Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10586 E. 2024/13130 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/10586
- Karar No
- 2024/13130
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/4081 E., 2022/2202 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sorgun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/312 E., 2022/182 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkili davacı ...'in iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın oluşumda davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek davacı kazalı için 202.976,56 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş ... için 60.000,00 TL manevi, davacı çocuklar ..., ..., ... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli kararı ile iş kazası nedeniyle davacı kazalının %31,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kazanın meydana gelişinde davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı kazalı lehine 60.000,00 TL, eş lehine 20.000,00 TL, çocuklar lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin anılan kararına karşı yalnızca davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, davacılar vekili 24.12.2020 tarihli cevap dilekçesi ile davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.12.2021 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun Kurum inceleme raporu ile kusur raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinden sonra Mahkemece yeni kusur raporu alınmış ve davalının kusur oranın %100 olduğu, bu oranın içinde olmak kaydıyla %1 oranında işletme müdürünün, %20 oranında fabrika müdürünün kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli son kararı ile önceki kararındaki gibi davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, kazalı lehine 60.000,00 TL, eş lehine 20.000,00 TL, çocuklar lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli son kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, asgari ücretteki değişikliklerin tazminat hesaplamasına yansıtılması gerektiğini, ayrıca hesaplamaların PMF tablosu yerine TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik ve hatalı tespitlere dayalı raporun hükme esas alındığını, kazada müvekkili şirketin veya çalışanlarının herhangi bir kusur, ihmal ya da tedbirsizliğinin bulunmadığını, kazanın tamamen işçinin kendi kusur ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, manevi tazminata ancak taraflardan birinin ağır kusuru halinde hükmedilebileceğini, mevcut olayda müvekkili şirketin kusur ve ihmali bulunmadığı halde manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE a. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda, davacıların İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli ilk kararına karşı istinaf yoluna başvurmadıkları Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması sonrasında İlk Derece Mahkemesi'nce verilen 25.05.2022 tarihli son kararda davacılar lehine ilk karardaki turarlarda maddi ve manevi tazminatlara hükmedildiği anlaşıldığından davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararına karşı temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. b.Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin davacı kazalı için 202.976,56 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş ... için 60.000,00 TL manevi, davacı çocuklar ..., ..., ... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesi'nce davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, kazalı lehine 60.000,00 TL, eş lehine 20.000,00 TL, çocuklar lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 10.11.2022 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat tutarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin ayrı ayrı altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. c.Davalı diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2017 tarihli ara kararı ile davacı kazalıya ödenmesine karar verilen 20.000,00 TL geçici ödemenin karar ve ilam harcı hesabında dikkate alınmaması nedeniyle alınması gereken karar ve ilam harcının eksik hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 3.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 4.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının maddi tazminat üzerinden alınması gereken karar ve ilam harcına ilişkin 7 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "7-Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 13.865,32 TL harçtan peşin alınan 1.127,12-TL peşin harç ve 626,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 12.112,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.