Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/11622 E. 2013/25247 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/11622
Karar No
2013/25247
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :2009/333-2012/441 Davacı, davalı ...’nde 15.04.1996 tarihinden itibaren köy bekçiliği yaptığı iddiası ile davalı tarafça bu sürede kuruma bildirilmeyen sürelerinin sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davaya konu somut olayda, davacı, 1996 tarihinden itibaren mezkur köyde bekçilik yaparak bahçelerin güvenliğini sağladığını, ücretini ise, muhtarın kestiği makbuzlarla ağacı korunan köylülerden toplandığını ve çalışmaları karşılığında asgari ücret aldığını, davalı ...’nde 15.04.1996 tarihinden beri çalıştığının tespitini talep ettiği anlaşılmakla birlikte, dosya içeriğinde, 01.01.2003 tarihli karar defterinde, davacının 2003 yılında haftalık 40 milyon aylık 160 milyon ücretle ve sigortasız çalıştırılacağına dair karar alındığı, ayrıca 01.01.2003 tarihli muvafakatnamede ise Hisarlık Köyü Koruma Teşkilatı’nda bekçi olarak haftalık 40 milyon ücretle çalıştığını ve sigortasız çalışmaya muvafakat ettiğine dair, davacı imzalı bir belgenin bulunduğu devamında 20.11.2008 tarihli kurum durum tespit tutanağında, köy muhtarlığında yapılan tespitte, sigortalı çalışan bulunmadığı hususu ile gelir gider defterinde 2000-2008 yılları arasında yapılan araştırmada davacıya 24.03.2003 tarihinde 8 numaralı makbuzla 200 TL ödeme yapıldığının tespit altına alındığı bununla birlikte davacıya koruma ücreti olarak 1 adet 2004, 1 adet 2007, 4 adet 2008 ve 8 adette 2009 yıllarına ait köylüler tarafından yapılan ödemeler karşılığı düzenlenen tahsilat makbuzlarının mevcut olduğu, yine davacıya ait fotoğraflı bekçi ve koruma vesikası bulunduğu hususları dikkate alınmaksızın mahkemece, 5510 sayılı Yasa kapsamında bir çalışmanın var olup olmadığına dair yazılı delil bulunmadığından ispatlanamadığı sebeple davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olup, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekeceği yönündeki ilke gereğince; Mahkemece, verilen red kararının gerekçesinin yerinde olmadığı, hizmet tespit davasın da çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabileceği, kaldi ki dosya içeriğinde, davacı lehine deliller bulunduğu dikkate alınarak; davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; çalışmaları ile ilgili tüm belgelerin aslının davalı kurumdan ve Köy Muhtarlığından getirtilmesi, talep konusu döneme ait Köy Karar defterleri ile gelir gider defterlerinin celb olunarak incelenerek bu konuda davacıya yapılan kayıtlı ödemelerin olup olmadığının araştırılması, iş bu belgelerden davacının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delillerinin sorulması, 20.11.2008 tarihli durum tespit tutanağını içerir kurum raporu ve eklerinin getirtilmesi, dava konusu dönemde davacı ile birlikte, köyde başka çalışan kayıtlı kişiler ile köy imamları ve köyde görev yapan öğretmenler ve saptanan ihtiyar heyeti üyelerinin kanaat edinmeye yeter sayıdakilerinin bilgi ve görgülerine başvurulması, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, çelişkileri olursa, usulünce giderilmesi, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/11622, K. 2013/25247, T. 23.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-11622-e-2013-25247-k-9598a6694443