Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11550 E. 2023/11284 K.

Konu: İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11550
Karar No
2023/11284
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasına Dayalı Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2420 E., 2022/651 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/270 E., 2021/474 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının davalı iş yerinde 2006 tarihinden itibaren asgari ücret ile depo indirme bindirme işçisi olarak çalıştığını, işverence herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği eğitimi, koruyucu malzeme verilmediği, işin yüksekten mal indirmek olmasına rağmen merdiven tarzı işi kolaylaştıracak malzemelerin teslim edilmediğini, 30.10.20210 tarihinde mesai saatleri içerisinde mal indirme işlemi yapılırken dengenin kaybedilmesi neticesinde düştüğünü ve vertebra kırığı oluştuğunu, iş kazasının meydana gelmesinde işverenin kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, işverenin olayın iş kazası olmasına rağmen durumu SGK Kurumuna bildirmediğini, davacının hastalık sigortasından tedavi gördüğünü, müvekkilinin başvurusu üzerine iş kazası işlemlerinin yapıldığı, müvekkilinin iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi zararlarının bulunduğunu beyanla; 5.000,00 TL maddi tazminat, 30.000,00 TL manevi tazminat alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle, zamanaşımı yönünden talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana geldiği iddia edilen işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini verdiğini, yasal yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davacının karakol ifadelerinde başını dönmesi nedeniyle düştüğünü kendisinin ikrar ettiğini, buna rağmen şirket yetkililerinin ambulansı arayarak gereken tedavi sürecinde davacıya yardımcı olduklarını, kaza tarihinden itibaren bu güne kadar ki süreçte davacının iş yerinde çalışmasını aralıksız sürdürdüğünü, herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını, sağlık raporu dahi alınmadığını, davacının dürüst davranma ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğini, savcılık tahkikatında dahi şikayetçi olmayan davacının beyanı esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, maddi ve manevi tazminata yönelik taleplerin haksız ve yersiz olup; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 1.231.833,82 TL maddi tazminatın dava konusu zararlandırıcı olayın meydana geldiği 30.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, 2.15.000,00 TL manevi tazminatın dava konusu zararlandırıcı olayın meydana geldiği 30.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için alınan kusur raporunda kazada %70 müvekkilinin %30 davacının kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu kusur oranının hükme esas alındığını ancak kazanın oluşu ve tarafların durumu gözetildiğini yapılan değerlendirmenin haksız olduğunu, müvekkili şirket için yapılan iş yeri tehlike sınıflarından ağır tehlikeli sınıfta değil az tehlikeli sınıfta olduğunu, müvekkiline ağır ve tehlikeli işler sınıfına dahil edilerek sağlık raporu aldırılmadığı gerekçesiyle kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin iş yeri tehlike sınıfı gözetildiğinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme zorunluluğu bulunmadığını, mahkemece hesaba ilişkin alınan raporların usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava açıldıktan sonraki sekiz yıllık çalışması ve bu dönemde elde ettiği gelirlerin bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, cismani zarar hesaplamasından düşülmediğini, davacının emeklilik aylığı kazanabilme ihtimaline rağmen hükme esas alınan raporda pasif döneme dair hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu savunmuş, mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "...Davacının 30.10.2010 tarihinde depo bölümünde istiflenmiş kutuları indirdiği esnada yaklaşık 2 metre yükseklikten zemine düşmek suretiyle iş kazası geçirdiği, davacının 19.03.2019 tarihinde dava konusu işyerinden ayrıldığı ve mahkemece alınan kusur raporu ile SGK müfettişince düzenlenen kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan 11.12.2020 havale tarihli kusur raporunda, dosya kapsamına uygun olarak davalının %70 oranında kusurlu olduğu, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmekle davalı tarafın bu yöndeki istinaf nedenine itibar edilmemiştir. 12.03.2019 tarihli davalı vekilinin de hazır olduğu 1 inci celsede davacı vekilince davacının maluliyet oranının açıkça beyan edildiği, davalı vekilince maluliyet oranına dair itirazda bulunulmadığı, davalı vekilinin 24.06.2019 tarihli kusur raporuna itiraz dilekçesinde maluliyet oranına açıkça itiraz ettiği, ancak 08.10.2020 tarihli 7 nci celsede, SGK tarafından gönderilen dava konusu olaya ilişkin tahkikat evraklarına göre Kocatepe SGM'nin 27.12.2018 tarihli sağlık kurulu kararına göre davacı için %34 sürekli iş göremezlik oranı tespit edildiği ve inceleme raporunda olayın meydana gelmesinde işverenin %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği hususlarının mahkemece duruşma zaptında açıkça belirtilerek davalı vekiline usulüne uygun olarak SGK tahkikat evraklarını inceleyip beyanlarını sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve davalı vekilince yapılan itirazda kusura yönelik beyanda bulunulduğu, ancak davacının maluliyet oranına dair beyanda bulunulmadığı görülmekle davalı vekilince mahkemece verilen kesin süre içinde davacının maluliyet oranına itiraz edilmediğinden dolayı davalı tarafın bu yöndeki istinaf nedenine itibar edilmemiştir. İşçi işveren arasındaki iş kazası nedeniyle tazminat davalarında, sosyal güvenlik kurumunca açılan rücuan tazminat davalarından farklı olarak işçinin maluliyet oranının %60'ın altında olması halinde de 60 yaş sonrası pasif dönem hesabı yapılacağından davalı tarafın bu yöndeki istinaf nedenine itibar edilmemiştir."gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; maluliyet oranına her aşamada itiraz ettiklerini, bu konuda açılan davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, pasif dönem hesabı yapılmaması, davacının olaydan sonra 8 yıl boyunca aynı işyerinde çalıştığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının tazminat isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle tarafların hazır olduğu ilk celsede davacının sürekli iş göremezlik oranının dava dışı Kurum tarafından %34 olarak belirlendiğini bildirmesine karşılık davalının itirazının bulunmaması karşısında taraflar yönünden usulü kazanılmış hak durumu gözetilmesine göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11550, K. 2023/11284, T. 15.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11550-e-2023-11284-k-2fb005bf2d9f