Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2252 E. 2023/2691 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2252
Karar No
2023/2691
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/569 E., 2022/152 K. ... ... KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen, rücuan tazmiat istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum ile davalı şirket vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili Mahkememize sunduğu 01.11.2005 havale tarihli dava dilekçesinde; davalı işveren şirkete ait işyeri işçilerinden ...' ün geçirdiği iş kazası neticesinde malül kaldığını, kazanın 15.09.2003 tarih sor. 9511 nolu müfettişlik tahkikat raporunda da belirtildiği üzere iş kazası olduğunu, zararlandırıcı olay nedeni ile malül kalan sigortalıya 99.638,79 YTL peşin sermaye değerli gelir, 6.725,35 YTL iş kazası geçici iş göremezlik ödeneği ve 12.324,06 YTL tedavi harcaması olmak üzere toplam 118.688,20 YTL tahsis ve tediye de bulunulduğunu, 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince işe giriş bildirgesinin kuruma yasal süresinde verilmemesi nedeni ile davalı işverenin 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince sorumlu olduğunu, işveren tarafından İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ve İş Kanunu hükümleri gereğince alınması gereken önlemlerin alınmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 506 sayılı Kanun'un 10 uncu ve 26 ncı maddelerine istinaden şimdilik zararın % 10'una tekabül eden 11.868,82 YTL' nin tahsis onay, masraf sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Blok Tuğla Fabrikası Adi Komandit Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı şirketin işe giriş bildirgesinin zamanında verilmediğinden bahisle 506 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince yine gerek iş güvenliğine ilişkin tedbirlerin alınmamış olması nedeni ile aynı yasanın 26 ıncı maddesi hükmü gereğince, müvekkili davalı şirketin sorumlu olduğunun belirtildiğini, iddianın aksine kazazede işçinin işe giriş bildirgesinin yasal sürede verildiğini, bu hususun şirket ve sigorta kayıtlarında açıkça görüldüğünü ve yaptırılan müfettiş incelemelerinde de tespit edilerek kayıtlara geçtiğini, müvekkili şirkete atfı kabil herhangi bir kusur olmadığını, bu hususun yapılan incelemeler sonucunda tanzim edilen raporlarda ayrıca ve açıkça belirtildiğini, kurum ve bölge çalışma müfettişleri tarafından tanzim edilen bu raporlara davacının bir itirazının söz konusu olmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine 26 ncı maddenin hükümlerinin de uygulanmasının mümkün olmadığını, ...' ün % 54 oranında işgücü kaybına uğradığını ve bu oran üzerinden sürekli maluliyet kararı alındığıu belirtilmiş ise de, oranın son derece yüksek olduğunu ve maluliyet oranını kabul etmediklerini, dosyaya ibraz olunan belgelerden peşin sermaye hesaplamasının neye göre yapıldığının anlaşılamadığını ve yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, sigortalının malulen emekli olmadığını, sürekliş işgöremezlik ödeneği bağlandığını, yaşlılık sigortası kolundan ödenen sosyal yardım zammının ve pasif dönemin hesaplamaya dahil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ...'e usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmaya katılarak da beyanda bulunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Özetle; “1-Davacının davasının Kısmen kabulü ile; a)9.963,89 TL peşin sermaye giderli gelirin onay tarihi olan 26.02.2005 tarihindedn itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, b)672,53 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden itibaten işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılşardan alınarak davacıya verilmesine, c)1.232,40 TL tedavi giderinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı ... Fabrikası Adi Komandit Şirketi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. “... İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; davalıların kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınarak varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, ayrıca sürekli iş göremezlik derecesine yönelik itirazların giderilmediği anlaşılmakla, ilgili mevzuat hükümlerinde açıklanan prosedür ikmal edilerek sigortalının sürekli iş göremezlik derecesi belirlenmeden ve kabule göre de, teselsüle dayanılarak açılan eldeki davada, hüküm altına alınan kurum zararı, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmemesi, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin sadece davalı ... yönünden açılan davanın ıslah edildiği gözetilmeksizin hatalı hesaplanması isabetsiz bulunmuştur”, gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Özetle; “1-Davacının davasının Kısmen kabulü ile; a)30.639,68 TL peşin sermaye giderli gelirin onay tarihi olan 26/02/2005 tarihindedn itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b)2.353,87 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihlerinden itibaten işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, c)4.313,42TL tedavi giderinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ile davalı şirket vekilleri ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı şirket vekili; kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ...; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı kurumun temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında işverenin sorumluluğu, ikinci fıkrasında ise üçüncü kişilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Zararlandırıcı sigorta olayında; devlet adına sosyal güvenlik kanunlarını uygulamakla görevli Sosyal Güvenlik Kurumu birinci kişi, risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalının ya da hak sahiplerinin Kurumdan yardım görmesi için primleri ödeyen işveren ikinci kişi konumundadır. Bunun dışında kalanlar ise üçüncü kişi olarak tanımlanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 332/1'inci maddesinde belirtilen işçi - işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çerçevede maddenin 2'nci fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu 26/1'inci maddeyle yapılan ilişkilendirme ile bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabii olmakla; zamanaşımının, işverenler açısından uygulanması gereken Borçlar Kanununun 125 inci maddesine göre on yıl olduğu belirtilmelidir. 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinde üçüncü kişiler aleyhine açılan rücu davalarının tabi olduğu zamanaşımı süresine ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. Üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu değildir. Ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında Borçlar Kanununa yollamada bulunulmuştur. Hal böyle olunca; üçüncü kişiler aleyhine açılan davaların, Borçlar Kanunu’nun 60 ıncı maddesinde gösterilen bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Borcu ortadan kaldırmamakla birlikte yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı defi, ancak bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta olup, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen ancak yasal süre içerisinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirilmesi gerekir ve başlangıcı da; “zarar ve faile ıttıla” tarihidir. Bilindiği üzere zarar ve faile ıttılanın birlikte gerçekleşmesi gerekir ve sadece birinin gerçekleşmesi zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli değildir. Zarara ve faile ıttıla, Kurumun yetkili organının ıttılaı olduğundan, zararın ıttıla tarihi sigortalı ya da hak sahibine bağlanan gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihidir. Faile ıttılanın ise özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekmektedir. Uygulamada, devam eden ceza davasında verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiği tarih, Kurum sigorta müfettişi veya Çalışma Bakanlığı iş müfettişi raporunun Kurumun yetkili makamlarına intikal tarihi ya da ilk rücu davasının açıldığı tarih, faile ıttıla tarihi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca özellikle belirtilmelidir ki, zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez (11.1.1940 tarihli 15/70 sayılı İçt. Bir. Kararı) ve yargı kararları ile öğretide kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt:II sayfa:1541 v.d) Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Y....20.3.1968 gün ve 1968/9-210 E. ve 151 K., 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E. ve 572 K.,09.10.2002 gün ve 2002/9-808 E. ve 2002/801 K.sayılı ilamları da bu yöndedir. Eldeki davaya konu 27.09.2001 tarihinde gerçekleşen iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin rücuen tazminatına ilişkin ilk davanın 01.11.2005 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında ıslahın 01.02.2016 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, dava dilekçesinde talep edilmeyen tutarlar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek, davalıların ilk mahkeme kararında hüküm altına alınan toplam 11.868,82 TL kurum zararından sorumlu olmalarına dair karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2252, K. 2023/2691, T. 16.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2252-e-2023-2691-k-5e88d17449c0