Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10155 E. 2023/13295 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10155
Karar No
2023/13295
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1537 E., 2022/1745 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/58 E., 2021/267 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.09.1996 tarihinden 08.08.2008 tarihine kadar aralıksız olarak usta ve ustabaşı olarak çalıştığını, davalı işverenin kötü niyetli olarak aralıksız olarak çalışan müvekkilinin sigorta primlerini eksik yatırdığını, müvekkilinin defalarca davalı işvereni sigorta primlerini tam ve eksiksiz yatırması konusunda uyarmış olmasına rağmen davalı işverenin bu talebi dikkate almadığını, davalının bazı aylar 5, bazı aylar ise 23 gün gibi eksik pirim yatırdığını, bu nedenlerle müvekkilinin davalı işverenlikte çalıştığı dönemlerdeki eksik yatırılan pirinlerin tespit ve tescilini, arada geçen dönemlerdeki çalışmasının da hizmetten sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil Kurum vekili, tespiti istenilen hizmetin sona erdiği tarihi izleyen yılın sonunda başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğinden davacının tespit isteğinin öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, açılan davada davacının 01.09.1996 tarihinden itibaren aralıksız olarak davalı işyerinde çalıştığının tespiti talep edildiğini, davalının ilk olarak işe giriş bildirgesinin kendi imzası ile 01.09.1996 başlangıç tarihi olarak kuruma verildiğini, yine aralıklı olarak verilen işe giriş bildirgelerinin davacının imzasını taşıdığını, buna rağmen davacının bildirgeyi hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmediğini veya imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmediğini, bu nedenle birden fazla işe giriş bildirgesinin varlı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimlerin davacının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturduğunu, bu karinenin aksinin ancak eş değerde belgelerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık beyanlarına değer verilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Tic. A.Ş. vekili, müvekkili aleyhine açılan davanın süresi içerisinde açılmadığını, dava dilekçesinde davacının 08.08.2008 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığının iddia edildiğini, ancak dava açma süresinin 08.08.2013 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle davanın esasına girilmeden reddi gerektiğini, davacının müvekkili kurumda mevsimlik işçi olarak çalıştığı süre içerisinde gerek ödemeleri, gerekse SGK primlerinin çalıştığı dönemleri kapsayacak şekilde yatırıldığını, müvekkili şirketin kayıtlarında bu durumun mevcut olduğunu, bu nedenle davacının davasının öncelikle esasa girilmeden reddinin gerektiğini, mahkemenin aksi kanaate olması durumunda hukuki dayanağı bulunmayan davanın esas yönününden reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Tanık beyanları ve ... ... 1. İş Mahkemesinin 2013/910 Esas sayılı dava dosyasında dinlenen tanıkların ifadeleri bir arada değerlendirildiğine davacı ...'nun bir hizmet akdine bağlı olarak davalı .... Tic. A.Ş.nin ... sicil numaralı işyerinde 01.09.1996-08.08.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak 4298 gün (11 yıl 11 ay 8 gün) sigortalı ve sigortasız olarak çalıştırıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacı ...'nun sigortasız olarak çalıştırıldığı 1059 günlük sürenin 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin 8 inci fıkrası gereğince sigortalılık süresi olarak tespit edilmesi gerektiği anlaşılmakla bu yönde davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Davacının davalı ... Sanayi A.Ş.'nin işyerinde 01.09.1996-08.08.2008 tarihleri arasında primi eksik ödenen aylarda sigortalı ve sigortasız olarak çalıştığı anlaşıldığından bilirkişi raporunun sonuç kısmında eksik ödenen primlerin hangi sene ve hangi aya ilişkin olduğu, eksik ödenen prim gün sayısının tablo halinde belirtilmiş olduğu, bu raporun somut olaya uygun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla Mahkememizce bilirkişi raporuna itibar edilmiştir." gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile 1- Davacı ...'nun, davalı .... A.Ş.ye ait ... sicil sayılı işyerinde 01.09.1996 - 08.08.2008 tarihleri arasında hizmet akdine bağlı olarak eylemli ve kesintisiz çalıştığının, 2-Davacının 01.09.1996 - 08.08.2008 tarihleri arası; 1997/3 döneminde 16 gün, 1998/3 döneminde 49 gün, 1999/1 döneminde 120 gün, 1999/2 döneminde 40 gün, 1999/3 döneminde 60 gün, 2000/3 döneminde 28 gün, 2001/1 döneminde 120 gün, 2001/2 döneminde 56 gün, 2001/3 döneminde 80 gün, 2002/1 döneminde 80 gün, 2002/2 döneminde 20 gün, 2002/3 döneminde 30 gün, 2003/1 döneminde 88 gün, 2003/2 döneminde 43 gün, 2003/3 döneminde 19 gün, 2004/1 döneminde 50 gün, 2004 Mayıs ayında 25 gün, 2004 Haziran ayında 25 gün, 2004 Temmuz ayında 20 gün, 2004 Kasım ayında 25 gün, 2004 Aralık ayında 25 gün, 2005 Şubat ayında 20 gün, 2005 Mart ayında 20 gün olmak üzere, Toplam 1059 gün eksik bildirilen gün olduğu ve bu tarihler arasında sigortalı hizmetinin olduğunun tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve yersiz olduğunu, bu nedenle reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığının ve işyerinden yapılan kısmi bildirimlerin sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturduğunu ve bu karinenin aksinin ancak eş değer nitelikte delillerle kanıtlanması gerektiğini, tanık beyanlarına değer verilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosya kapsamından; davalıya ait ... sicil numaralı iş yerinden davacının adına 01.09.1996-30.11.1998, 03.05.1999-02.12.2000, 18.05.2001-30.11.2002, 13.03.2003-08.08.2008 tarihleri arasını kapsar şekilde ve bir kısım aylarda, ayda 30 günden az olacak şekilde hizmet bildirimi yapıldığı, iş yerinin 16.12.1993 tarihinde kanun kapsamına alındığı anlaşılmaktadır. Somut olayda; dava konusu dönemde davacı ile birlikte aynı iş yerinde çalıştıkları kayıt altına alınmış dönem bordrosu tanıklarının; davalıya ait reçel ve meyve suyu imalatı yapılan iş yerindeki bir kısım çalışanların sezonluk olarak, bir kısım çalışanların ise tüm yıl boyunca çalıştıklarını, davacının da tüm yıl boyunca çalıştığını beyan etmeleri, davacının 01.09.1996- 08.08.2008 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı iddiasının; davalıya ait iş yerinin dönem bordrolarında adı geçen tanıkların beyanları ve dosyada mevcut delillerle doğrulanması; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, İlk Derece Mahkemesi gerekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalıya ait iş yerinde hizmet akdi ilişkisine dayalı olarak, kesintisiz bir biçimde ve sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalıştığının kanıtlandığı anlaşıldığından ve dolayısıyla Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 3. 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 3. Değerlendirme 1)Eldeki dava, davacının, davalı işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece kabule konu dönem içindeki eksik sürelerin tamamlanması isabetli ise de verilen hükmün işe giriş bildirgelerindeki imzaların aidiyeti noktasında eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davacının, ilk defa 01.09.1996 tarihine ait işe giriş bildirgesiyle işyerinden bildiriminin yapıldığı, çalışmaların dönemler halinde bildirildiği, dönem sonunda çıkışların yapıldığı ve ara vermeden sonra da 03.05.1999, 18.05.2001 ve 13.03.2003 tarihli işe giriş bildirgeleri bulunduğu, bu bildirgelerin çalışmanın kesintili olduğuna karine teşkil etmesi nedeniyle bu durumun aksinin yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğinden, Mahkemece işe giriş bildirgeleri davacıya gösterilerek imzaların kendisine ait olup olmadığı sorulmalı, kendisine ait olmadığı iddia ediliyorsa bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılmalı, imzaların davacıya ait çıkması halinde davanın eşdeğer belgelerle ispatı gerektiği hususu gözönünde bulundurularak hata, hile, ikrah gibi bir durumun söz konusu olup olmadığı tespit edilerek yapılacak değerlendirme uyarınca karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10155, K. 2023/13295, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10155-e-2023-13295-k-4431d196f40a