Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7354 E. 2024/3967 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7354
Karar No
2024/3967
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1596 E., 2023/302 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2011/34 E., 2019/349 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dava hizmet tespiti istemli olup yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Ekim 1999 tarihinden Eylül 2006 tarihine kadar davalı kat maliklerine ait apartman işyerinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, ancak sigorta girişinin geç yapıldığını, 2000 yılından itibaren bildirim yapılmaya başlandığını, davacının çalışmaya devam etmesine rağmen işten çıkışının yapıldığını ve çalışma süresinin büyük kısmının sigortaya bildirilmediğini belirterek, davacının Ekim 1999 tarihinden Eylül 2006 tarihine kadar davalılara ait apartman işyerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine tabi sigortalı olarak çalıştığının ve sigortaya eksik bildirilen çalışma süresinin tespitini talep ve dava etmiştir. 2. Ankara 19. İş Mahkemesinin 2011/1273 Esas sayılı birleşen dava dosyasında ise davacının Ekim 1999 tarihinden Eylül 2006 tarihine kadar davalı kat maliklerine ait apartman işyerinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, ancak sigorta girişinin geç yapıldığını, 2000 yılından itibaren bildirim yapılmaya başlandığını davacının çalışmaya devam etmesine rağmen işten çıkışının yapıldığını ve çalışma süresinin büyük kısmının sigortaya bildirilmediğini beyanla, davacının Ekim 1999 tarihinden Eylül 2006 tarihine kadar davalılara ait apartman işyerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesine tabi sigortalı olarak çalıştığının ve sigortaya eksik bildirilen çalışma süresinin tespitini ve bu davanın Ankara 3. İş Mahkemesinin 2011/34 Esas sayılı dosyasında görülen dava ile birleştirilmesi istemiş, 06.07.2017 tarihli duruşmada "..Birleşen davada davalı Yöneticiliktir biz asıl davadaki kat malikleri yönünden davamızı atiye terk ediyoruz davanın yöneticilikle birlikte devamına karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle zamanaşımı (hak düşürücü süre) itirazında bulunmuş, davacının Ankara 16. İş Mahkemesinin 2010/320 Esas sayılı dosyasında görülen dava ile alacak isteminde bulunduğunu, o davada 01.09.1999-16.09.2016 tarihleri arasında farklı tarihlerde çalıştığını ileri sürdüğünü, davacının 04.01.2000 tarihinde apartmanda kapıcı olarak çalışmaya başladığını, apartmanın kombili sisteme geçmesi üzerine Apartman Kat Malikleri Kurulunun kararı ile 22.06.2001 tarihinde iş akdinin feshedilerek hakları ödenerek ibraname düzenlenmek suretiyle işten çıkartıldığını, ancak davacının kapıcı konutunu kiralayarak oturmak istemesi üzerine kapıcı konutunun davacıya 07.07.2001 tarihi itibarıyla kira akdi ile kiraya verildiğini, kira sözleşmesinin yanlış yorumlanmaması için imzalı "Taahhütname" düzenlendiğini, başka bir yerde kapıcılık yapan kişi ile kısmi zamanlı kapıcı olarak anlaşma yapılarak apartmanın işlerinin bu kişiye yaptırıldığını, bu kişinin işleri aksatması üzerine 14.01.2004 tarihli Apartman Kat Malikleri Kurulu kararı ile uyarıldığını, davacının kapıcı dairesini tahliye ettikten sonra 11.12.2006 vererek alacaklarının ödenmediğini iddia ederek şikayette bulunduğunu, daha sonra 15.01.2007 tarihinde dilekçe vererek 29.06.2006 tarihinden itibaren apartmanda kiracı olarak oturduğunu, bütün alacaklarını aldığını bildirerek şikayetinden vazgeçtiğini, davacının Ankara 16. İş Mahkemesinin 2010/320 Esas sayılı dosyasında görülen dava ile alacak isteminde bulunduğunu, işyeri kayıtları sunulunca davayı takip etmeyerek bu davayı açtığını, davacının çalışmalarının 04.01.2000- 22.03.2001 tarihleri arasında olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 01.02.2010 tarihli 26 sayılı Durum Tespit Tutanağında davalı apartman tarafından davacının 2000/2. dönemde 120 gün, 2000/3. dönemde 120 gün, 2001/ 2. dönemde 52 gün hizmetinin bildirildiğini, ancak davacının sigorta numarası yanlış yazıldığı için bu çalışmaların sigorta cetvelinde görülmediğini, davacının 2002 yılında başka bir işyerinde çalışmaya başladığını ve farklı işyerlerinden sigortalılık bildirimlerinin yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin çok kısa bir süreliğine davaya konu apartman dairesinin maliki olduğunu ve akabinde de hiç oturmadan bu daireyi sattığını, bu nedenle davacıyı tanımamakta olup, iddialarını da kabul etmediklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalı şirket vekili beyanlarında özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6.... Apartmanı Yöneticiliğini temsilen yöneticisi cevap dilekçesinde; apartmanın 8 bağımsız bölümden daha az bağımsız bölüme sahip olduğu için apartman yönetimi oluşturma zorunluluğu olmadığını, 01.01.2012 tarihinde kat maliklerinin toplantı yaparak yönetimin feshine karar verdiğini, davanın her kat malikine karşı yöneltilmesi gerektiğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının Ankara 16. İş Mahkemesinin 2010/320 Esas sayılı dosyasında görülen dava ile alacak isteminde bulunduğunu, o davada 01.09.1999-16.09.2016 tarihleri arasında farklı tarihlerde çalıştığını ileri sürdüğünü, davacının 04.01.2000 tarihinde apartmanda kapıcı olarak çalışmaya başladığını, apartmanın kombili sisteme geçmesi üzerine Apartman Kat Malikleri Kurulunun kararı ile 22.06.2001 tarihinde iş akdinin feshedilerek hakları ödenerek ibraname düzenlenmek suretiyle işten çıkartıldığını, ancak davacının kapıcı konutunu kiralayarak oturmak istemesi üzerine kapıcı konutunun davacıya 07.07.2001 tarihi itibarıyla kira akdi ile kiraya verildiğini, kira sözleşmesinin yanlış yorumlanmaması için imzalı "Taahhütname" düzenlendiğini, başka bir yerde kapıcılık yapan kişi ile kısmi zamanlı kapıcı olarak anlaşma yapılarak apartmanın işlerinin bu kişiye yaptırıldığını, bu kişinin işleri aksatması üzerine 14.01.2004 tarihli Apartman Kat Malikleri Kurulu kararı ile uyarıldığını, davacının kapıcı dairesini tahliye ettikten sonra 11.12.2006 tarihinde Çalışma Bakanlığına, 16.09.2006 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna dilekçe vererek alacaklarının ödenmediğini iddia ederek şikayette bulunduğunu, daha sonra 15.01.2007 tarihinde dilekçe vererek 29.06.2006 tarihinden itibaren apartmanda kiracı olarak oturduğunu, bütün alacaklarını aldığını bildirerek şikayetinden vazgeçtiğini, davacının Ankara 16. İş Mahkemesinin 2010/320 Esas sayılı dosyasında görülen dava ile alacak isteminde bulunduğunu, işyeri kayıtları sunulunca davayı takip etmeyerek bu davayı açtığını, davacının çalışmalarının 04.01.2000- 22.03.2001 tarihleri arasında olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın davacı tarafça atiye terk olması nedeniyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen Ankara 19.İş Mahkemesinin 2011/1273 Esas sayılı davasının ise kısmen kabulü ile davacının 04.01.2000-30.04.2000 tarihleri arasında davalı apartmana ait iş yerinde tam zamanlı olarak 117 gün çalıştığının tespitine, davacının 23.06.2001-16.09.2006 tarihleri arasında davalı apartmana ait iş yerinde kısmi sözleşmeli (günlük 2,5 saat ile) olmak üzere toplam 629 gün çalıştığının tespitine, davacının fazlaya dair taleplerinin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama giderlerinin büyük çoğunluğundan davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağını, vekalet ücreti bakımından açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada davalı Kurum taraf olduğuna göre iki kere beş sayı numarası verilmek suretiyle, 5 nolu hüküm değiştirilmesi ve açılmamış sayılmasına karar verilen dosyadan lehe vekalet ücreti takdiri gerektiğinden hüküm fıkrasının değiştirilmesi gerektiğini, kısmen kabul kararı verilen dosyadan Kurum lehine vekalet ücreti verilmesinin gerektiği gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle hüküm fıkrasının değiştirilmesine kısmen kabul bakımından kaldırılmasına, davanın reddine aksi halde eksik inceleme nedeni ile dosyanın geri gönderilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86 ncı maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 2. Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13 üncü maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63 üncü maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1.Somut olayda davacının hizmetlerinin tespitini talep ettiği eldeki davada, Mahkemenin davanın kısmen kabulü yönündeki kararı yerinde görülmekle birlikte hizmet tespitine tabi asıl davanın kat maliklerine, birleşen davanın kat maliklerini temsilen apartman yönetimine açılmak suretiyle birleştirildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemece, hizmet tespiti anlamında esasen tek bir dava olduğu gözetilmeksizin, asıl davanın atiye terk olması nedeniyle asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2.Ne var ki bu konunun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Kurumun diğer temyiz itirazlarının reddine; 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3.Davalı Kurumun temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi ilamında, (1) no.lu bendinin birinci paragrafının silinmesine, aynı bendin ikinci paragrafında yer alan "Birleşen Ankara 19. İş Mahkemesinin 2011/1273 Esas sayılı davasının ise kısmen kabulü ile" şeklinde yer alan ibarenin silinmesine, yerine "Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile" ibaresinin yazılmasına, Asıl davaya yönelik (5) no.lu bendin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine "Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT gereğince davacı yararına belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Apartman Yöneticiliğinden alınarak davacıya verilmesine," yazılmasına , Yargılama giderine ilişkin olarak mükerrer şekilde belirtilen (5) no.lu bent sayısının "(6)" olarak düzeltilmesine, aynı bende ilişkin olarak "davalı SGK" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve davalı ... Apartman Yöneticiliğinden" ibaresinin eklenmesine, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7354, K. 2024/3967, T. 17.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7354-e-2024-3967-k-c8fbcb88ae04