Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13558 E. 2024/10277 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13558
Karar No
2024/10277
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/27 E., 2023/488 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 06.04.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanarak % 13,1 oranında malul kaldığını, söz konusu kazanın davalı işveren ile diğer istihdam ettiği kişilerin kusurlu davranışlarından ve gerekli tedbirleri almamasından kaynaklandığını, bu maluliyeti nedeniyle de davacının madden ve manen zarara uğradığını belirterek; 17.682,23 TL maddi tazminat ile 11.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 28.682,23 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, iş kazasının oluşumunda müvekkili Kurumun kusurunun bulunmadığını, yine istenen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 09.09.2015 tarih, 2014/363 Esas, 2015/666 Karar sayılı kararıyla; davacının yaralanmasına neden olan iş kazasının oluşumunda; davalı işverenin %60 oranında, davacının % 40 oranında kusurlu olduğu ve davacının iş kazasına bağlı maluliyet oranının % 13,2 olduğu kabulüyle: "1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile Davacının iş kazasına bağlı oluşan % 13.1 maluliyeti nedeniyle 17.682,23 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Davacının iş kazasına bağlı oluşan % 13.1 maluliyeti nedeniyle davacının yaşı, olayın gerçekleşme biçimi, maluliyetin oranı, kaza nedeniyle davacının yaşadığı üzüntü, tarafların kusur durumu, kaçınılmazlık ile sosyo-ekonomik koşullar dikkate alınarak takdiren 9.500 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen 09.09.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 21.(Kapatılan ) Hukuk Dairesinin 14.12.2015 tarih ve 2015/20964 Esas , 2015/22469 Karar sayılı kararı ile " davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bu açıklamalardan olarak somut olayda, davacının 06.04.2011 tarihli iş kazası nedeniyle Kurumca tespit olunan ilk maluliyetinin % ''0” (maluliyeti yok) olduğu, sigortalının buna itirazı üzerine YSK'nın da aynı değerlendirmede bulunarak davacı için “maluliyet tayinine yer olmadığına” kararı verdiği, davacının Kurum Hastanelerinde yeniden muayene edilip buradan alınan raporlara göre bu kez “Artma” kaydı ile maluliyetinin %13,10 olduğunun kabul edildiği, davacının bu maluliyet oranına göre eldeki davasını açtığı, davalı TTK vekilinin davaya cevabında davacının maluliyet oranına itiraz edip 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesi kapsamında kazalının maluliyetinin ortala konulmasını istediği hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Tartışma Kurumca “Artma” kaydı ile %13,10 olarak tespit olunan bu maluliyete davalının itirazının bulunmasına göre bu itiraz doğrultusunda araştırma yapılmadan neticeye varılmasının doğru olup olmadığı noktasındadır. Şüphesiz ki; maluliyet oranına yapılan bu itirazı haklı çıkartacak bir veri dosyada mevcut ise hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında bu hususta araştırma yapması gerekecektir. İşbu dosyada da ilk olarak davacının 06.04.2011 tarihli olayda maluliyetinin doğmadığı, kontrol muayenesinin de gerekmediği tespitini yapan Kurum(SGK), sonrasında davacı maluliyetini “artma” kaydıyla %13,10 olarak ortaya koymuştur. Yani Kurum sonraki işlemi ile davacının 06.04.2011 tarihli kaza sonrası oluşan rahatsızlığında “gelişen” bir durum olduğunu kabul etmiş ve davacının maluliyetinin bu nedenle arttığını değerlendirmiştir. Bu ... göre Kurumun davacı maluliyetine dair ortaya koyduğu farklı tespitler sonrasında davalının itirazını haklı çıkaran veriler dosyada var olup bu itirazların giderilmesi için yukarıda belirtilen silsileye göre rapor araştırma yapmadan neticeye varılması doğru görülmemiştir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılması gereken iş; davacı kazalının 06.04.2011 tarihli iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet oranını ve yine kazalıdaki mevcut bu maluliyet oranının hangi tarihten itibaren var sayılması gerektiğini bildirilmesi için önce Yüksek Sağlık Kurulundan, gerektiğinde ise Adli Tıp Kurumu İhtisas ve giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alarak dosyadaki tüm delilleri bir arada değerlendirip neticesine göre karar vermekten ibarettir. O halde davalı TTK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. ...." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davacı vekiline sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair davalı işveren ile kurumu davalı göstermek suretiyle dava açılması amacıyla 19.09.2018 tarihli celse 1 nolu ara kararıyla süre verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.06.2021 tarih, 2020/10232 Esas, 2021/8163 Karar sayılı onama ilamı ile kesinleşen Zonguldak 1. İş Mahkemesine ait 2018/323 Esas sayılı dosyadaki Mahkeme hükmüne göre; "davacı ...'ın 06.04.2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeni ile 09.06.2017 tarihinden itibaren meslekte kazanma gücünün %14 oranında kaybettiğinin tespitine, davacı ...'a 09.06.2017 tarihini takip eden ay başından itibaren %14 meslekte kazanma gücü kaybı oranı üzerinden gelir bağlanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verildiği, Mahkemece Zonguldak 1. İş Mahkemesince verilen kararda davacının hangi tarihte kaç maluliyetinin bulunduğu azalma ve artma bulunup bulunmadığı hususlarını tam olarak çözmediğinden dosyanın tekrar ATK'ya gönderilerek, davacının maluliyetinin iş kazası tarihi olan 06.04.2011 ile maluliyetinin arttığı tarih olan 24.09.2013 tarihleri arasında ve 24.09.2013 tarihi ile 09.06.2017 tarihi ve sonrası tarihlerden itibaren maluliyet oranlarının ne olduğunun maluliyetin artış veya azalması konusunun da detaylı bir şekilde ayrı ayrı belirlenmesi istenildiği, ATK 3. İhtisas Kurulunca tanzim olunan 07.11.2022 tarihli rapor ile özetle; kaza tarihi olan 06.04.2011-24.09.2013 tarihleri arasında %0 maluliyet, 24.09.2013-09.06.2017 arasında artma ile %18 maluliyet, 09.06.2017 tarihinden itibaren ise azalma kaydı ile %14 maluliyetinin bulunduğunun bildirildiği, devamla ATK raporu ile tespit edilen 06.04.2011- 24.09.2013 tarihleri arasında % 0 maluliyeti ve 24.09.2013- 09.06.2017 tarihleri arasında davacının taleple bağlı % 13,1 maluliyetine göre kök rapordaki veriler değiştirilmeden hesap uzmanı bilirkişi Emel Sazak tarafından tanzim olunan 12.06.2023 havale tarihli rapor aldırıldığı, aldırılan iş bu raporda davacının maddi zararının 12.931,70 TL olduğuna olarak hesaplandığı, Mahkemece bu rapora itibar edildiği belirtilerek; "Dava ve ıslah dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde. 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Davacının iş kazasına bağlı oluşan % 13.1 maluliyeti (taleple bağlı) nedeniyle 12.931,70 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Davacının iş kazasına bağlı oluşan % 13.1 maluliyeti (taleple bağlı) nedeniyle davacının yaşı, olayın gerçekleşme biçimi, maluliyetin oranı, kaza nedeniyle davacının yaşadığı üzüntü, tarafların kusur durumu, kaçınılmazlık ile sosyo-ekonomik koşullar dikkate alınarak takdiren 9.500 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verildiği görülmüştür. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 27.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan hesap Bilirkişi Raporunda sürekli iş göremezlik oranının kesinleşen Mahkeme ilamı gözetilmeksizin 2011-2013 tarihleri arasında %0 olarak esas alınmasının hatalı olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının Mahkeme kabulünden daha fazla olduğunu, davacının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ile son asgari ücret değişiklikleri dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği halde bu hususa dikkat edilmediğini, müvekkile atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğu, davacının olayın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, kurumca yapılan ödemelerin tamamının düşülmesi gerektiğini, davacının 50-60 yaş arasında çalışabileceğinin kabulü ile pasif dönem zarar hesabının yapılmasının da hatalı olduğu, kazalı yönünden takdir edilen manevi tazminatın ise fahiş olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi delaletiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasına göre karar tarihi itibariyle iş mahkemelerinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları hariç miktar veya değeri bin lirayı geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, HUMK’un 427. maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanun'un 450. maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir. Temyiz kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu Geçici 3. maddesi gereğince 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesi hükmü gereğidir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2023 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 5.810,00 TL olarak değiştirmiştir. Dosya içeriğine göre davacı yararına hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının bozma öncesi 09.09.2015 tarihli kararda 17.682,23 TL olduğu, davacı vekilince anılan karara karşı temyiz talebinde bulunulmadığı, davalı vekilinin temyiz talebi üzerine kararın bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece yargılamaya devam olunarak bu kez 27.09.2023 tarihli temyiz incelemesine konu kararı ile davacı yararına 12.931,70 TL maddi tazminata karar verildiği, anılan kararlar arasındaki fark maddi tazminat miktarının karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.810,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından davaya konu iş kazasının oluşumunda tarafların kusur durumunun tespiti amacıyla 20.06.2014 tarihli 1. kök kusur raporunun aldırıldığı , anılan raporda arın güvenliğini uygun olarak almayarak, yetersiz kalan ve kendisinin kazalanmasına yol açan kazalı işçi ...'ın %35 oranında, işin verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yapılmasını temin etmede yetersiz kalan işveren TIEK'in %35 oranında kusurlu oldukları, olayda ayrıca % 30 oranında kaçınılmazlık olgusu bulunduğunun tespit edildiği, rapora davacı vekilince itiraz edilmediği, takip eden 30.09.2014 tarihli celsede davacı vekilince hesap raporu aldırılmasının talep edildiği, davalı vekilinin itirazı üzerine dosyanın kusur oranının tespiti amacıyla farklı bir heyete tevdiine karar verildiği, aldırılan 09.01.2015 tarihli 2. kök kusur raporunda ise bu kez davalı işverenin %60, davacı işçinin % 40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece davalı itirazı üzerine düzenlenen 09.01.2015 tarihli 2. kök kusur raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu biraz açmak gerekirse; buradaki önlenemezliğin olayla ilgisi yoktur. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden ... bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden ... borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. Olayın kaçınılmazlıktan kaynaklanması hâlinde sorumluluğun işçi ve işveren arasında %50'şer oranında paylaştırılması uygun gibi görünebilirse de, işçinin işverene karşı daha güçsüz oluşu, nimet - külfet dengesi, işçiyi koruma ve sosyal devlet ilkesi gibi nedenler karşısında işverene daha fazla sorumluluk verilmesi hakkaniyet gereğidir. Sonuç itibariyle kaçınılmazlığın etkili olduğu durumlarda, hakim tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi çerçevesinde tazminat belirlenirken hakkaniyet ilkeleri gözetilerek işverenin kendi kusur oranına ek olarak kaçınılmazlık oranının %60'ından da sorumlu olduğunun kabulü adil bir çözüm olacaktır. Somut olayda, davacı vekilinin kusura ilişkin 20.06.2014 tarihli 1. kök kusur raporuna itiraz etmemesi nedeniyle bu raporda belirlenen oranlar üzerinden davalı lehine usulü kazanılmış hak doğduğu, davalı lehine oluşan bu usulü kazanılmış hakkın gözden kaçırılması suretiyle 20.06.2014 tarihli raporda belirlenen kusur oranlarının uygulanması ile davalı işverenin kusurunun kaçınılmazlık oranının yukarıda açıklandığı üzere % 60'ının işveren kusuruna eklenmesi suretiyle % 53 oranı olarak dikkate alınması yerine davalı itirazı üzerine düzenlenen ve işveren kusurunun daha fazla % 60 oranı olarak belirlendiği 09.01.2015 tarihli 2. kök kusur raporunun hükme dayanak kılınmasıyla sonuca gidilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup yerinde görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, usuli kazanılmış haklar dikkate alındığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’un 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine, 2.Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; A. Mahkemenin Gerekçeli kararında yer alan "İddia, savunma, alınan bilirkişi raporları, getirtilen belgeler, Yargıtay ilamı, ilgili dosya ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işverene ait yeraltı maden ocağı işyerinde 06.04.2011 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralandığı, iş bu kazanın gerçekleşmesinde kazada işveren TTK'nın % 60 oranında, % 40 oranında ise kazalı işçi ...'ın kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Maddi tazminat istemi yönünden yapılan irdelemede; yukarıda içeriği açıklanan ve Mahkememizce itibar olunan hesap bilirkişisi raporu ile davacının davalı işverenden talep edebileceği netice maddi kazanç kaybı 12.931,70 TL olarak belirlenmiş olup, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. "ibarelerinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere;" " İddia, savunma, alınan Bilirkişi Raporları, getirtilen belgeler, Yargıtay ilamı, ilgili dosya ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işverene ait yeraltı maden ocağı işyerinde 06.04.2011 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralandığı, iş bu kazanın gerçekleşmesinde kusur oranlarının tespiti amacıyla mahkememizce rapor aldırıldığı, aldırılan 20.06.2014 tarihli 1. kök kusur raporunda işçinin %35, işverenin % 35 oranında kusurlu olduğu, olayda %30 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğunun belirtildiği, davacı vekilince anılan rapora itiraz edilmediği, davalı itirazı üzerine alınan 09.01.2015 tarihli 2. kök kusur raporunda ise kazada işveren TTK'nın % 60 oranında, % 40 oranında ise kazalı işçi ...'ın kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince itiraza uğramayan ve işveren kusurunun daha az belirlendiği 20.06.2014 tarihli 1. kök kusur raporu üzerinden davalı lehine usulü kazanılmış hak doğduğu kanaatine varılarak iş bu rapor hükme esas alınmıştır. Maddi tazminat istemi yönünden yapılan irdelemede; yukarıda içeriği açıklanan ve Mahkememizce itibar olunan hesap bilirkişisi raporu ile davacının davalı işverenden talep edebileceği netice maddi kazanç kaybı davalı işverenin % 60 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile 12.931,70 TL olarak belirlenmiş olup, anılan raporda kusur oranlarının uygulanması yönünden yukarıda yapılan açıklamalar gereğince hataya düşüldüğü anlaşılmakla yerleşik içtihatlar gereğince hükme esas alınan 20.06.2014 tarihli raporda belirlenen kaçınılmazlık oranın % 60'ının işveren kusuruna eklenmesi ile işverenin % 53 kusurlu olduğu kanaatiyle davacının maddi zarar hesabı Mahkememizce resen yapılarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacının 11.422,99 TL maddi zararının bulunduğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " ibarelerinin yazılmasına, B.Hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere " Dava ve ıslah dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Davacının iş kazasına bağlı oluşan % 13.1 sürekli iş göremezlik oranı (taleple bağlı) nedeniyle 11.422,99 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile Davacının iş kazasına bağlı oluşan % 13.1 sürekli iş göremezlik oranı (taleple bağlı) nedeniyle davacının yaşı, olayın gerçekleşme biçimi, maluliyetin oranı, kaza nedeniyle davacının yaşadığı üzüntü, tarafların kusur durumu, kaçınılmazlık ile sosyo-ekonomik koşullar dikkate alınarak takdiren 9.500 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat miktarı yönünden takdir ve tayin olunan 11.422,99 TL vekalet ücreti ile kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden takdir ve tayin olunan 9.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat miktarı yönünden 6.259,24 TL, manevi tazminat yönünden takdir ve tayin edilen 1.500 TL ret vekalet ücretlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5- Davanın karara bağlanması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun madde 2, 15/1, 21/1, 28/1,a hükümleri uyarınca kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 1.429,24 TL harçtan ıslahla birlikte peşin alınan 122,97 TL harç ile ilk karar sonrası davalı tarafından yatırılan bakiye karar harcı 1.733.85 TL ile birlikte toplam 1.856,82 TL harcın düşümü ile fazla alınan bakiye 427,58 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, davacı tarafından peşin yatırılan 122,97 TL harç ile başvuru harcı 52,90 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6- Davacı tarafından yapılan 163,00 TL tebligat, 255,35 TL müzekkere ve posta gideri, 1.210,00 TL bilirkişi ücreti, 2.016,30 TL Adli Tıp ve Adli Tıp Üst Kurul Raporu olmak üzere toplam 3.644,65 TL yargılama giderinden kabul ve ret durumuna göre takdiren 2.769,93 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 7- Gider avansından arta kalan miktarın istek halinde ilgiliye iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, verilen kararın mahkememizin iş yoğunluğu ve duruşması olan dosya sayısı itibariyle hükmün gerekçesi ve detayları hazırlanamadığından gerekçeli kararın taraflara tebliğine, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya bulunulan yer İş Mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine sözlü beyanın tutanağa bağlanması suretiyle Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde Temyiz Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27.09.2023" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13558, K. 2024/10277, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-13558-e-2024-10277-k-c7fe15d00d11