Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/10623 E. 2022/16329 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/10623
- Karar No
- 2022/16329
- Karar Tarihi
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi No : Dava, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı vekilinin istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 30.Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 30.Hukuk Dairesince verilen karar davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I- İSTEM: Davacı vekili 28.03.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 03.12.2008 tarihli iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 30,00 TL’si hastane gideri, 70,00 TL’si iş gücü kaybı olmak üzere toplam 100,00 TL maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini iş göremezlik nedeniyle 92.473.43 TL’ye artırmıştır. II- CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: olayda kusurun kendilerinde olmadığını, mesai arkadaşının talebi ile görevlendirme olmaksızın kazanın meydana geldiği makineye yardıma gittiğini, parmağının kopmadığını, çizildiğini, halen çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir. III- MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk derece mahkemesi kararında özetle: “Dava da hem tedavi gideri hem maluliyetten kaynaklı zarar talep edilmiştir. Tedavi giderleri ile ilgili belge sunulmadığından bu konudaki istek ispatlanmamış olduğundan bu konudaki talep reddedilmiştir. Maluliyet oranı saptanmış, kusur raporu alınmış, olayda davacının %10, iş verenin %80 kusurlu olduğu davalı işçisi İbrahim in ise %10 kusurunun bulunduğu belirlenmiştir. Aldırılan hesap bilirkişisi raporu, usul ve yasaya uygun düzenlenmiş, kurumca davacıya gelir bağlanmadığından indirim yapılmamış, yapılan geçici iş göremezlik ödemesi ise mahsup edilerek davalı iş veren için %80 zarar 92.503.43 TL olarak saptanmıştır. Dava açılırken Borçlar Kanunu gereği müşterek kusura dayanılmadığından dava dışı İbrahim in %10’luk kusuru hesaplamaya dahil edilmemiştir. Davacı ıslah dilekçesinde 92.403.43 TL değer artışı talebinde bulunmuş, açıklama dilekçesine göre maluliyetten kaynaklı tazminat talebi 70 TL olmakla, bu kalem alacak için 92.473.43 TL istediği, anlaşılmış bu miktar üzerinden hüküm kurulmuştur. Manevi tazminata gelince, vücut tamlığı zedelenen davacının maluliyet oranı tarafların kusur durumu ve sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak 1.500,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine” karar verildiği anlaşılmıştır. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI: Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; “Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kusur oranlarının isabetli olup olmadığı, zarar hesabı ve vekalet ücreti noktasındadır. Somut olayda davacı tarafın iddiasının, davalı tarafın cevabının, taraflarca ibraz edilen ve mahkemece celp edilen kayıt ve belgelerin ve dinlenen tanıkların anlatımlarının bir bütün halinde Dairemizce dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda, davacının, 03/12/2008 tarihinde, davalıya ait fabrikada makina operatör yardımcısı olarak çalıştığı sırada, diğer bir işçinin çalışma yaptığı freze makinasının kesici uç kısmının değiştirilmesi için yardımcı olduğu, çakı adı verilen üçlü plaketin kayması ve elinin üzerine düşmesiyle iş kazası geçirerek sol el 2. parmağında kesi meydana geldiği, yapılan tahkikat sonucunda davacının maluliyet oranının % 5 şeklinde belirlendiği görülmüştür. Dosya kapsamında, alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından hazırlanan 28/02/2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre, meydana gelen olayda davacının kusur ve sorumluluğunun % 10, davalı işverenliğin % 80 ve dava dışı diğer işçinin de % 10 oranında bulunduğu, davalı işveren tarafından işin gerekli ve emniyetli bir metodla yapılmasının sağlanmadığının, gerekli bilgilendirme, gözetim ve denetim yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinin tespit edildiği bu nedenle meydana gelen olayda işverenin belirlendiği oranda kusur ve sorumluluğunun bulunduğu yönündeki ilk derece Mahkemesi kabulünün isabetli olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının aylık ücretinin ve sosyal yardımların yazılı delillere göre tespit edildiği, PMF tablosuna göre bakiye ömrün belirlendiği ve bunların dışında Mahkemece hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporunun yukarıdaki ilkeler esas alınarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tazminat hesabında bu sebeplerle yasaya aykırı yön görülmemiştir. İlk derece Mahkemesi tarafından, talep edilen miktarlar ile davanın kabul ve reddedilen kısımları dikkate alınarak usul ve yasaya uygun şekilde vekalet ücreti takdir edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair” karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: Olayın, freze tezgahı operatörlüğü yapmakta iken kendi tezgahından ayrılarak mesai arkadaşının talebi ile kazanın olduğu yine aynı tipte diğer bir tezgaha yardım etmeye gitmesi sonucu meydana geldiğini, bu tezgahta kesici takım sökülürken üzerindeki kesici uçların eldivensiz ( kendisine eldiven verildiği halde) eline değmesi sonucu kazanın meydana geldiğini, davacıya eldiven dahil iş güvenliğinin gerektirdiği tüm ekipmanlar verildiğini, davacının elindeki eldiveni çıkarması sonucu kazanın meydana geldiğini, davacı işçinin ayrıca öğrenimi itibariyle Endüstri Meslek Lisesi “tesviye” bölümü olup talaşlı imalat yapan tezgahlar atölyesinde mesleği ile ilgili freze tezgahını işletmekle görevli olduğunu kusurun müvekkilinde değil davacıda olduğunu, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında tüm tedbirleri alıp iş güvenliği uzmanı istihdam etmiş olduğunu, kusur raporuna itirazın karşılanmadığını, müvekkiline verilen %80 kusurun fazla, davacıya verilen%10 kusurun çok az olduğunu, davacının iddia edildiği gibi parmak kopmasının söz konusu olmadığını, parmağının çizildiğini bu sebeple %5 oranında tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının fazla tespit edildiğini bu oranlara göre hesabın da hatalı olduğunu, müvekkili lehine takdir edilen vekalet ücretinin az olduğunu, kusur ve hesap raporundaki hataların tespit edilerek kararın bozulmasını talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77’nci maddesi oluşturmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 77. maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacının meslek lisesi tesviye bölümü mezunu olup davalı şirkete ait makine fabrikasında olay tarihinde freze operatörü olarak çalışmaktayken, aynı işyerinde iş arkadaşı ...’ye onun çalıştığı freze makinesinin kesici takımının tamirine yardımcı olduğu sırada, tezgah takım kafasının zemine kadar indirilmeyip, sökme işleminin yüksekte yapıldığı esnada, kesici takımın eli üzerine düşerek sol işaret parmağına zarar vermesi neticesinde iş kazasının gerçekleştiği, hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı işverenin %80, davalı şirket işçisi ...’nin %10 ve davacının %10 kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de; davacının Endüstri Meslek Lisesi tesviye bölümü mezunu olup, 1998 yılından beri aynı işyerinde freze operatörü olarak çalıştığının iddia edilmiş olması karşısında, bu durumda çalıştığı makinede olay tarihinde yaptığı tamir işini usulüne uygun şekilde freze tezgah takım kafasının zemine kadar indirilmeyip, sökme işleminin yüksekte yapmaları nedeniyle davacıya ve iş arkadaşı ...’ye atfedilmesi gereken kusurun raporda tespit edilen %10’ar kusur oranlarından fazla olması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde anılan kusur raporuna itibarla karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde mahkemece; davacının olay tarihinde yaptığı iş ve mesleki yeterliliği ve davaya konu iş kazasının gerçekleştiği iş makinesinde çalışma kıdemi belirlenip, davalının iddia ettiği gibi yukarıda yazılı şekilde deneyim ve kıdeminin bulunduğunun anlaşılması karşısında davacıya ve iş arkadaşı İbrahim Türe’ye atfedilmesi gereken kusurun raporda tespit edilen %10'ar kusur oranlarından fazlamaması gerektiği gözetilerek tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin dosya içindeki bilirkişi heyetlerinden farklı, kazanın gerçekleştiği alanda uzman A Sınıf İs güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak rapora göre belirlenmesi, taraf itiraz ve çelişkiler giderilerek kusur oranın tespiti gerekmektedir. Öte yandan bozmadan sonra yapılacak yargılama iş bu mahkeme hükmünün davacı tarafça temyize getirilmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek özellikle maddi tazminatın belirlenmesinde hükme esas alınan 28.01.2019 tarihli hesap raporunda işlemiş (bilinen) devre sonu olarak esas alınan tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri rapor yansıtılmamak suretiyle tespit edilen kusur raporundaki oranlar mevcut rapora uygulanarak maddi tazminat istemi ile manevi tazminat istemi hakkında bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazları kabul edilerek, bu aşamada bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi kararının HMK 373/1.maddesi gereğince kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.