Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13923 E. 2024/89 K. – Kurum İşleminin
Konu: Kurum İşleminin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13923
- Karar No
- 2024/89
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum İşleminin İptali
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/843 E., 2023/1546 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/496 E., 2018/388 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair karara yönelik davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; önceki kararda direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline 08.10.2008 tarihinde vefat eden eşinden ve babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığını, davalı Kurumun 2013/26 sayılı Genelgeyi gerekçe göstererek babasından aldığı aylığı iptal ederek 28.198,91 TL borç çıkardığını ve borcun eşinden aldığı aylıktan kesilmeye başlandığını, 2017 yılı Şubat ayından itibaren babasından aldığı aylığın yeniden bağlandığını, kesilen aylıklarının ise ödenmediğini, Kuruma yapılan başvurunun reddedildiğini ileri sürerek müvekkilinin 08.10.2008 tarihinden itibaren babasından dolayı yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile bu aylıkların 08.10.2008 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen her aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli ve 2017/496 Esas, 2018/388 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesine göre ölüm aylıklarının bağlanmasında vs hususlarda yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926 ve 2925 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği davacının 08.10.2008 tarihinden itibaren ölüm (yetim) aylığı almaya hakkının olduğuna, davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesi gerekip de ödenmeyen 2014 yılı 12. ayına, 2015 yılına ve 2016 yılının ilk 9 ayına ilişkin ölüm aylıklarının, her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2018/3345 Esas, 2020/681 Karar sayılı kararı ile davalı Kurumun 1479 sayılı Kanun’un 4956 sayılı Kanun ile değişik 45 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine aylık bağlanır" hükmünü dikkate alarak 08.08.2003 tarihinden önce ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına da ölüm aylığı bağladığı, Kurumun farklı sigortalılık kanunlarına göre bağlanan aylıklar söz konusu olduğunda 1479 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasını hiçbir zaman uygulamadığı, zira bu maddenin aynı kanun kapsamındaki aylıklara ilişkin olduğu, 2011/58 sayılı Genelgede verilen örneklerin de bu yönde olduğu ancak Kurumun yeni bir yasal düzenleme olmadığı hâlde 2013/26 sayılı Genelgesiyle farklı uygulamaya geçtiği, 04.10.2000-01.08.2001 ve 07.08.2003-01.10.2008 tarihleri arasındaki döneminde ölen Bağ-Kur sigortalılarının kız çocuklarına aylık bağlayıp ölen eşlerinden dolayı 5434 veya 506 sayılı Kanunlar kapsamında bağlanan ölüm aylığının engel olmadığını kabul ederek aylıkları iptal etmezken 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 tarihleri arasındaki dönemde ölen sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına sonraki lehe olan yasal düzenlemeler gereğince bağladığı ölüm aylıklarını gelir testine tabi tutarak geçimini sağlayacak gelirleri bulunduğu gerekçesiyle iptal ettiği, daha sonra SGK Emeklilik İşlemleri Genel Müdürlüğünün 02.09.2017 tarihli Genel Yazısı ile 01.10.1972-03.10.2000 ve 08.08.2001-01.08.2003 tarihleri arasındaki dönemde ölen sigortalıların kız çocuklarına gelir testi yapılmadan kendi sigortalı çalışmaları veya kendi sigortalılıkları nedeniyle bağlanan gelir ve aylık almamaları hâlinde ölüm aylıklarının bağlanmasına yönetim kurulunca karar verildiği ancak Kurumun kestiği aylıkları yönetim kurulu kararı uyarınca 2016 yılı Ekim ayından itibaren yeniden bağlamasına karşın daha önce ödediği aylıkları borç kaydederek iade etmediği, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığının ayrı ayrı tüzel kişiliğe sahip ayrı ayrı yasalara göre sosyal güvence sağlayan Kurumlar olduğu, her bir kanunun kendi sigortalıları açısından hüküm ifade ettiği, açıkça atıf yapılmadıkça diğer kanun hükümlerinin dikkate alınamayacağı, 1479 sayılı Kanun’un 45 inci maddesindeki hükmün bu nitelikte olduğu, aynı Kanun’un 46 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemenin her iki aylığın da 1479 sayılı Kanun kapsamında olduğu durumlarda uygulanması gerektiği, öte yandan, 5510 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesine göre ölüm aylıklarının bağlanmasında vs hususlarda yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926 ve 2925 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanmasının mümkün olmadığı, bu itibarla davacının eşi 15.11.2008 tarihinde vefat ettiğinden babasından dolayı 01.12.2008 tarihi itibariyle aylık almaya hak kazandığı, hüküm kurulurken bu durumun dikkate alınmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 01.12.2008 tarihinden itibaren babasından dolayı ölüm aylığı almaya hak kazandığının ve Kurum tarafından kesilen ölüm aylığının 01.12.2008 tarihi itibariyle yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının ölüm aylığının Kurum tarafından kesildiği tarihten yeniden bağlandığı tarihe kadar (25.12.2013-01.10.2016 arasında) ödenmeyen aylıklarının her birinin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davcıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 05.07.2021 tarih, E. 2020/7506, K. 2021/9608 sayılı kararında; Somut olayda, davacıya babasından aldığı ölüm aylığının kesilmesinden sonra 1.10.2016 tarihi itibarıyla yeniden bağlandığı dikkate alındığında bu tarihten sonraki dönem yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığı, 1.10.2016 öncesi için ise 5510 sayılı yasanın 54.maddesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2022 tarih, E. 2021/2142, K. 2022/159 sayılı kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. C. 2 nci Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarih, E. 2022/10-1181, K. 2023/208 sayılı kararında; "...Somut olayda; davacıya 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun 4/1-a) kapsamında sigortalı iken 08.11.2008 tarihinde vefat eden eşinden ve 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 31.08.1997 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, 02.12.2014 tarihli Kurum yazısı ile davacının gelirinin brüt asgari ücretin üzerinde olduğu tespit edildiğinden babadan bağlanan aylığı iptal edilerek ödenen aylıklar nedeniyle 28.198,91 TL borç çıkarıldığı, davacının 17.11.2017 tarihli başvurusuna da aynı yönde cevap verilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davacıya 10.02.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01.10.2016 tarihinden başlamak üzere babasından dolayı yeniden aylık bağlandığı anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde; sigortalıya ilişkin koşulların sigortalının ölüm tarihinde; hak sahibine ilişkin koşulların ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının eşinin 01.10.2008 tarihinden sonra vefat ettiği, babasından dolayı ölüm aylığı alma açısından hakkı doğuran olayın eşin vefatı olduğu ve babasından dolayı hak sahibi sıfatını eşinin ölümü ile kazandığı, bu nedenle eşinin ölüm tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 34 ve 54 üncü maddelerindeki düzenlemelere göre davacıya hem eşinden hem de babasından dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanması mümkün olmayıp davacının çift aylığa hak kazanmasına olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla dava konusu Kurum işlemi yerindedir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı doğrultusunda dava konusu kurum işlemi yerinde olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, eksik araştırma ile karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum işelminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.