Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1213 E. 2024/5308 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1213
- Karar No
- 2024/5308
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2691 E., 2021/1821 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 40. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/4 E., 2018/220 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ...'nın geldiği, davalılar adına gelen olmadığı görüldükten, duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün yapılan incelemeler neticesinde dosyada noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmekle , noksanlar ikmal edilerek dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili 26.04.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği sigortalı ... ...'nın ... Otel Yatırımları ve İşlet. A.Ş.'nin yüklenicisi olan ... İnşaat Tur. San ve Tic A.Ş. işçisi olarak inşaatta kalıp ustası olarak çalıştığı sırada 16.01.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde vefat ettiğini, davalıların kusurlu olduğunu, genç yaşta eş ve babalarını kaybetmiş olan davacıların maddi ve manevi acılarının çok büyük olduğunu, belirterek, fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydıyla davacılar için 10.000,00 TL'şer maddi ve 50.000,00 TL'şer manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili 31.07.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle; dava türünü ıslah ettiğini beyanla davanın belirsiz alacak davası olarak görülerek karara bağlanmasını talep etmiştir. 3. Davacılar vekili 06.12.2017 tarihli talep artırım dilekçesiyle; fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalma üzere eş için maddi tazminat alacağını 59.446,24 TL'ye artırırken, çocuk ...'in 3.866,83 TL, çocuk ... için 2.240,54 TL maddi tazminat hesaplanmış olduğunu beyan etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Tur. San. Tic. A.Ş. cevap dilekçesinde olayın iş kazası olamayacağını, zira işçinin yoğun bir çalışma sırasında değil gece dinlendikten sonra ve sabah kalktığı sırada meydana geldiğini, sağlık raporu alınmaması ve olayın meydana gelmesi arasında illiyet bulunmadığını, şirketin sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir. 2.Davalı ... Otel Yatırımları ve İşletmeciliği A.Ş. ise davalılar arasında işveren alt işveren ilişkisinin olmadığını, kendilerinin yatırımcı şirket olduğunu ve kendi elemanlarının işin hiçbir aşamasında çalışmadığını, sonuca etki edecek hiçbir davranışları bulunmadığını belirterek şirket hakkındaki davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; Mahkemece, davacıların murisi ... ...'nın davalı ... A.Ş.'nin otelin tamir ve bakım işlerini verdiği diğer davalı yanında çalışmakta iken mesaiye başlamadan kalp krizi geçirerek vefat ettiği, SGK inceleme raporunda olayın iş kazası olduğunun tesbit edildiği, ÇSGB iş müfettişliğinin raporuna göre %50 oranında kaçınılmazlık faktörü olduğunun tesbit edildiği, kusur raporunun SGK inceleme raporu ile uyumlu olduğu, davalı ... Otel Yat. Ve İşl. A.Ş.'nin %15, davalı ... İnş. Tur. San. Tic. A.Ş.'nin %35 oranında kusurlu olduğunun %50 oranında kaçınılmazlık faktörünün bulunduğunun tesbit edildiği belirtilerek; Eş ... için 59.446,24 TL’ye, çocuk ... için 3.866,83 TL, çocuk ... için 2.240,54 TL olarak tam kabul ederken, çocuk ...’in maddi istemini reddetmiş, manevi tazminat olarak eş ve çocuklar lehine 20.000 TL’şer manevi tazminata hükmedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların malları, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, son hesap raporunda asgari ücretin esas alındığını, emsal ücret araştırması yapılmadığını, rapora itirazlarının ve ek rapor taleplerinin dikkate alınmadığını, davacıların bu nedenle hak kaybına uğradığını, ölenin kalıp ustası olduğunu, asgari ücret almadığını, ücret hususunun tüm dava boyunca çekişmeli olduğunu, olay nedeniyle davacıların uzun süre psikolojik sıkıntı yaşadıklarını, manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Otel Yat. ve İşl. A.Ş. vekili, diğer davalı ile aralarında asıl-alt işveren ilişkisi olmadığını, diğer davalının muayene yaptırmaması nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, yapılan iş ile olay arasında illiyet bağı olmadığını, davacıların iki kez ıslah dilekçesi sunduğunu (belirsiz alacak davasına dönüştürme ve miktar artırımı), ikinci ıslahın kabul edilemeyeceğini, ıslah edilen kısma ıslahtan faiz uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... İnş. Tur. San. Tic. A.Ş. vekili, davacıların iki kez ıslah yaptığını, ikinci ıslahın geçerli olmadığını, ıslah edilen kısma ıslahtan faiz uygulanması gerektiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, murisin iki hafta iş günü çalıştığını, ... nedeniyle çalışılmayan günün ertesi sabah işbaşı yapmadan yatağında vefat ettiğini, genç ve şikayeti olmayan işçinin raporla kalp krizi geçirip geçirmeyeceğinin tespit edilemeyeceğini, bunun raporda dikkate alınmadığını, ölene otopsi yapılmadığını, ölüm sebebinin belli olmadığını, müvekkiline verilen kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, iş güvenliği ve özen konusunda müvekkilinin kusuru olmadığını, manevi tazminat bedellerinin fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davalılar arasında davalı ... Otel Yat. ve İşl. A.Ş. ait "Grida Otel'" isimli işletmenin ilave havuz inşaatı ve tesis odalarının yenilenmesi işleri için 09.12.2004 tarihli sözleşme ile davalı ... İnş. Tur. San. Tic. A.Ş.''ne verildiği, davacılar murisi ... ...'nın kalıp ustası sıfatıyla 29.12.2004 tarihinde inşaatta çalışmaya başladığı, 16.01.2005 tarihinde sabah saatlerinde uyandığı, ayağa kalktığında fenalaştığı ve kalp krizi geçirerek vefat ettiği, davacılar tarafından olayın iş kazası olarak tespiti ve gelir bağlanması istemli dava neticesinde Ankara 18. İş Mahkemesinin 20.05.2014 tarih ve 2011/627 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararla olayın iş kazası olduğunun tespitine, gelir bağlanması talebinin atiye bırakılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 21. HD.'nin 2014/14478 Esas, 2015/10825 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilerek kesinleştiği, bu kararla davalılar arasında asıl - alt işveren ilişkisi olduğunun kesinleştiği, husumet itirazının yerinde olmadığı, dosyada ÇSGB müfettişi tarafından düzenlenen raporda ve dosyada alınan 03.09.2015 ve 11.11.2015 tarihli bilirkişi heyeti kusur raporlarında ... İnş. Tur. San. Tic. A.Ş.'nin %35, ... Otel Yat. ve İşl. A.Ş.'nin %15 oranında kusurlu olduğu, %50 oranında kaçınılmazlık olduğunun belirtildiği, davalı ... İnş. Tur. San. Tic. A.Ş. işçisine çalıştığı işe uygunluk yönünden sağlık raporu almaması, olayı engellemeye dönük gerekli kontrol ve denetim mekanizmasını kurmaması nedeniyle, davalı ... Otel Yat. ve İşl. A.Ş.'nin işçilerin sağlıklı çalışmaları amacıyla yeterli kontrol ve denetim mekanizmasını kurmaması nedeniyle kusurlu oldukları, işçinin kardiyopulmoner yetmezlik nedeniyle vefat etmesinde %50 oranında bünyeye bağlı faktörlerin etkili olduğu (kaçınılmazlık), kusur oranlarının dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu, kusura yönelik itirazın yerinde olmadığı, davacılar murisinin kalıp ustası olarak çalıştığı, dava dilekçesinde ölenin aldığı ücretle ilgili bilgi olmadığı, yargılama aşamasında emsal ücret araştırması yapıldığı, tanıkların ücrete ilişkin beyanı olmadığı, ilk derece mahkemesinde alınan hesap bilirkişisi raporunda bordroların imzalı olduğu gerekçesiyle bordrodaki ücretin esas alındığı, emsal ücretin bordrodaki ücretten daha fazla olduğu, kalıp ustası olan davacılar murisinin asgari ücretin 1,0129 katı ücretle çalıştığının kabulünün hayatın olağan akışına ve içtihatlara aykırı olduğu, dolayısıyla davacıların istinaf başvurusunun yerinde olduğu, bu nedenle Dairemizce hesap raporu ve ek rapor alınmış, ek raporun dosya kapsamına uygun olduğu, davacılar vekilinin 25.07.2014 tarihli ıslah dilekçesinin kısmi olarak açılan maddi tazminat davasını belirsiz alacak davası olarak ıslah edildiğine ilişkin olduğu, ıslah için harç yatırılmadığı, yine davacılar vekilinin 07.12.2017 tarihli ıslah dilekçesi sunarak maddi tazminat miktarlarını artırdığı ve harç yatırdığı, davanın 26.04.2007 tarihinde açıldığı, belirsiz alacak davasının 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı ...da düzenlendiği, dava dilekçesi mülga 1086 sayılı HMUK.un yürürlükte bulunduğu tarihte verilmiş olduğundan eldeki davada, 6100 sayılı ...nın belirsiz alacak davasına ilişkin 107 nci maddesinin uygulanamayacağı, nitekim ilk dilekçenin harcı da yatırılmadığından ıslah dilekçesinden bahsedilemeyeceği, ilk dilekçenin yok hükmünde olduğu, 07.12.2017 tarihli ıslah dilekçesinin usule uygun olduğu ve esas alınması gerektiği, ıslah dilekçesinin de bir dava niteliğinde olduğu, ıslah dilekçesi ile istenen zararın da olay tarihi itibariyle doğduğu, davacıların bu tarihte zarar gördüğü ve aynı tarihte davalıların temerrüde düştüğü, bu nedenle ölüm tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici nitelikte olması, elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar ve zarar vereni de dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek miktarda caydırıcı olması gerektiği gerekçeleriyle; Davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, Davacıların istinaf istemlerinin kabulü ile eş ... için 59.446,24 TL’ye, çocuk ... için 3.866,83 TL, çocuk ... için 2.240,54 TL olarak tam kabul ederken, çocuk ...’in maddi istemini reddetmiş, Manevi tazminat olarak eş ve çocuklar lehine 20.000 TL’şer manevi tazminata hükmedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminat istemlerinin tam kabul edilmesi gerektiğini, ıslahın geçersiz sayılmasının hatalı olduğunu, son hesap raporuna göre talep artırım yapmalarına izin verilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, çocuk ... ve ... yönünden maddi tazminat istemlerinin tam kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminat nedeniyle davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri ile "taraf ve dava ehliyeti" açısından aynı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri "dava şartları ve incelemesi" açısından aynı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeleridir. "hükmün kapsamı" açısından HMK'nın 297 nci maddesidir. 3. Değerlendirme 1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarih ve 2018/9-584 E.-2018/1332 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1982 Anayasasının “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36ncı maddesi uyarınca, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Ayrıca Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, ... hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 2.Bu bağlamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup, gerek Anayasa’da gerekse AİHS. deki düzenlemelere karşılık gelmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27 nci maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. 3.HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir". 4.Hukuki dinlenilme hakkı çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Hakkın ... unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu ... yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunlardan ilki “bilgilenme hakkı” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat hakkı”dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6 ncı maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHS’ye göre, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır. Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dâhil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. Hukuki dinlenilme hakkının üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de karar gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK’nın gerekçesi m. 32). Yargılama bakımından, sadece bir tarafın dinlenip diğerinin dinlenmemesi, tek yönlü karar verilmesi demektir. Yargılamada yer alan taraflar yargılamanın objesi değil, süjesidir. Hukukî dinlenilme hakkı doğru karar verilmesinin garantisidir; bu nedenle, haksızlığa karşı koyabilme imkânı tanır. Bu hak, hukuk devletinin, insan onurunun korunması ve eşitlik ilkesinin, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. 5.Somut olayda, davalılardan “... İnşaat Tur. San. Tic. A.Ş.” hakkında Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 05.08.2020 tarihli nüshasında yapılan ilana göre Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 28.07.2020 tarihinde tescille davalı şirketin dava harici ... Mühendislik İnşaat ve Turizm Ltd. Şti. tarafından devralınmak suretiyle anılan şirket ile birleşerek terkin olduğu halde kararın önceki unvan dikkate alınarak ... İnşaat Tur. San. Tic. A.Ş. hakkında verildiği iş bu davalı taraf yönünden taraf teşkilinin sağlandığından ve anılan şirketin usulüne uygun temsil edildiğinden bahsedilemeyeceği açıktır. 6. O halde Mahkemece yapılacak iş davalı şirketi devralan ... Mühendislik İnşaat ve Turizm Ltd. Şti.'ni taraf kılıp davadan usulüne uygun haberdar olması sağlandıktan sonra dosyada toplanan deliller ve usuli kazanılmış hakları gözeterek yargılamanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. 7. Öte yandan kabule göre; HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince kararda; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiği açıktır. 8. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat alacağının tespiti noktasında dosya kapsamında alınan hesap raporlarından hangisinin esas alındığı, giderek 16.05.2021 tarihli hesap raporunun esas alınması halinde davacıların maddi tazminat istemlerinden fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulduğunun belirtilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 9. O halde, HMK'nın 369/1 inci maddesi kapsamında Kanun'un emredici hükmüne aykırı görülen bu hususlar re'sen dikkate alınarak, bu aşamada davacılar vekillerinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 3.Davacılar avukatı yararına takdir edilen 17.000,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, 3.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.