Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/3337 E. 2013/24044 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3337
- Karar No
- 2013/24044
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/760-2012/729 Dava, Bağ-Kur sigortalılığı iptal edilen sigortalıya yersiz ödenen yaşlılık aylıkları ve işlemiş faizin tahsiline yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Davacı Kurum, Bağ-Kur sigortalılığı iptal edilen sigortalı ...'ya yersiz ödenen yaşlılık aylıkları ve işlemiş faizinin tahsiline yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalıya ait nüfus kaydından, davalının 13.05.2012 tarihinde yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davalı, yargılama sırasında vefat etmiş olmasına rağmen, mirasçıları davaya dahil edilmemiş, sadece, gıyabi hükmün vefat eden davalı mirasçılarına tebliği ile yetinilmiştir. Bu durumun, davalı ... mirasçılarının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. 1982 Anayasasının 36.maddesi, 1086 sayılı HUMK'nun 73.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı gözetilmeden karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-Kabule göre de, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67’nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüş olup, itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, bu diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise, gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için, alacağın tüm unsurlarının bilinmesi, ya da, bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için, borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir. Bu nedenle, hak edilmemesine karşın, her ay kendisine ödenen aylık tutarını davalının bilebilecek durumda olduğu ve dolayısıyla alacağın likit nitelikte bulunduğu gerçeği dikkate alınmalıdır. Mahkemece, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.12.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.