Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/28 E. 2024/9154 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/28
- Karar No
- 2024/9154
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1486 E., 2020/1310 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/42 E., 2019/128 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile düzeltilmiş yaşının nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar vermek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle; 05.10.1969 tarihinde doğduğu halde Nüfus Müdürlüğünün sehven yapmış olduğu hata neticesinde doğum tarihinin 05.10.1973 olarak yazıldığını, bu durumun hayatını gerek okul, gerek askerlik gibi dönemlerde sıkıntılı olacağını düşünen babasının Yenimahalle 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/19 Esas sayılı dosyası ile doğum tarihinin 05.10.1969 olarak düzeltilmesine karar verdiğini, karar tarihinde 17 yaşında olduğunu, 28.12.2018 tarihinde şartları taşıdığı için emekli olabilmek için davalı Kuruma başvuru yaptığını, ancak davalı Kurumun 08.01.2019 tarihli yazısında yaş tashihinin kesinleşme tarihi işe giriş tarihinizden sonra olduğundan doğum tarihinin 05.10.1973 olarak alındığını ve 49 yaş şartını yerine getirmediğinden talebini reddettiğini, 5510 sayılı Kanun'un 57 nci maddesine göre sigortalının ilk defa uzun vadeli sigorta kollarına tabi olduğu tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz. İşe girmeden önce yapılan yaş tashihleri geçerli olur şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, ancak bu düzenlemenin getiriliş amacının işe başladıktan sonra erken yaşta emekli olmak için yaş büyütme davası açan kötüniyetli kişiler için getirildiğini, ancak aynı kanunla bu hükme bir istisna getirildiğini, nüfus idaresi kayıtlarına hatalı işlenmiş olması nedeniyle yapılan düzeltmelerin sigortalıların iradesi dışında nüfus idaresince yapılan maddi hataların giderilmesi amacını taşıması nedeniyle bu hususların belgelenmesi veya mahkeme kararında belirtilmiş olması halinde söz konusu kayıt düzeltmelerinde düzeltilen yeni kayıt esas alınır hükmünün mevcut olduğunu, 1976 -1977 öğretim yılında ilkokula başladığını, 28.11.1989 tarihinde askere gittiğini, 01.06.1986 tarihinde ilk defa işe başladığını beyanla, dava konusu mahkeme kararı ile reddedilen 08.01.2019 tarih ve 382127 sayılı Kurum işleminin iptali ile yoksun kaldığı haklarının tarafına verilerek emeklilik işlemlerinin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 57/3 üncü maddesi açık olduğunu, kişiye özel uygulama alanı bulunmadığını, Kanun'da karar tarihinin dikkate alınacağının da yer almadığını, yaş tashihi davalarının uygulamasına yönelik hükmün dikkate alınması gerekli olduğunu belirterek, Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı, kesinleşme tarihinden önce sigortalı çalışmaya başladığına göre davacının doğum tarihi düzeltilmeden önceki durum esas alınarak karar verilmesi, doğum tarihi 05.10.1973 olarak kabul edilmesi ve bu nedenle, Kurum işlemi doğru olduğundan davanın reddi gerektiği, davacının doğum tarihi yönünden mahkemenin kabulü gibi doğum tarihi 05.10.1973 olarak esas alınsa dahi bu kez 506 sayılı Kanun'un 60/g maddesi gereğince 18 yaş ikmal tarihi esas alınarak sigorta başlangıcının belirlenmesi gerekeceği, yani 05.10.1987 tarihinin esas alınması gerektiği, bu durumda da aylık koşulları yönünden 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. Maddesi B maddesi g alt bendi gereğince “g) Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla, 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün,..” gerektiği, tahsis talep tarihi itibariyle de 50 yaşını ikmal etmediğinden aylığa hak kazanmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; usul ve kanuna açıkça aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 506 sayılı Kanun'un 120/2 maddesi, “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.” aynı şekilde 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 66, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 105 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 57 nci maddesi "Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, mülga 2.6.1949 tarihli ve 5417 sayılı Kanun ve mülga 4.2.1957 tarihli ve 6900 sayılı Kanun ile 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlara, 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya bu Kanuna göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas alınır. İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz" şeklinde düzenlenmiştir. 3. Değerlendirme İnceleme konusu dosyada; davacının 5.10.1973 olan doğum tarihi Yenimahalle 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/19 Esas, 1986/203 Karar sayılı, 21.4.1986 tarihli kararı ile 5.10.1969 tarihi olarak düzeltilmiş ve söz konusu Mahkeme kararı 13.6.1986 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının 28.12.2018 tarihli tahsis talebi, sigortalı işe başlangıç tarihinin 1.6.1986 tarihi olması, mahkeme kararının çalışmaya başlamasından sonra kesinleşmesi nedeniyle düzeltilmiş doğum tarihinin emeklilik hesabında dikkate alınamayacağı, bu sebeple emeklilik şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Dosya içerisine celp edilen yaş tashihine ilişkin dava dosyasının incelenmesinden; davacının babası tarafından, davacının 5.10.1969 doğumlu olmasına rağmen nüfus kütüğüne 5.10.1973 doğumlu olarak tescil edildiği belirtilerek yılın 1969 olarak düzeltilmesi talebiyle 2.1.1986 tarihinde dava açıldığı, Mahkemece, devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu, tanık beyanları, davacının huzurdaki hali esas alınarak davacının doğum tarihinin 5.10.1969 olarak düzeltilmesine karar verildiği, dolayısıyla davanın nasiye haline uygun hale getirilmiş kayıt tashihi davası olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacının sunduğu karne fotokopilerden 3.5.1977 tarihinde ilkokul 1. sınıf karinesini aldığı, 28.11.1989 - 29.5.1991 tarihleri arasında askerlik yaptığı, eğitim ve askerlik tarihlerinin düzeltilmiş yaşına uygun olduğu görülmektedir. 29.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1587 sayılı Nüfus Kanunu'nu yürürlükte kaldıran 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 10 uncu maddesi “ (I) Kurumlarda kişiyle ilgili olarak yapılan işlemlerde nüfus kayıtları esas alınır. Kayıtlar arasında farklılık olması halinde nüfus kayıtlarında değişiklik yapılmaz, usulüne uygun diğer kayıtlar düzeltilir, aynı Kanun'un 35 inci maddesi ise “...(I) kesinleşmiş Mahkeme kararı hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz.Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddi hatalar Nüfus Müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir” şeklindedir. Ayrıca 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 30 uncu maddesi “ doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur” şeklindedir. Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir. Sigortalının yaşı ile ilgili gerçek kayıtlar esas alınıp doğum tarihinin Mahkeme kararı ile düzeltilmesi halinde bu dava gerçek yaşın kayda yansıtılması ile ilgilidir ve nüfusa asıl doğum günü yazılmayıp da küçük veya büyük yazılan kişi tarafından açılan ve doğum gününün düzeltilmesi sonucunu doğuran klasik yaş tashihi davası değildir. Bu davalar yaş tashihi ile ilgili değil kayıt tashihi ile ilgili olduğundan bu durumlarda yaşlılık aylığı bağlanması ile ilgili emeklilik koşullarının oluşmasında Mahkemece de tespit edilen bu yaşın dikkate alınmasında bir isabetsizlik yoktur. (Hukuk Genel Kurulunun 24.12.2008 tarih ve 2008/10-784 E. 2008/768 K. sayılı Kararı. ) Somut davada; davacının yaşının düzeltilmesine ilişkin davanın sigorta başlangıç tarihinden önce açılmış olması, dosyada alınan sağlık kurulu rapor tarihinin ve kararın verildiği tarihin de sigorta başlangıcından önce olması, ayrıca davacının ilkokul karine tarihi ile askerlik tarihlerinin düzeltilmiş yaşına uygun olması ve doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davanın kayıt tashihi olduğu değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır. Diploma, okul kayıtları gibi resmi kayıtların esas alınması suretiyle doğum yılının düzeltilmesi halinde davanın klasik yaş tashihi değil kayıt tashihi davası olup Mahkemece, davacıya ait okula başlangıç ve bitiş tarihlerini gösterir kayıtların celp edilerek doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davanın kayıt tashihi davası olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz giderinin ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Davacı tarafından düzeltilmiş yaşının yaşlılık aylığı bağlanmasında dikkate alınması ve aksine Kurum işleminin iptaline yönelik davanın reddine yönelik kararın bozma gerekçesinde, Sayın çoğunluk tarafından davacının Yenimahalle 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1986/19 Esas - 1986/203 Kararındaki uyuşmazlığı yaş tashihi devamı olmayıp kayıt tashihi davası olduğuna yönelik görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum. 506 sayılı Kanun'un 120/2 nci maddesinde belirtilen "malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalılarına ilişkin yazı ile ilgili hükümlerin uygulanmasında bu kanuna tabi ilk defa çalışmaya başladığı tarihteki; nüfus kütüğüne kayıtlı bulunan doğum tarihlerinin esas alınacağı, belirtildikten sonra, 3 üncü fıkrasında özellikle; ilk defa Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihinin dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Davacı yaş tashihine yönelik dava dilekçesinde özetle 05.10.1969 tarihinde doğduğu halde nüfus kütüğüne sehven 05.10.1973 olarak yazıldığını, bu durumun okul, iş ve askerlik dönemlerinde sıkıntı yarattığı gerekçeleriyle düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemesince yapılan yargılamada nüfus kayıtları celp edilmiş, davacının kemik yaşı için sağlık kurulu raporu alınmış, tanık beyanları ve diğer belgeler dikkate alınarak davacının davası kabul edilerek doğum tarihi 05.10.1969 olarak düzeltilmiştir. Bu dava; talep araştırma yöntemleri ve sonuç itibariyle klasik bir yaş tashihi davasıdır. Kayıt tasihihi davasında, davacının gerçek doğum tarihinin resmi belgelerde doğru olarak yazılmış olmasına karşılık her nasılsa nüfus kayıtlarına yanlış olarak girilmesi haline mahsustur. Genellikle nüfus kütüklerinin yenilenmesi sırasında ortaya çıkmakta olup, iki resmi belgede çelişki doğum tarihlerini içermesi halinde bu kayıtlardan doğru olanın tespiti ile yanlış kaydın düzeltilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Oysa somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir. Davacının 05.10.1973 doğum tarihi nüfusta kayıtlı olup tüm belgelerde de bu şekilde kullanılmıştır. Tek bir kayıt nüfus kaydı olup bu kaydın ilk oluşturulmasında hata yapıldığı iddiası yaş tashihi davası ile görülebilir. Bu hususta sosyal güvenlikte sigorta başlangıcı açısından 506 sayılı Kanun'un 120 nci maddesine düzenlenmiş, tashih yapılsa bile sigorta başlangıcında tashihin dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle yaş tashihi davasının çoğunluk tarafından kayıt tashihleri şeklindeki nitelendirilmesi yerinde değildir. Ancak davacı sigortalı işe 01.06.1986 tarihinde başlamış yaş tashihi davasını işe girmeden önce 02.01.1986 tarihinde açmıştır. Yani işe girdiği tarihte davacının yaşı dava konusu olup nizalıdır. 506 sayılı Kanun'un 120/2 nci maddesi kapsamında nüfus kütüğünde kesinleşmiş bir doğum tarihi bulunmamaktadır. Bu haliyle davacıya işe girdikten sonra yaş tahsisi yapıldığı söylenemeyeceğinden dolayı tashih edilen yaşa göre aylık koşullarının belirlenmesi gerektiğinden, kararın bu nedenle farklı gerekçeyle bozulması kanaatinde olduğundan çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyorum