Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/12244 E. 2022/13956 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12244
Karar No
2022/13956
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi No : Asıl ve birleşen dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalılar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili beyan ve dilekçelerinde özetle; davacının 21/06/2011 tarihinden itibaren pompada yağcı olarak çalışmaya başladığını, verilen her işi yaptığını, en son ücretinin 1.360,00 TL olduğunu, 2011 yılının Kasım ayında işyerinde saat 19:00'dan sonra mikserlerin plakalarını yazarken, yeni işe alınan mikser şoförünün dikkatsizliği nedeniyle mikser aracının altında kaldığnı ve belinin kırıldığını, 2 gün yoğun bakımda ve günlerce hastanede kaldığını, ameliyatlar olduğunu, kaza sonucunda platin takıldığını, uzun zaman ayakta kalamadığını ve yürüyemediğini, davalı işverenlerin ise bu durumu bilmelerine rağmen davacıyı en ağır işte çalıştırarak iş akdini feshetmeye çalıştıklarını, olayın meydana geldiği dönemde davalıların İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği tedbirlerini almamaları nedeniyle kusurlu olduklarını, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin işbu dosyasıyla birleşen Kocaeli 6. İş Mahkemesinin 2018/249 E sayılı dava dosyası ile de davacının meydana gelen kaza nedeniyle 60.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, aralarında hukuki irtibat bulunan her iki dava da birleştirilmiştir. Davacı vekili vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 146.439,25 TL’ye çıkarmıştır. II-CEVAP Davalı .... Tes. Mad. Tur. Tic. Ltd. Şti. vekili beyan ve dilekçelerinde özetle; davacının 21/06/2011 tarihinde işbaşı yaptığını, 31/04/2014 tarihine kadar çalışmasına devam ettiğini, en son aldığı ücretin 1.295,00 TL olduğunu, 10/01/2014 tarihinde şirkete dilekçe vererek 08/01/2014 tarihinde istifa ettiğini belirttiğini, ancak dilekçe imzalamadığını, bunun üzerine davacının 14/01/2014 - 19/01/2014 tarihleri arasında mazeretsiz işe gelmemesi nedeniyle ihtarname ile davacının işe davet edildiğini, davete icabet etmediğinden iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini, somut olayda davacının inşaata beton dökümü esnasında beton pompalayan aracın önüne eğilmiş vaziyette not tutarken aracın hareket etmesi sonucuda aracın altında kalması şeklinde meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığını, müvekkili tarafından alınması gereken bir önlemin bulunmadığını, çalışanlara gerekli eğitimler ve koruyucu donanımlar verildiğini, bu nedenle davanın reddini savunmuştur. Davalı ...Ş. vekili beyan ve dilekçelerinde özetle; öncelikle husumet yönünden itirazda bulunduklarını, davacının diğer davalı .... Ltd. Şti.nin çalışanı olduğunu, davacının müvekkili firma ile iş akdi bulunmadığını, bunun dışında zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili firmanın işbu dosyaya konu kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin beton dökümü yapılan saha üzerinde herhangi bir hakimiyetinin bulunmadığını, davacı dahil tüm işçilere emir ve talimatların diğer davalı .... Ltd. Şti. tarafından verildiğini, kazanın tamamen davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları sonucunda meydana geldiğini, kazadan sonra diğer davalı şirketin insiyatif kullanarak davacıyı Kantarcı olarak çalıştırmaya devam ederek mağdur etmediğini, hazır beton sektörünün ağır ve tehlikeli iş sınıfında bulunduğunu, davacının birlikte çalıştığı operatörün davacının çalışmasından sorumlu olduğunu, operatörlere eğitim verildiğini, meydana gelen kazada davacının birlikte çalıştığı operatörün de sorumlu olduğunu, davacının net ücretinin 490,00 TL olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini savunmuştur. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Asıl davanın kabulü ile; Davacının talep talep ettiği 146.439,25 TL maddi tazminatının kaza tarihi olan 03/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Mahkememizin dosyasıyla birleşen Kocaeli 6. İş Mahkemesinin 2018/249 E sayılı dava dosyası yönünden; Birleşen davanın kısmen kabulü ile; Davacının talep ettiği 40.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 03/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, "...Yerel mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarı hakkaniyete aykırı olup talebimiz gibi karar verilmesini talep ederiz. Şöyle ki; müvekkilim davalıya ait iş yerinde çalışırken 2011 yılı Kasım ayında işverenin kusuru ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmamış olması sebebi ile mikser aracının altında kalmış, beli kırılmıştır. 2 gün yoğun bakımda kalmış, günlerce hastanede tedavi görmüş ve ameliyat olmuştur. Geçirdiği iş kazası sonucu müvekkilime platin takılmıştır. Uzun süre ayakta kalamamakta ve yürümekte güçlük çekmekte olup çalışamamaktadır. Zorlandığında ise eli ve ayağı titremekte ve sancılar oluşmakta, vücudunda ödemler oluşmaktadır. Sağlık kurulu kararı ile de müvekkilimizin iş kazası neticesinde %35,2 malul kaldığı tespit edilmiş ve maluliyet oranı kesinleşmiştir. Müvekkilin ağır derecede yaralandığı, malul kaldığı elim kazada davalılar tam kusurludur. Bu durum tanık anlatımları ile de ortaya çıkmıştır. Meydana gelen iş kazası nedeniyle malul kalan ve tedavi gören müvekkil raporlu olmasına karşın rapor süresinin bitiminden evvel işveren tarafından işe başlatılmış, işveren bilinçli olarak müvekkilimi ağır işlerde fazla mesai ile çalıştırmış zaten kaza ve maluliyet sebebi ile üzüntü ve keder içerisinde olan zorlukla ve acı içinde işe gelen müvekkile psikolojik baskı uygulamış en sonda işçilik alacakları için ödeme dahi yapmadan işten çıkarmıştır. Müvekkil çalışamadığı ve birikimi de olmadığı için ailesinin yardımıyla geçimini sürdürmektedir. Müvekkil ekonomik sıkıntılar içerisinde olup, yargılama giderlerini dahi karşılayamayacak durumda olduğundan adli yardım talebinde bulunmuş ve yerel Mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Müvekkilimiz davalı iş yerinde geçirmiş olduğu kaza sebebiyle bir eş ve bir baba olarak görevlerini yerine getirememiş ve eşiyle boşanma noktasına gelmiştir. Müvekkilimizin iş kazası sonucu malul kalmasından dolayı duyduğu üzüntü, eşi ve çocuğuna bakmakta iken kaza sebebi ile işsiz kalması ve çalışamaması, kaza anında yaşadıkları, müvekkilimin vücudunda kalıcı hasarlar, bir daha çalışamayacak olması nedeniyle pek doğal ki psikolojisi de bozulmuştur. Tüm bu sebeplerle yerel mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarı hakkaniyete aykırı olup kaldırılması gerekmektedir. ... Tarafımızca 60.000,00-TL manevi tazminat talep edilmiş olup olayın oluşu, müvekkilimizin maluliyeti göz önüne alındığında fahiş bir talep olmadığı görülecektir. Bu yüzden manevi tazminat yönünden istinaf talebimizin kabulü ile talebimiz gibi hüküm kurulmasına karar verilmesini ... talep ederiz...", şeklindeki -özet- beyan ve gerekçelerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve itirazları doğrultusunda, yeniden karar verilmesi talebiyle, istinaf başvurusunda bulunduğu, görülmüştür. Davalı ...Ş. vekilinin 31.08.2018 tarihli istinaf dilekçesinde, "...İş bu davada, müvekkil şirketin husumeti bulunmamakta olup, buna rağmen müvekkil aleyhine hüküm tesis edilmesi hukuka aykırıdır. ... Meydana gelen kazadan müvekkil şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmamakta olup, hükme esas alınan kusur oranları gerçeği yansıtmamaktadır. ...davacı asli kusurludur. ...Davacının ...özensiz ve tedbirsiz davranışından işvereninin sorumlu tutulması usul, yasa ve hakkaniyete aykırılık teşkil eder. ... Kazanın meydana geldiği yer dikkate alınmadan müvekkile sorumluluk yüklenilmiştir. ... Zira, müvekkilin beton dökümünün yapıldığı ...ve Tic. A.Ş.'ye ait inşaat alanında bir hakimiyeti bulunmamaktadır. Davacının manevi tazminat talebi zaman aşımına uğramış olmasına rağmen, yerel mahkeme tarafında bu husus dikkate alınmaksızın karar tesis edilmiştir. ... Davacının manevi tazminat taleplerinin dayanağını oluşturan, davacının bir daha çalışamayacak olması iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. ... Tüm taleplerimize rağmen yerel mahkeme ilgili sigorta şirketine iş bu davayı ihbar etmemiştir. ...izah edilen sebeplerle, husumet yokluğuna rağmen, gerçeği yansıtmayan kusur oranları ile taleplerimiz dikkate alınmaksızın tesis edilen karar açıkça hukuka aykırıdır...", şeklindeki -özet- beyan ve gerekçelerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve itirazları doğrultusunda, davanın reddine karar verilmesi talebiyle, istinaf başvurusunda bulunduğu, anlaşılmıştır. Davalı... Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin 08.08.2018 tarihli istinaf dilekçesinde, "...Eldeki dosya ile Kocaeli 2. İş Mahkemesi'nde 2016/184 Esas sayılı dosya ile SGK tarafından açılan rücu davasındaki hesaplar ve özellikle kusur bilirkişisi raporları birbirine akyırı hükümler içermektedir. Öncelikle, davacı, dava dilekçesinde 'müvekkilimin esas ücreti 1.360.00-TL'si olup, prim de verilmektedir' şeklindeki beyanı ile bağlıdır. Öte yandan, eldeki dosyada: İşlemiş dönem 113.173.64 TL, İşleyecek aktif dönem 584.523.93 TL ve Pasif dönem 160.677.39 TL iken, Kocaeli 2. İş Mahkemesi'nin 2016/184 Esas sayılı dosyasına göre: İşlemiş dönem 74.000.00 TL, İşleyecek dönem 358.722.11 TL'si olarak belirlenmiştir. Bu konudaki itirazlarımız mahkemece değerlendirilmemiştir. Bilirkişi raporu hükme esas olmaktan uzaktır. Şöyle ki: Olay karanlıkta Haldız İnşaata ait şantiyede beton dökümü esnasında meydana gelmiştir. Dosyadaki bilgilere göre beton dökümü kamyonun farlarından istifade ile yapılmaktadır. Başka bir ifade ile şantiye sahibi Haldız İnşaat ışıklandırma ve beton dökümü için gerekli aydınlatmayı yapması gibi önemli bir lazimeden intina etmiştir. Olayın meydana gelmesinde birinci faktör ışıklandırmanın bulunmamasıdır. Davacıya fosforlu yelek verilmemesi kusurda aleyhe etken olmuştur. Olay yeri karanlık olduğundan ve kişinin araba farından isitifade ile beton miktarını yazdığı nazara alındığında, müvekkilimin davacıya fosforlu yelek verse bile kazanın meydana gelmesine engel olamayacağı ortadadır. Koruyucu yelek giyse bile arabanın ışığından istifade ettiği için kaza gene olacaktı. Şantiyede aydınlatma olsaydı, beton miktarını bu ışıktan istifade ile yapacak ve kamyonun dibinde bulunmayacaktı. Anlatıldığı gibi bütün olaylar, olay yerinin karanlık ve aydınlatmasının olmayışı, Tüzüğün 16. maddesine göre, gece çalışmalarında sunu ışıkla aydınlatma sağlanacaktır şeklindeki lazimeye riayet edilmemesinden kaynaklanmıştır. Durum bu şekilde iken, hakim, kusurlu Haldız İnşaat'a %10 gibi ...bir kusur izafe edilmesi hakkaniyete aykırıdır...", şeklindeki beyan ve gerekçelerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve itirazları doğrultusunda, yeniden karar verilmesi talebiyle, istinaf başvurusunda bulunduğu, görülmüştür. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davacı ile davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince, ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;Davacının ağır derecede yaralandığı, malul kaldığı iş kazasında davalıların tam kusurlu olduğu,bu durumun tanık anlatımları ile de ortaya çıktığını, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının çok düşük kaldığını, iş kazası sonucu malul kalmasından dolayı duyduğu üzüntü, eşi ve çocuğuna bakmakta iken kaza sebebi ile işsiz kalması ve çalışamaması, kaza anında yaşadıkları, müvekkilimin vücudunda kalıcı hasarlar, bir daha çalışamayacak olması nedeniyle pek doğal ki psikolojisi de bozulmuştur. Tüm bu sebeplerle yerel mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarı hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin davalı olduğu iddiasının husumet yokluğu nedeniyle kabul edilmemesi gerektiği,husumet yokluğu bulunan davalı müvekkil şirket aleyhine hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalı şirket ile diğer davalı .... Tes. Mad. Tur. Tic .Ltd. Şti. arasında hazır betonun taşınması, pompalanması ve bu kapsamda bakım-onarım işçilik işleri için sözleşme akdedildiği,bu kapsamda davalı şirket tarafından hazırlanan hazır betonların .... Mad. Tur. Tic .Ltd. Şti. tarafından taşındığı,yapılan işin denetimi ve idaresinin diğer davalı şirkette olup açıklanan sair yönlerden davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığını,davacı ile aralarında bir iş ilişkisinin olmadığı, iş kazası nedeniyle davacının kusurlu olduğu, manevi tazminat talebinin zaman aşmına uğramış olmasına rağmen Mahkemece kısmen kabulünün hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. Davalı... Tic. ve San. Ltd. Şti. temyiz dilekçesinde özetle; dosya üzerinden alınan kusur raporlarının birbirine aykırı hükümler içerdiğini, Kocaeli 2. İş Mahkemesinde 2016/184 Esas sayılı rücu dosyası ile işbu dosya üzerinden alınan hesap raporlarında aktif ve pasif dönem hesaplarının farklı olduğu,bu çelişkinin giderilmesine yönelik ek rapor alınmadığı,olayın meydana gelmesinde en önemli etkenin beton dökümünün yapıldığı Haldız İnşaat’a ait şantiyenin hava kararmış olmasına rağmen yeterli ışıklandırmanın yapılmamış olmasından kaynaklandığı, bu nedenle Haldız İnş. A.Ş.’ye atfedilen %10 kusurun çok düşük olduğu belirtilerek, kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Dava, 03/11/2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %35,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. İş kazalarında olay, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş akdinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı ilamı da aynı yöndedir.) Bu açıklamadan olarak şüphesiz ki tarafların kusur durumu irdelenirken konusunda ehil bilirkişilere olayı inceletmek kadar olaya neden olan tüm saiklerin bir bütün olarak ele alınması ve bu kapsamda da taraflarca ortaya konulan iddia ve savunmalar ile tüm delillerin titizlikle değerlendirilerek kusurun aidiyeti ve oranına dair raporun oluşa uygun olup olmadığının tespiti gerekir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davalı ...Ş.’nin hazır beton taşıma,pompalama,bakım,onarım ,işçilik işlerini bir sözleşme karşılığı üstlenen Karser İnşaat Tesisat Madencilik Nakliyat Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti. Çalışanı olan kazalının, olay günü saat 18:30 sularında, dava dışı ....A.Ş.’ye ait şantiyede beton dökümü yapıldığı sırada yine Karser...Ltd.Şti. çalışanı ...’nin kullandığı beton mikserinin önünde not tutan davacıya çarpması sonucu belinden yaralanan davacının sürekli iş göremezliğe girdiği, dosyada SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının herhangi bir tahkikat raporuna rastlanmadığı, Kocaeli 2. İş Mahkemesinin 2016/184 E.sayılı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücuen tazminat, dava dosyası üzerinden alınan kusur bilirkişi raporunda ....Ltd.Şti.’nin %40, ....A.Ş.’nin %10, kazalının %20, dava dışı mikser sürücüsü ...’nin %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan 28/11/2016 tarihli ilk kusur bilirkişi raporunda davalı ...Ş.’nin asıl işveren olarak %10,davalı ....Ltd.Şti.’nin alt işveren olarak %40,davacının %20,dava dışı ...’nin %20,dava dışı ....A.Ş.’nin de %10 oranında olduğu kanaatine varıldığı, 04/07/2017 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporunda ise, davalı ...Ş.’nin asıl işveren olarak %10,davalı ....Ltd.Şti.’nin alt işveren olarak %60, dava dışı ....A.Ş.’nin %10,davacının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece toplam %80 kusur oranında davalılar,%20 oranında davacı kusur oranı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu tespitlere göre mahkemece yapılacak iş, ceza dava dosyası olup olamadığının araştırılarak varsa ceza dava dosyası ile SGK tarafından açılan rücu dava dosyasının asıl veya onaylı suretlerini dosya içerisine dahil etmek, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki bilgiler çerçevesinde yeniden olaya ve oluşa uygun şekilde düzenlenecek, olayın gerçekleştiği iş kazası alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üçlü bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmak suretiyle iddia edilen davacı ve davalılar ile dava dışı ....A.Ş. ve varsa diğer kişiler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği irdelenerek belirlenmeli, bu husus belirlendikten sonra tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, rücu dosyasında alınan kusur raporları ile oluşan çelişkiyi gidermek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 07/03/2018 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki verileri esas alarak, bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri gözetmek suretiyle , hükme esas alarak bir karar vermekten ibarettir. O hâlde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/12244, K. 2022/13956, T. 09.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-12244-e-2022-13956-k-e35d8b2d8fac