Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11820 E. 2023/11813 K. – Rücuen Tazmin
Konu: Rücuen Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11820
- Karar No
- 2023/11813
- Karar Tarihi
- Konu
- Rücuen Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/504 E., 2022/165 K. HÜKÜM/KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına kararı Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'e ait iş yeri işçilerinden sigortalı ...'ın 21.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiği, kaza sonucu iş müfettişleri tarafından hazırlanan rapora göre kazanın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde işveren ...'in %70, işçi ...'ın %20, usta ...'in %10 kusurlu olduğunun tespit edildiği, 10.08.2009 tarihli inceleme raporunda sorumluluğu tespit edilen ... Elektrik A.Ş hakkında 5510 sayılı Kanunun 21/4 üncü maddesinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği, 5510 sayılı Kanun'un 21/1 inci maddesi uyarınca Kurum zararı olan 50.451,45 TL'den şimdilik 30.270,87 TL'nin 15.135,44 TL'sinin (14.725,11 T'L peşin değerli gelirin gelir bağlama onay tarihi olan 28.10.2009 tarihinden, 410,33 T'L masrafın sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 15.135,44 TL'sinin (14.725,11 TL peşin değerli gelirin gelir bağlama onay tarihi olan 28.10.2009 tarihinden, 410,33 T.L masrafın sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalı ...'den tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiş; talebini ıslah ederek 40.361,16 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığı, şirkete iş müfettişleri tarafından atfedilmiş bir kusur bulunmadığı, şirketin kusursuz olduğu, sözleşmenin tarafı olmadığı, işçi ...'ın elektrik işçisi olmadığı, vasıfsız işçi olduğu, bu işçinin enerjili trafoya girme yetkisinin bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... aşamalarda, olayda bir kusurunun olmadığı, bilgisi dışında dava konusu olayın meydana geldiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Diğer davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir. III.İLK MAHKEME KARARI Mahkeme tarafından 11.11.2015 tarihli ve 2012/367 Esas, 2015/680 Karar sayılı kararla Gürpınar Mahallesindeki enerji nakil hatlarının yer altına alınarak trafo binalarına bağlantı yapılması işinin yüklenicisi ...'in işçisi ...'ın 21.11.2008 tarihinde saat 15:30 sıralarında geçirmiş olduğu iş kazası sonucu vefat ettiği, Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/134 Esas 2011/588 Karar sayılı kararı ile taksirle ölüme neden olma suçundan ..., ... ve ... hakkında beraat kararı verildiği, sanıklar ..., ... ve ...'in taksirle ölüme neden olma suçundan haklarında mahkumiyet kararı verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve kararın kesinleştiği, Denizli 1. İş Mahkemesinin 2009/752 Esas 2013/634 Karar sayılı kararı ile sigortalının mirasçıları tarafından ... Elektrik A.Ş 'ye ve ...'e karşı açılan maddi - manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve Yargıtay tarafından kararın onandığı, Denizli 1. İş Mahkemesi tarafından aldırılan ve yeterli bulunan 10.07.2012 tarihli bilirkişi heyet raporunda, asıl işveren ... Elektrik A.Ş %30, alt işveren ...'in %50, kazalı işçi ...'ın ise %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bu kusur raporu doğrultusunda talep edilen zarar miktarının hesaplanabilmesi için dosya konusunda uzman bir hesap bilirkişine tevdi edildiği, yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli aktüerya bilirkişi raporunda özetle davacı Kurumun iş kazası nedeni ile toplam zararının 50.451,45 TL olduğu, davalılardan ... Elektrik A.Ş'nin %30 kusur oranına göre toplam zararın 15.135,44 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, davalı işveren ...'in %50 kusur oranına göre toplam zararın 25.255,73 TL kısmından sorumlu olduğu, diğer davalılar ... ve ... ın sorumluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalılar ... Elektrik A.Ş ve ... yönünden kabulüne, 40.361,16 TL tazminat alacağının 20.727,68 TL'sinin 19.633,48 TL peşin değerli gelirin gelir bağlama onay tarihi olan 28.10.2009 tarihinden, 1.094,20 TL 'nin masrafın sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte, 19.633,48 TL'sinin gelir bağlama onay tarihi olan 28.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Elektrik A.Ş ve davalı işveren ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.11.2015 tarihli ve 2012/367 Esas, 2015/680 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ile davalı ...Ş. Vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Dairemiz tarafından 05.07.2018 tarihli ve 2016/6861 Esas, 2018/6392 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanunu'nun 21. maddesidir. ... Somut olayda, hükme esas alınan tazminat dosyasında alınan kusur raporuna göre, davalı işveren ... Elektrik Dağıtım A.Ş. % 30, alt işveren ... % 50, kazalı % 20 oranında kusur atfında bulunulmuş ise de davalılar ... ve ...'ın kusurunun irdelenmediği anlaşılmıştır. Yine ceza dosyası olan Çivril Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/134 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre, sigortalının gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle tali, işveren ... elektrik firmasının sahibi ...'in enerji kesmeden çalışma yaptırması, işin başında teknik eleman bulundurmaması, gerilim durumuna göre ehliyetli eleman çalıştırmaması nedeniyle 1. derecede asli kusurlu, olay tarihinde sigortalının çalıştığı işte ustabaşı olan ...'in trofoyu açması, enerjili olduğunu bildiği halde çalışmaya izin vermesi nedeniyle 2. derecede tali kusurlu olduğu, olay tarihinde ... işletme şefi olan ...'ın trafonun anahtarını yetkisi olmayan kişilerde bulunmasını önlememek, trafonun kontrollü şekilde açılıp kapanmasını sağlamaması nedeniyle 2. derecede tali kusurlu olduğu belirtilerek, sanıklar ..., ... ve ... hakkında atılı suçta taksirleri olmaması nedeniyle beraatlerine, diğer sanıklar ..., ... ve ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ancak Denizli 1. ACM'nin 2012/93 D. İş nolu ilamı ile katılanların sigortalının ölümü nedeniyle uğradıkları destekten yoksun kalma zararlarının karşılanmadığı, bu konuda katılanların zararının oluşup oluşmadığı yönünde bir araştırma yapılmadığı, mahkemesince katılanların olay nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarının ve destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/134 Esas, 2011/588 Karar sayılı kararın ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, ceza dosyasının akıbeti araştırılarak, ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olanlara, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde az da olsa bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın mahkumiyet niteliğinde bulunmadığı gözönünde bulundurularak, iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan ceza dosyalarındaki kusur raporu gözetilerek davalılar ... ve ...'ın da kusuru irdelenerek yeniden kusur raporu alınarak sonuca gidilmelidir. 2- Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesinin ilk fıkrasında, iş kazası, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiş olmakla, anlaşılacağı üzere işverenin rücu alacağından sorumluluğu belirlenirken, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutarın hükme esas alınması gerekmektedir. Bu tür davalarda gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalı, sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar, ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabı dikkate alınmalıdır. Gerçek zararın belirlenmesinde, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan sigortalının net geliri, kalan ömür süresi, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik derecesi, kusur ve destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm veriler ortaya konulmalıdır. Gerçek zarar, sigortalının kaza tarihi itibarıyla kalan ömür süresine göre aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Sigortalı veya hak sahiplerinin kalan ömür süreleri yönünden ise, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen Ulusal Mortalite Tablosu hazırlanarak Sosyal Güvenlik Kurumunca 2012/32 sayılı Genelgeyle ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında uygulamaya konulmuş olup özü itibarıyla varsayımlara dayalı gerçek zarar hesabında gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğinden ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH2010 tablosu kalan ömür sürelerinde esas alınmalıdır. Sigortalının 60 yaşına kadar aktif dönemde günlük net geliri üzerinden, 60 yaşından sonra kalan ömrü kadar pasif dönemde asgari ücret üzerinden, her yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılacağı Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Günlük net gelir saptanarak rapor tarihi itibarıyla bilinen dönemdeki kazanç, var olan verilere göre iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanmaktadır. Bilinmeyen dönemdeki kazanç bakımından ise tazminatların peşin olarak hesaplanmasına karşın gelirlerin taksit taksit elde edilmesi sonucunda tazminata esas gelire artırım ve iskonto uygulanmaktadır. Peşin sermayeden elde edilecek yarar, reel faiz kadar olduğundan şu durumda enflasyon dışlanmak suretiyle değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da gözetilerek %10 yerine Kurum ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 oranı uygulanmalıdır. Gerçek zarar hesaplanması yönteminde, hak sahibi eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, sigortalının kalan ömrü ile sınırlıdır. Orta öğretimin zorunlu hale geldiği gözetilmek suretiyle, çocuklardan erkeğin 20, yüksek öğretim durumunda 25 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla gelirden çıkacağı kabul edilmeli, evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı belirgin bulunan kızın, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına göre evlenme yaşı değişkenlik arz ettiğinden bu konuda Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre hazırlanan istatistiklerden yararlanılmalıdır. Ancak çocukların içinde bulundukları koşullara göre, yüksek öğrenim görebileceklerinin kabulünün gerektiği hallerde 25 yaşına kadar destekten yararlandırılmalarının gerekeceği kabul olunmalıdır. Eş yönünden ise, evlenme ihtimalinin A.Y.İ.M kararı gözetilmek suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda davalılar ... ve ... 'ın da kusurunu irdeleyen yeni bir kusur raporu alarak ve denetime elverişli gerçek zarar hesabı yapmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yapılandırma sonucu davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla söz konusu kanun gereği taraflara yargılama ve vekalet ücreti yükletilmeyeceği gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 7326 sayılı Kanun'un 9/12/ç maddesinde "feragat halinde vekalet ücreti verilmez" dendiği, buna göre Kurum lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi için Kurumun davalı tarafta yer alması ile davacı tarafın Kuruma karşı açmış olduğu davadan feragat etmesi gerektiği, burada yapılandırmadan faydalanan taraf davalı taraf olup bir feragat söz konusu olmadığı, bu sebeple davacı Kurum lehine yargılama giderlerinin ve vekalet ücreti hükmedilmemesi yönündeki kararı hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibine bağlanan gelir nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tahsili davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 5510 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.