Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12633 E. 2023/13011 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12633
Karar No
2023/13011
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/368 E., 2023/339 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı işverene ait işyerinde 2003 yılı Eylül ayı ile 2007 yılı Haziran ayları arasında kesintisiz olarak çalıştığını, işveren tarafından çalışmalarının 04.02.2005 ile 01.10.2006 tarihleri arasında Kuruma bildirildiğini ileri sürerek müvekkilinin 2003 Eylül ayı ile 04.02.2005 tarihi arasındaki hizmetlerinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı işveren vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, hizmet tespitine ilişkin eldeki davada fiili çalışma olgusunun özel bir duyarlılık ve titizlikle incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2015 tarihli ve 2015/264 E., 2015/3 K. sayılı kararı ile davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. 21. Hukuk Dairesince, davalı işyerince davacı adına düzenlenmiş 04.02.2005 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğu, davacının davalı işyerinde 04.02.2005 ila 01.10.2006 tarihleri arasında geçen -bu dönem bakımından kesintisiz- çalışmalarının davalı Kurum'a bildirildiği, davacının bir kısım çalışmaları Kuruma bildirildiğinden artık hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, ayrıca çalışma kesintisiz ise, bildirim yapılan tarihten önceki dönem yönünden de hak düşürücü sürenin oluşmayacağı belirtilip, işin esasına girilerek, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde Kurumdan dönem bordrolarını getirtmek, bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, dönem bordrosu verilmemişse veya bordro tanıklarına ulaşılamazsa ya da bordro tanıkları beyanları yeterli olmazsa bu takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile yine uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, komşu işyeri tanıklarının çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerek görüldüğü takdirde hizmet döküm cetvellerini getirtmek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermek gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 04.03.2016 tarihli 2016/20 E.2016/131 K. Sayılı kararı ile önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.07.2019 tarihli 2016/21-1607 E. 2019/835 K.kararı ile, "İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır. Bu kabul şeklinin temelinde yatan neden, hiç bildirim yapılmayan sigortalılarla, kısmi bildirim yapılan sigortalıların aynı hukuksal statüye tabi tutulmalarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağının düşünülmesidir. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının 04.02.2005 ile 01.10.2006 tarihleri arasında davalı işyerinden bildirimlerinin yapıldığı, ihtilaflı dönem olan 2003 yılı Eylül ayı ile 04.02.2005 tarihi arasında bildirim bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının 04.02.2005 ile 01.10.2006 tarihleri arasında çalışmalarının bildirilmesi nedeniyle, birleşen blok çalışmalarının bulunması hâlinde 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmek mümkün değildir. Hukuk Genel Kurulunca yapılan görüşmeler sırasında, somut olayda kesintisiz çalışma olması halinde dahi bildirim yapılmayan süreler için 5 yıllık hak düşürücü sürenin değerlendirilmesi gerektiği, 2003 yılı Eylül ayı ile 04.02.2005 tarihi arasındaki dönemler için hak düşürücü sürenin geçtiği ve direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 2801012770876 sigorta sicil numaralı davacı ...'nun davalı şirkete ait 1007452 sicil numaralı işyerinde 01.09.2003-04.02.2005 tarihleri arasındaki dönemde asgari ücretli ve her ay 30 gün olarak şekilde mülga 506, 5510 sayılı yasanın 4/1-a kapsamında hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Feri müdahil vekili, işyerinde denetim raporu olup olmadığının araştırılması, bordro tanıkları ve komşu işyeri tanıkları dinlenerek bunların beyanının sıhhati denetlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 506 sayılı Kanun 79 uncu maddesidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Feri müdahil vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12633, K. 2023/13011, T. 18.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-12633-e-2023-13011-k-09eb0eb4595d