Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/1729 E. 2013/23547 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1729
Karar No
2013/23547
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :2012/341-2012/604 Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yer ve duvar seramiği üretimi faaliyetinin yürütüldüğü işyerinin asıl işvereni konumundaki davacı anonim şirket ile dava dışı N.Demiroğlu arasında düzenlenen 20.11.1999 tarihli alt işverenlik sözleşmesi gereğince, yer ve duvar karosu üretiminin her aşamasının, yer ve duvar karosu depolama ve sevkiyatının, fabrika güvenliğinin sağlanmasının, fabrikanın idari bölümlerinde çalışacak elemanların alımının alt işveren olarak adlandırılan N.Demiroğlu tarafından üstlenildiği, 2012 yılının Nisan ayında Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı görevlilerince düzenlenen inceleme raporunda, anılan sözleşmenin 4857 sayılı Kanunun 2. maddesinin 7. fıkrasına aykırı olduğunun belirtilmesi üzerine alt işveren tarafından çalıştırılan sigortalılarla ilgili tüm Aylık Prim ve Hizmet Belgeleri ile Sosyal Güvenlik Destek Primi Bildirgelerinin iptal edilerek davacı tarafından bu belgelerin ek olarak düzenlenmesinin istenildiği belirgin olup alt işverenlik sözleşmesinin muvazaa içerdiği yönündeki inceleme raporuna dayanılarak gerçekleştirilen Kurum işleminin iptaline ilişkin davada mahkemece yapılan yargılamada, işin esasına girilmeksizin, Alt İşverenlik Yönetmeliği’nde belirtilen yöntem izlenmeksizin Kurumca tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle istem kabul edilmiştir. Kurum işlemine dayanak kılınan 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinin 6. fıkrasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi tanımlandıktan sonra 7. fıkrasında, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanamayacağı veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulamayacağı, aksi durumda ve genel olarak asıl işveren – alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecekleri, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere verilemeyeceği belirtilmiştir. 4857 sayılı Kanunun 3. maddesine dayanılarak hazırlanan, amacı, anılan Kanun kapsamında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin kurulma koşullarını, alt işverenlik sözleşmesinde bulunması gereken hususları düzenlemek olan, 27.09.2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Alt İşverenlik Yönetmeliği’nin 3. maddesinde işverenler arasında kurulan hangi tür ilişkilerin muvazaa içeren sözleşmeler niteliğinde olduğu, 4. maddesinde asıl işveren – alt işveren ilişkisinin kurulma koşulları, 10. maddesinde alt işverenlik sözleşmesinde yer alması gereken hususlar, 12. maddesinde muvazaanın incelenmesi yöntemi, 13. maddesinde inceleme sonucu yapılacak işlemler açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 87. maddesinde, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile bu Kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olduğu, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı dendiği açıklanmış, 5510 sayılı Kanunun 12. maddesinde benzer düzenleme yapılarak, alt işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde bir işverenden iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanarak sigortalıların, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işverenin, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu hüküm altına alınmış, 59. maddesinde de, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında belirledikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceği bildirilmiştir. Anlaşılacağı üzere asıl işveren – alt işveren ilişkisi bakımından, iş hukuku çekişmelerinde uygulanan 4857 sayılı İş Kanunu ve Alt İşveren Yönetmeliği ile sosyal güvenlik hukuku uyuşmazlıklarında başvurulan 506 ve 5510 sayılı Kanunlarda kısmen farklı düzenlemeler öngörülmüş olmakla SGK Başkanlığı işleminin hukuka uygunluğuna ilişkin yargısal denetiminin sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda işbu davanın esasına girilmeli, öncelikle Kurumdan sorulmak suretiyle sözleşmede varlığı ileri sürülen muvazaanın ilgililerin hangi tür ilişkisine dayandırıldığı açıklıkla ortaya konulmalı, sonrasında, alt işveren konumundaki N.Demiroğlu ve gerektiğinde sigortalıların tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tüm kanıtlar toplandıktan sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, hatalı mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/1729, K. 2013/23547, T. 05.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-1729-e-2013-23547-k-687e56f5391d