Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/7556 E. 2013/23597 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7556
- Karar No
- 2013/23597
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/731-2012/1243 Dava, ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, murisi ve eşi ...’in sigortalı süreleri nazara alınarak ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davacıya 01.07.2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti suretiyle istem hüküm altına alınmıştır. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un amacı; hiçbir kurumdaki hizmeti tek başına aylık bağlanmasına yeterli olmayan sigortalı ya da hak sahiplerine hizmet süreleri birleştirilerek aylık bağlanmasını sağlamak ve hizmetlerinin ziyan olmasını önlemektir. Bir başka deyişle; tabi olduğu sigortalı hizmetlerinin herhangi biriyle tek başına aylığa hak kazanılamaması veya bağlanan aylık miktarının sigortalı ya da hak sahibi lehine değiştiği durumlarda tüm hizmetler birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmaktadır. Bu kapsamda; anılan Kanunun 8’inci maddesinin son fıkrasına göre hizmet birleştirmesi yapıldığı durumlarda ölüm aylığının sigortalının son olarak tabi olduğu Kurumca bağlanması gerekmektedir. Ölüm sigortasından sağlanan yardımlar 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun’un 65 ve devamı maddeleri ile mülga 2926 sayılı Kanunun 23 ve mülga 1479 sayılı Kanunun 41’inci maddeleridir. 506 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesinin d fıkrasının ilk halinde “Ölüm tarihinde, en az 5 yıldan beri sigortalı bulunan ve her yıl için ortalama olarak en az 150 gün veya toplam olarak 1800 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş bulunan, sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır.” hükmü öngörülmüştür. Aynı Kanunda, 01.03.1969 tarihinde yürürlüğe giren 1186 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, sigortalılık süresine ve toplam prim gün sayısına ilişkin koşullar korunurken, yıllık ortalama prim gün sayısı 120 güne indirilmiştir. Keza, 01.04.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2422 sayılı Kanunla madde yapısı değiştirilerek bu defa 506 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesinin c fıkrası ile; toplam prim gün sayısı 1600 güne çıkarılırken, yıllık ortalama prim gün sayısı 180 gün olarak belirlenmiştir. Bu arada, Anayasa Mahkemesi’nin 06.01.2005 tarih 2001/479 sayılı kararı ile anılan fıkradaki “veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 günü” ifadesinin iptalinin ardından 16.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5561 sayılı Kanunla “5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda” hükmü getirilmiş, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 32/2-a maddesi uyarınca “En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya... her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş” olma koşulu düzenlenmiştir. 2926 sayılı Kanunun ölüm aylığı koşullarına dair 23’üncü maddesinde “ölüm tarihinde en az üç tam yıl sigorta primi ödemiş olmak koşulu öngörülmüştür. Anılan madde 4956 sayılı Kanunun 5073 sayılı Kanun ile değişik 56’ncı maddesinin (d) bendi ile 28.01.2004 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış, yine 4956 sayılı Kanunun 54’üncü maddesi ile 2926 sayılı Kanuna eklenen ek madde 3 ile 1479 sayılı Kanunun ölüm aylığı koşullarına ilişkin 41’inci maddesi de dâhil bir kısım hükümlerinin 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 1479 sayılı Kanunun 41’inci maddesinde yer alan "üç tam yıl prim ödeme" koşulunu "beş tam yıl prim ödeme" olarak değiştiren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19’uncu maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla 08.08.2001 tarihinde yürürlükten kalkmasından sonra, anılan maddenin bu defa 4956 sayılı Kanunun 21’inci maddesi ile yeniden düzenlenerek ölüm aylığına hak kazanabilmek için "beş tam yıl prim ödeme" koşuluna yeniden yer verilmiş, anılan değişikliğe 'ilişkin düzenlemenin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe gireceğine dair 4956 sayılı Kanunun 57/b bendinin Anayasa Mahkemesinin 24.06.2004 gün ve 2004/18-89 sayılı kararıyla 1479 sayılı Kanunun 41’inci maddesinin 1’inci fıkrasının, 4956 sayılı Kanunun 21’inci maddesi ile değiştirilen (a) bendi yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilerek iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı 23.11.2004 tarihinden başlayarak altı ay sonra 23.05.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş, bu şekilde oluşan yasal boşluğun 02.07.2005 tarih ve 5389 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4’üncü maddesi ile 4956 sayılı Kanunun 57’inci maddesinin (a) bendine "1479 sayılı Kanunun 7’nci maddesinin ikinci fıkrası, “19," ibaresinden sonra gelmek üzere "21," ibaresi eklenmiş ve aynı Kanunun yürürlüğe dair 5’inci maddesinde, anılan 4’üncü maddenin 02.08.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Bu arada 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 32/2-a maddesi uyarınca “En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş” olma koşulu düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2004 gün ve 528/533 sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi; kural olarak; her kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibariyle, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural, “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir. Davaya konu somut olayda; davacının murisi ve eşi ...’in 23.09.1981 – 31.01.1985 tarihleri arasında 248 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunduğu ve 04.07.1973 – 04.03.1975 tarihleri arasındaki 600 gün askerlik süresini anılan Kanun kapsamında borçlandığı, en son 01.10.1994 – 31.12.1994 tarihleri arasında 90 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğu ve 21.08.1998 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre muris sigortalının 506 sayılı Kanun kapsamında 900 gün prim günü sayısı bulunmadığından anılan Kanun’un toplam prim gün sayısı koşulunu taşımamaktadır. 2829 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sürelerinin birleştirilmesi halinde ise; son tabi olduğu sigortalılık 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığı olduğundan söz konusu Kanun uyarınca ölüm aylığı bağlanması gerekmekte olup; bu durumda da tabi olduğu 3 tam yıl(1080 gün) veya 1800 gün prim ödeme koşulunu taşımamaktadır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında; muris sigortalı, ne ölüm tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat ve ne de sonradan yürürlüğe giren Kanun hükümleri nazara alındığında, hizmet birleştirmesine ilişkin 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanması halinde dahi ölüm aylığı bağlama koşullarını taşımadığından davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.