-e-2023-8579-k-cd79cb29c85b