Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/10649 E. 2022/14521 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10649
Karar No
2022/14521
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi No : Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 01/07/1988 olduğunun tespitini istemiştir. II-CEVAP Davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, 1987 ve 1988 yılı dönem bordrolarının Kurum kayıtlarına verilmediği, 1986 yılı dönem bordrolarının celp edildiği, bu dönem bordrosunda ismi geçen ...'nun davacıyı tanımadığı, ......'ın ise vefat etmiş olduğundan dinlenilemediği, komşu işyeri tanıklarının araştırıldığı ancak bir tespit yapılamadığı, davacı tanıklarının bordro tanığı veya komşu işyeri tanığı sıfatlarının bulunmadığı, tüm araştırmalara rağmen davacının ilk işe giriş bildirgesine istinaden fiili çalışmasını ortaya koyacak delillerin tespit edilemediği, davacının da sunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, karar usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı vekili,davacı adına verilen işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettiğini, fiilen bir inşaat olduğunun belediyeden gelen kayıtlardan anlaşıldığını, 1988 yılından bu yana geçen zaman nedeniyle komşu işyeri tanıkları bulunamasa da davacı tanıklarının çalışmayı doğruladığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: 506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Sigortalılığın tespitinde, yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de sigortalılığın kabulü açısından tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda çalışma olgusunun da inandırıcı ve yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir. Bu amaçla; sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma veriliş tarihi, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, varsa imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olup sonraki dönemde gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı saptanmalıdır. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, öncelikle davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında işverenin kim olduğu, işyerinde ne iş yaptığı, başka çalışan olup olmadığı, idarecilerin kim olduğu, işyerinin nerede olduğu ve komşularının kimler olduğunun davacıya sorulup açıklattırılması gerektiği, ayrıca tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla hizmeti ortaya koyabilecek belgeler, varsa Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, yine davalı iş yerinde aynı dönemde bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler yeniden Kurum ve Kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. (HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409- 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552) Somut olayda, 15/05/1961 doğumlu davacı adına 01/07/1988 tarihli işe giriş bildirgesinin ... ... işyerinden 07/07/1988 tarihinde kuruma intikal ettiği, işe giriş bildirgesi üzerindeki sicil numarasının verildiği yılın serisi olduğu, işyerinin 01/08/1986-31/03/1989 tarihleri arasında özel bina inşaatı mahiyetinde kanun kapsamında bulunduğu, davacının hizmet cetvelinden ilerleyen yıllarda inşaat mahiyetinde başka işyerlerinde çalışmalarının bulunduğunun görüldüğü, 1987 ve 1988 yılı dönem bordrolarının işverence Kuruma verilmediğinin bildirildiği, Mahkemece, 1986 yılı bordrosundan tanık dinlendiği, davacı tanıklarının davacı ile aynı inşaatta birlikte çalıştıklarını belirterek inşaatın yeri ve kaç katlı olduğu,davacının inşaatta yaptığı işe ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği, ancak bu tanıkların mahkemece celbedilen kayıtlarında bildirgenin verildiği işyerinden hizmetlerinin bildirilmemiş veya adlarına işe giriş bildirgesi verilmemiş olduğunun belirlendiği, inşaatın kim tarafından yapıldığı, ruhsatı, inşaatta çalışan işçilere dair tutanak olup olmadığı konusunda mahkemece yapılan araştırmada, belediye tarafından, ... ...’e ait inşaat için 16/05/1986 tarihinde temel ruhsatı verildiği, 14/02/1987 onaylı yapı izin belgesinde temel üstü inşaatı için ruhsat verilmiş olduğunun bildirildiği, mahkemece ayrıntılı şekilde komşu işyeri araştırması yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı adına verilen işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal etmesi ve işe giriş bildirgesi üzerindeki sigorta sicil numarasının verildiği yılın serisi olması, dosya kapsamında bordro tanığı sıfatıyla dinlenen tanığın 1986 yılı dönem bordrosunda kayıtlı olup, bu tarihin davacının işe giriş tarihinden 2 yıl önceki bir dönem olması nedeniyle, tanığın davacıyı tanımadığını belirtmesinin olağan bulunması, belediyeden gelen kayıtlardan davacının inşaat işçisi olarak çalıştığını iddia ettiği tarihlerde, bildirgeyi düzenleyen işverenin yapı sahibi olduğu fiilen devam eden bir bina inşaatı bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece, bildirge üzerinde bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılarak imzanın davacıya ait olup olmadığı araştırılmalı, dinlenen davacı tanıklarının şahsi sicil dosyalarının tamamının onaylı örneği Kurumdan celbedilerek dosya içine alınmalı, her ne kadar 1987 ve 1988 yılı dönem bordrolarının işverence Kuruma verilmediği bildirilmişse de arşivden titizlikle araştırılması istenerek tekrar sorulmalı ve bordroların bulunması halinde kayıtlı tanıklar dinlenmeli, Kurum tarafından yapılmış denetim bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri, kapsama alınış tarihleri ve bildirge tarihinde anılan iş yeri çalışanları, davalı Kurumdan sorulmak suretiyle tespit edilerek, bilgi ve görgülerine başvurulmalı, gerekirse davacının beyanına başvurulmak suretiyle davacı ile birlikte başkaca çalışan varsa tespiti ile bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 21/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10649, K. 2022/14521, T. 21.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-10649-e-2022-14521-k-e79afb2679b1