Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13190 E. 2023/13671 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13190
- Karar No
- 2023/13671
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/129 E., 2023/266 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde hizmet tespiti davasında davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, davalı Bakanlığın Amasya ili ... İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde, 15.09.2006 yılında çay ocağında çalışmak üzere işe girdiğini, o tarihteki ilçe müdürünün bilgisi ve onayı ile çalıştırılmaya başlandığını, davacının Nisan 2016 yılı içerisinde Kurumca yapılan denetim sonucu sigortasız çalıştırıldığının tespit edildiğini belirterek, davacının davalı bakanlık Amasya ili ... İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü bünyesinde 15.09.2006-15.04.2016 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde, Bakanlığın bilgisi dahilinde olmadan davacının 10 yıl boyunca bu şekilde sigortasız çalıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Bakanlık ile davacı arasında bir işçi-işveren ilişkisinin söz konusu olmadığını, davacının ilçe müdürlüğüne yakın bir yerde oturduğunu ekonomik güçlük içinde olduğundan kurum personeli tarafından uzun yıllar kendisine yardım edildiğini, dönem dönem çocuklarının eğitimi için burs toplandığını, çıkan bir yangın sonrası evinin tadilatının yapıldığını, hayvanlardan elde ettiği sütü bazen kurum personeline sattığını, personele simit poğaça satarken de çay dağıttığını bunun ücret karşılığı olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i Müdahil kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, yetkisizlik, görevsizlik, husumet ve hak düşürücü süre kesin hüküm ve derdestlik itirazlarının kabulü ile davanın usul yönünden, davanın esasının incelenmesine geçildiği takdirde esas bakımından davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2016/1087 E., 2019/168 K. sayılı kararı ile "... Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından şikayet üzerine yapılan denetimde, İlçe Tarım Müdürlüğünde alt katta çay ocağının bulunduğu, 23.02.2016 tarihinde davacının sigortasız çalıştırıldığı şeklinde şikayet üzerine denetim yapıldığı, bu arada 15.03.2016 tarihinde ...'nin çay yapma ve dağıtma işiyle görevlendirildiği, denetim sırasında da davacının çay ocağında olduğu sabittir. Mahkememizce bilirkişi görüşüne başvurulmuş, 23.02.2017 tarihli bilirkişi raporu da dosya içeriğine uygun, denetlenebilir nitelikte olduğundan kanıt olarak değerlendirilebilmiştir. Davalı iş yeri, resmi bir Kurumdur. Davacının Kurum da hizmet sözleşmesiyle çalıştığına dair bir kayıt yada ödeme belgesi yer almamaktadır. Özellikle bordro tanığı niteliğindeki tüm tanıklar davacıya yardımcı olmak amacıyla kurumda ürün satmasına ve çay servisi yapmasına izin verdiklerini, evinin de yanması nedeniyle ona yardımcı olduklarını beyan etmeleri karşısında taraflar arasında bağımlılık unsuru oluşturacak şekilde bir hizmet sözleşmesinin kurulmadığı" gerekçesiyle "Davanın reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının çalışmış olduğu süre boyunca sigorta kaydının hiçbir şekilde yapılmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.02.2021 gün, 2019/2045 E. - 2021/155 K. sayılı kararı ile "... davalıya ait Kurumun çay ocağının Kurumun sigortalı işçileri tarafından işletildiği, denetim tarihinde ...’nin işlettiği, denetim günü, davacının çay ocağında tespiti nedeniyle bu kişi adına açılan işyerinden sigortalı girişinin yapıldığı, iddia ettiği dönemde çalıştığına dair, ücret bordrosu, puantaj vb. hiçbir yazılı belge bulunmadığı, kurum çalışanlarının tanık olarak verdiği beyanda, davacının işyeri çalışanlarına süt, simit vb. ürün satışı yaptığı, bu sırada kurumun işçileri tarafından çay ocağında demlenen çaydan bazı çalışanlara servis yaptığı, bu konuda kimseden emir ve talimat almadığı, bu durumun arızi olduğu, davacının hizmet akdiyle çalıştığına dair hiçbir delil bulunmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 29.12.2021 gün, 2021/5903 E., 2021/16821 K. kararında; "... şikayet üzerine düzenlenen 29.04.2016 tarihli Kurum denetmen raporu ile 13.04.2016 tarihinde ... ... İlçe Müdürlüğü'nde bulunan çay ocağına gidildiğinde, çay ocağının tescilsiz olduğu belirtilerek işyerinde sigortalı olarak çalışan ... adına işyeri tescili yapıldığı ve davacının bu işyerinde 13.04.2016-10.05.2016 tarihleri arasında 28 gün sigorta tescilinin yapıldığı, kamu kurumunda çalışanların davacının işyeri çalışanlarına simit, süt vs. sattığı, kendisine maddi yardımlar yapmaları nedeniyle hiçbir emir ve talimat olmaksızın çay ocağında arızi olarak çay servisi yaptığı şeklinde beyanlarda bulundukları, Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; işyerinde sigortalı olarak çalışan ... adına işyeri tescili yapılarak kurum tarafından işveren olarak kabul edilmiş ise de; kurumda çalışan kişinin işverenlik sıfatı olamayacağından, davacının, davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi olup olmadığı belirlenmeli, çalışmanın kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tanık anlatımlarına göre davacının; davalı iş yerinde süt, yoğurt sattığı, simit, poğaça gibi ürünler getirdiği, bu arada da çay demleyerek çay servisi yaptığı sabittir. İş yeri çalışanları tam zamanlı çalışmayı doğrulamamıştır. Davacının günlük simit ve çay servisi için geldiği kanaati mahkememizde oluşmuştur. İş yeri çalışanları diğer çalışanlar gibi tam mesai yapmadığını beyan etmişlerdir. Bozma kararı öncesi toplanan kanıtlar ve dinlenen tanık anlatımları doğrultusunda davacıya yardımcı olmak amacıyla iş yerinde davacının getirdiği ürünleri satın aldıktan sonra çay servisi yapmasına da izin verildiği açıktır. Bu izin davacı ile davalı işveren arasında bir hizmet sözleşmesi olarak değerlendirildiğinden mahkememizce de bu doğrultuda değerlendirme yapılmıştır. Davacının simit ve çay servisi işi için iş yerinde günlük ortalama 5 saat mesai harcayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Çayın demlenmesi, servis edilmesi, katlara dağıtımı gibi hizmetler nedeniyle davacının günlük 5 saat mesaisi karşılığı ayda 14 gün ve 15.09.2006-15.04.2016 tarihleri arasında toplam 1610 gün hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışmasının tespitine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Önceki bozma ilamında; "... Somut olayda; işyerinde sigortalı olarak çalışan ... adına işyeri tescili yapılarak kurum tarafından işveren olarak kabul edilmiş ise de; kurumda çalışan kişinin işverenlik sıfatı olamayacağından, davacının, davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi olup olmadığı belirlenmeli, çalışmanın kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususunun saptanması ..." gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece, yapılan denetim sonrasında kurumca resen davacının sigorta bildiriminin tescil edildiği ve davalı kamu kurumunda çalışan ... adına yapılan işyeri tescili ile ilgili kurum dosyası celbedilmeli, bu işyerinden yapılan bildirimler öncesi dönem yönünden ise davacı ile davalı arasında hizmet akdinin unsurları yönünden araştırma yapılmalıdır. Tanık beyanlarına göre davacının işyerine süt, tereyağı ve simit satmak üzere geldiği belirtildiğine göre Mahkemece, davacının kendi nam ve hesabına çalışma yapıp yapmadığı üzerinde durulmalı ve ... 19. İş Mahkemesi'nin 2016/280 Esas sayılı işçilik alacakları dosyası da celbedilerek davacının çalışmaları hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulup deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.