Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2542 E. 2023/3513 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2542
Karar No
2023/3513
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/221 E., 2022/314 K. Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 09.10.1987 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunu ve öncesinde ise 01.12.1984 tarihinde işe girişi ile 185 gün SSK sigortalı hizmetinin bulunduğu, 1987 yılından bu yana kesintisiz devam etmesine rağmen prim borcunun da bulunmadığını ancak çalışmasına hiç ara vermediği halde 1997 ile 2005 yılları arasındaki hizmetinin görünmediği, ancak tarihlerde ilişkin primlerinin de ödendiği, yaşlılık aylığına hak kazandığını beyanla davacının 1987 ile 2005 yılları arasında Esnaf Bağ-Kur'lusu olduğunun tespiti ile 1986 yılında 185 günlük SSK hizmetinin Bağ-Kur hizmeti ile birleştirilmesine yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihten itibaren yaşlılık aylığı alması gerektiğinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep tarihi itibariyle 17 yıl 1 ay 7 gün ve 185 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 17 yıl 7 ay 12 gün hizmetinin bulunduğunu, yaşlılık aylığı bağlanma şartı için aranan 25 yıl şartını doldurmadığından kurum işleminin hukuka aykırı olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.05.2014 tarihli ve 2011/405 E., 2014/204 K. sayılı kararıyla; "Davacının 1987 yılından 2005 yılına kadar esnaf Bağ Kur'lu olduğuna ilişkin talebi kurumca yerine getirildiğinden davanın konusuz olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının 506 sayılı Kanun'a tabii çalışmasına ilişkin birleştirme kararının davacının emeklilik süresini doldurmaması nedeniyle reddine, davacının emeklilik talebinin reddine," karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına tüm taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 21.Hukuk(kapatılan) Dairesinin 04.06.2015 tarihli ve 2014/16105 E. 2015/12841 K. sayılı ilamı ile; "Somut olayda, Kurum davacıyı 22.3.1985 ile 7.1.2005 tarihleri arasında aralıksız şekilde Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul etmemiştir. Davacının tüm taleplerinin karşılanmaması karşısında davanın tümden konusuz kaldığı söylenemez. Yapılacak iş, davacının talebinin tümü Kurumca kabul edilmemiş olup davanın konusuz kalması söz konusu olmadığından mahkemece davacının Kurumca kabul edilmeyen talebi yönünden yargılamaya devam edilerek olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden konusuz kaldığı gerekçesiyle yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." hususlarına işaret edilerek bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 18.05.2018 tarihli ve 2015/557 E. 2018/479 K. sayılı kararıyla; "Davacının davasının kabulüyle, 22.03.1985- 07.01.2005 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının 01.07.2011 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'a göre yaşlılığa hak kazanacağının tespitine," karar verilmiş; karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Yargıtay 21.Hukuk(kapatılan) Dairesinin 16.04.2019 tarihli ve 2018/5513 E. 2019/3021 K. sayılı ilamı ile; "Davacının esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunu talep ettiği süre 1987- 2005 tarihleri arasında olduğu halde 22.03.1985 tarihinden itibaren esnaf Bağ-Kur'lu sayılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...Somut olayda, davacının talebi 1479 sayılı Kanun kapsamında 1987-2005 tarihleri arasında sigortalılığının tespiti olduğu halde 2926 sayılı Kanun yönünden araştırma yapılarak hüküm kurulması hatalıdır. Yapılacak iş, yukarıdaki yasa maddeleri gözetilerek davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu süreleri belirlemek, sonucuna göre davacının öncesinde primini ödediği süreleri dikkate alarak yaşlılık aylığı talebi hakkında karar vermekten ibarettir." hususlarına işaret edilmiştir. C.Üçüncü Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 23.01.2020 tarihli ve 2019/571 E. 2020/141 K. sayılı kararıyla; "davacının davalı Kurumca nizasız olarak kabul ettiği 22.05.1985-17.03.2011 tarihleri arsındaki 506 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki toplam hizmet süresinin 6434 gün bulunduğu, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 17.03.2011 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesine göre 50 yaş 900 gün prim ödeme koşulunu taşıma halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, ancak toplam 6434 günlük hizmetinin bulunması nedeniyle 17.03.2011 tarihi itibariyle bu koşulları taşımadığından aylığa hak kazamadığı, davacının 01.07.1999- 06.01.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlernin davalı kurumca iptal edilmiş olduğu, bu iptalin tarım bedelinden yapılan stopajın davacıya ait olmadığının tespiti sonucu kurumca yapıldığı, iş bu davanın konusu 2926 sayılı Kanun kaspamındaki hizmetlerle ilgili olmadığı için bu dönemlere ilişkin değerlendirme yapılmaksızın ve bu döneme ilişkin hizmetlerin kabul edilemeyeceği" gerekçelerine dayalı olarak "davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının 1987-07.01.2005 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 17.03.2011 tarihi itibari ile 1479 sayılı Kanun uyarınca koşulları taşımadığı nazara alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkin talebinin reddine," karar verilmiş; karara karşı tüm taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizin 26.04.2021 tarihli ve 2020/6532 E. 2021/5900 K. sayılı ilamı ile; "Öncelikle, davacının 1987-2005 yılları arasında, esnaf Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine yönelik talebine ilişkin olarak söz konusu dönemin başlangıç ve bitiş tarihi itibariyle, ay ve gününün davacının beyanı alınmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir Hükmüne uyulan bir önceki, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 04.06.2015 günlü, 2014/16105 Esas, 2015/12841Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere; davalı Kurum sigortalıyı, 22.03.1985 ile 07.01.2005 tarihleri arasında aralıksız şekilde esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul etmemiş bu bağlamda sigortalının Kurum kabulünde olan esnaf Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin, 22.03.1985- 02.01.1986, 01.05.1987- 04.06.1987, 31.08.1987-15.09.1997 tarihleri arasında ve 07.01.2005 tarihinden itibaren devam şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının 03.01.1986- 30.04.1986 tarihleri arasında 85 gün, 01.01.1987- 30.04.1987 tarihleri arasında 53 gün, 05.06.1987-30.08.1987 tarihleri arasında 47 gün olmak üzere toplamda 185 gün, 506 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında zorunlu sigortalı olduğu görülmektedir. Dosya içeriğine göre, davacının Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde, 06.10.1987-15.09.1997 ve 07.01.2005 tarihinden itibaren devam şeklinde vergi kaydının, 02.09.1983- 03.06.1996 tarihleri arasında ... Şoför Nakliyeci ve Otomobilciler Esnaf Odası’nda, 09.06.2010 tarihinden itibaren ise ... Bakır Kalaycılar Alüminyum Züccaciye Banyo Kazancıları Güneş Enerjileri ve Hırd. Odası’nda devam şeklinde oda kaydının yine ... İli Esnaf ve Sanatkar Sicili Müdürlüğünde, 17.05.2010 tarihinden itibaren devam şeklinde sicil kaydının olduğu, diğer yandan davacının 10.08.1988 ila 15.10.1992 arası çerçeve ve ara dönemlerde ve ayrıca 28.06.1997 ile 29.04.1988 arası çerceve ve ara dönemlerde prim ödemesinin bulunduğu, daha sonraki prim ödemelerinin 30.05.2006- 19.03.2010 çerçeve ve ara dönemlerinde gerçekleştiği, 29.04.1998 tarihinden sonra 07.01.2005 tarihine kadar, herhangi bir prim ödemesinde bulunmadığı gibi, oda sicil ve vergi kaydının da bulunmadığı görülmekle, Kurumca 506 sayılı Kanun'a tabi çalışmalar ve oda ve vergi kayıtları gözetilmek suretiyle davacılar murisinin yukarıda belirtilen dönem aralarında esnaf Bağ-Kur'lu sayıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; davacının esnaf Bağ-Kur kapsamındaki talep dönemini tam olarak açıklığa kavuşturarak, Kurumca kabul edilmeyen Bağ-Kur' luluk sürelerinde, davacının 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süreleri de gözetilerek, prim ödemeleri, nam ve hesabına yürütülen faaliyet ile oda ve sicil kayıtları da dikkate alınmak kaydıyla, Bağ-Kur'lu sayılıp sayılmayacağını belirlemek, sonucuna göre belirlenecek esnaf Bağ-Kur ile 506 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamındaki sigortalılık sürelerinin çakışıp çakışmadığı hususu üzerinde durulup, çakışma çıkması halinde baskın çalışma olgusu irdelenerek, olması gereken sigortalılık niteliği belirlenmeli, tahsis koşulları da bu kapsamda irdelenerek sonucuna göre karar verilmelidir." hususlarına işaret edilerek bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacının 01.01.1987-15.09.1997 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 17.03.2011 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun uyarınca koşulları taşımadığı nazara alınarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkin talebinin reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki taleplerin Mahkemece ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, hepsi hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerektiği, emeklilik aylığı için gerekli süre hesaplanırken tüm sigortalılık sürelerinin hesaba katılması gerektiği, sadece 1479 sayılı Kanun kapsamında hesap yapılmasının hatalı olduğu, 185 günlük SSK hizmetinin Bağ-Kur hizmeti ile birleştirilmesine ilişkin talepleri yönünden Mahkemece herhangi bir karar verilmediği, dosyaya sunulan son rapora itirazlarının değerlendirilmediği belirtilerek kararın bozulması istenmiştir. 2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın tümden reddi gerekirken, kısmen kabul kısmen red şeklinde hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca aleyhe vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 1987 ile 2005 yılları arasında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitiyle, 1986 yılında 185 günlük SSK hizmetinin Bağ-Kur hizmeti ile birleştirilmesine ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine yöneliktir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 1479 sayılı Kanun'un 24, 25, 26, geçici 18 inci ve 5510 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar ve davalı Kurum vekilinin tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar ve Davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2542, K. 2023/3513, T. 30.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2542-e-2023-3513-k-71856c838db6