Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13955 E. 2024/571 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13955
- Karar No
- 2024/571
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/33 E., 2023/49 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/67 E., 2021/339 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, yoksun kalınan yaşlılık aylıkları ile fazladan ödenen primlere mahsuben alacak istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, İstanbul 36. İş Mahkemesinin 2017/362 E. - 2018/78 K. sayılı ilamı gereği sigorta başlangıç tarihi 01.09.1986 olarak tespit edilen davacının, emeklilik hakkını elde edebilmek amacıyla fazladan ödemiş olduğu sosyal güvenlik primlerinin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi, emeklilik ile ilgili iş ve işlemlerin davalı tarafça haksız yere geciktirilmesinden kaynaklı olarak yoksun kalınan maaş ve diğer mali hakların ödenmesi gereken tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte şimdilik 5.000 TL'nin (2.500 TL'si fazladan ödediği primlere mahsuben, 2.500 TL'si yoksun kaldığı yaşlılık aylığı ve diğer mali haklara mahsuben olmak üzere) davacıya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu, yasal dayanaktan yoksun, haksız ve yersiz olan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "...Somut olayda ise, davacı tarafından hali hazırda bağlanan aylık öncesinde herhangi bir yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulmadığı, çalışmaya devam edildiği ve bu çalışması kapsamında da davalı Kuruma primlerinin yatırılmaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Davanın hem geçmişe dönük emeklilik aylıklarının tahsili, hem de yatırılan primlerin iadesi talebi yönünden değerlendirmesinde davacının prim yatırdığı dönemde çalışmaya devam etmediği yönünde bir iddiası bulunmuyor oluşu nedeniyle primlerin iadesinin mümkün olmadığı, yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmamış olması karşısında da geçmişe dönük emekli aylıklarının tarafına ödenmesinin mümkün bulunmadığı kanısına varılmıştır..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının İstanbul 36. İş Mahkemesinin 2017/362 E. 2018/78 K sayılı dosyası ile sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1986 olduğuna dair karar verdiğini, kararın Yargıtay tarafından 03.03.2020 tarihinde onandığını, davalı Kurum kayıtlarının hatalı ve eksik tutulmasından 1987 yılına kadarki çalışmaları Kurum kaydında görünmediğinden gerek ödenmesi gereken prim gün sayısı, gerek emeklilik hakkının doğumu ve buna bağlı emeklilik aylığı ve özlük hakları konusunda hak kaybına uğradığını, davacı tarafından 08.03.2017 tarih 3121563 sayılı dilekçe ile emeklilik (yaşlılık aylığı) tahsis talebinde bulunulduğunu, davalı Kurum tarafından 23.05.2017 tarih B13.2.SGK.4.34.10.04/11-4.MNK -3121563 sayılı yazısı ile "ilgili kayıtlı dilekçeniz üzerine, kayıtlarımızda yapılan incelemelerde; 470889.34 sicil no.lu ve ... ünvanlı işyerinin 1986/3 dönem bordrolarının Kurumumuza verilmediği tespit edilmiştir. Bu konuda müdürlüğümüzce yapılacak bir işlem bulunmamaktadır." şeklinde cevap verildiğini, ancak İstanbul 36. İş Mahkemesi 2017/362 E. 2018/78 K. sayılı ilamı ile davacının işe giriş bildirgesinin ...'ye ait ...sicil numaralı iş yerinden 01.09.1986 tarihinde işe başladığı belirtilerek Kuruma verildiğini, bu bildirgenin Kurum kayıtlarına intikal ettiğini, başkaca bir işlem yapılmamış olduğu Mahkeme kararı ile sabit iken, davalı sigorta giriş tarihinin Kurum kayıtlarına doğru tutulmamasından kaynaklı olarak fazladan prim ödemek zorunda kaldığını ve aynı zamanda emeklilik hakkı ile kendisine ödenmesi gereken emekli maaş ve diğer özlük haklarının geç ve eksik ödendiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; Kurum kayıtlarının getirtildiği, davacının Kuruma başvurusuna ilişkin dilekçesinin ve Kurum cevabının dosyada olduğu, İstanbul 36. İş Mahkemesi'nin 2017/362 E. 2018/78 K sayılı dosyası ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1986 olduğuna dair karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından 03.03.2020 tarihinde onandığı, davacının aylık bağlandığı tarihten önceki bir tarih için tahsis talebinde bulunmadığı görülmüştür. Somut olayda; davacı tarafından hali hazırda bağlanan aylık öncesinde (Kuruma yapmış olduğu 17.10.2018 tarihli aylık tahsis talebine istinaden Kurum tarafından 01.11.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanmış olup) herhangi bir yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulmadığı, çalışmaya devam edildiği ve bu çalışması kapsamında da davalı Kuruma primlerinin yatırılmaya devam edildiği, davanın hem geçmişe dönük emeklilik aylıklarının tahsili hem de yatırılan primlerin iadesi talebi yönünden değerlendirmesinde davacının prim yatırdığı dönemde çalışmaya devam etmediği yönünde bir iddiasının bulunmadığı, aylık bağlanma tarihinden önce başkaca yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmamış olduğu, Kuruma başvuru şartının yerine getirildiği anlaşılmakla...." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali, yoksun kalınan yaşlılık aylıkları ile fazladan ödenen primlere mahsuben alacak isteminden ibarettir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacı tarafından İstanbul 36. İş Mahkemesinin 2017/362 E. sayılı dosyası üzerinden 05.07.2017 tarihinde sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1986 olduğunun tespiti talepli olarak dava açtığı anılan dava sonunda talebin kabulüne ilişkin 06.03.2018 tarihli ve 2018/78 K. sayılı karar verildiği,bu kararın Yargıtay 21. H.D.'nin 03.03.2020 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği,öte yandan davacının anılan dava devam ederken 17.10.2018 tarihindeki tahsis talebine istinaden 01.01.1987 sigorta başlangıcı olmak üzere 50 yaş,10666 prim günü,31 yıl üzerinden 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-G bendi uyarınca 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığı,davacının ise esasen kesinleşen mahkeme kararı gereği sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1986 tarihi olması halinde 49 yaşında iken yaşlılık aylığına hak kazanadığı, buna karşın 50 yaş 7 ayı doldurduktan sonra yaşlılık aylığı almaya başladığını, böylelikle hem fazladan 1 yıl 7 ay prim ödediği, hem de yaşlılık aylığını 1 yıl 7 ay geç almaya başladığını iddia etmiş, Mahkemece ise davacının aylık bağlanmasına esas 17.10.2018 tarihinden önce bir tahsis talebinin olmadığı, çalışmaya devam ettiği ve bu çalışması kapsamında da davalı Kuruma primlerinin yatırılmaya devam edildiği, prim iadesi talebi hususunda prim iadesi talep edilen dönemde çalışmanın olmadığı yönünde bir iddianın olmadığı,öte yandan davacının yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmadığı gerekçesiyle de geçmişe dönük yaşlılık aylığı ödenmesi gerektiği talebinin yerinde olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili,bir örneği dosyada mevcut olan Kurumun davacıya verdiği 23.05.2017 tarihli cevabın esasen kendilerinin tahsis talebini de içeren 08.03.2017 tarihli başvurularına verilen cevap olduğunu iddia ettiği,mahkemenin ise bu başvurunun ise 7036 sayılı Kanun kapsamında yapılması zorunlu başvuru niteliğinde olduğu şeklinde değerlendirme yaparak tahsis talebi olarak değerlendiremeyeceği belirtildiğinden Mahkemece öncelikle Kurumdan dosya içinde mevcut olmayan 08.03.2017 tarihli başvuru dilekçesi celbedilerek dilekçe içeriğindeki talebin tahsis talebini içerip içermediği değerlendirilmeli, davacının Kurumdaki sicil dosyası da celbedilerek başkaca tahsis talebinin olup olmadığı belirlenmelidir. Mülga 506 sayılı Kanun'un 62/1 inci maddesi, “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.” Yine mülga 506 sayılı Kanun'un 60/h maddesi ise; “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.” hükümlerini içermektedir. Davanın yasal dayanaklarından olan mülga 506 sayılı Kanun'un 62 nci maddesindeki “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin önüne gelen başka bir uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Anayasa'nın 2, 10, 48, 49 ve 60 ıncı maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un Gerekçe ile Bağlı Olmama başlıklı 29 uncu maddesi; “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırlığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebilir. Ancak, başvuru, Kanun'un, Kanun Hükmünde Kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali Kanun'un, Kanun Hükmünde Kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanun'un, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” amir hükmü gereği 506 sayılı Kanun'un 60/h bendindeki işten ayrılma koşuluna ilişkin düzenlemeyi de iptal edebilecek olmasına karşın sadece 62 nci maddesindeki ibarenin iptal edilmiş olması sigortalılar aleyhine olan durumun devamına imkan sağlamakta ise de, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul ettiği belirgindir. Öte yandan, davanın bir başka yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde , "Yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlıyanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihte kesilir. Yukarıki fıkraya göre yaşlılık aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak yaşlılık aylığı verilmesi için yazılı istekte bulunan sigortalıya, eski yaşlılık aylığı, yazılı istekte bulunduğu tarihten sonraki aybaşından başlanarak ödenir. Şu kadar ki, bu gibi sigortalılar için yazılı istek tarihlerine göre yeniden yaşlılık aylığı hesaplanır ve bu aylık önceden bağlanan yaşlılık aylığından çoksa hesaplanan yeni aylık üzerinden ödeme yapılır." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının yaşlılık aylığı bağlanmasından önce özellikle iddia ettiği üzere 08.03.2017 tarihli tahsis talebinin olduğunun tespiti halinde, 506 sayılı Kanun'un mülga 62 nci maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği hususu da dikkate alınarak,tahsis koşulları hakkında bir değerlendirme yapılmalıdır. Öte yandan, davacının iadesini talep ettiği primler yönünden de; Şayet iddia olunan tarih olan 08.03.2017 tarihini takip eden 01.04.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti halinde,bu tarihten 16.10.2018 tarihine kadar devam eden zorunlu sigortalığının varlığı karşısında, anılan primlerden, sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılarak, iade edilecek prim tutarı belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.