Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9276 E. 2012/7496 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/9276
Karar No
2012/7496
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :399-252

Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 01.09.2000 tarihi itibarıyla sona erdiğinin tespiti ile 01.02.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davacının 01.09.2000 – 31.04.2008 tarihleri arasındaki dönemde Tarım Bağ-Kur sigortalılığı durdurulduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacı ...'ün, 03.01.1997 tarihli tahsis talebine istinaden askerlik borçlanması dahil 3133 gün SSK hizmeti üzerinden, 01.02.1997 tarihinde (21.06.1996 tarihli sağlık raporuna göre) malûliyet aylığı bağlandığı, 17.02.2003 tarihli kontrol muayenesi sonucu ... Devlet Hastanesinin raporuna göre, çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediği belirtilerek 19.01.2004 tarihinde malûliyet aylığının durdurulduğu, 01.03.2003 – 19.01.2004 dönemi yersiz ödenen 3.532,96 TL'nin tahsilinin davacıdan istendiği, davacının ödememesi üzerine, Kurumca yersiz ödenen aylıkların tahsili için ... Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, Mahkemece; ... Esas, ... Karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay'dan geçerek kesinleştiği, yine, davacının malûliyet aylığı aldığı sırada 01.07.1997 – 01.09.2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemiyle açmış olduğu davanın kabulüne karar verildiği, Kurumca temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay'dan geçerek kesinleştiği, kesinleşen ilam doğrultusunda, davacının 01.07.1997 – 01.09.2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği ve meslek kuruluş kayıtlarının devam etmesi nedeniyle 01.09.2000 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalılığının devam ettirildiği, davacının iş bu dava ile, kesinleşen ilama göre, 01.07.1997 – 01.09.2000 tarihleri arasındaki dönem dışında kalan sürede Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile, tahsis koşullarının oluşması nedeniyle maluliyet aylığının durdurulduğu tarihi izleyen aybaşı olan 01.02.2004 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanması ve aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Kurum ise, davacının 13.09.2009 tarihli talebi doğrultusunda 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesine göre 31.08.2000 – 01.05.2008 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının durdurulduğunu, 01.05.2008 tarihinden itibaren tekrar başlatıldığını, kesinleşen ilam ile, 01.07.1997 – 01.09.2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığına hükmedilmiş ise de; anılan tarihlerde malûliyet aylığı alması nedeniyle bu sürelerin hizmetlerin birleştirilmesinde dikkate alınamayacağını, bu durumda ise, tahsis koşullarının oluşmaması nedeniyle 25.04.2008 tarihli tahsis talebinin reddedildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Uyuşmazlık, davacının malûliyet aylığı aldığı tarihlerde, kesinleşen ilam ile karara bağlanan Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 2829 sayılı Yasaya göre hizmet birleştirilmesinde dikkate alınıp alınamayacağı, tahsis koşullarının oluşması halinde, tahsis talebi olmasa dahi, re'sen yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı ve 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesinin uygulanmasında, sigortalıların yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli süreyi ödeyip, geri kalan dönem için geçici 17.maddenin uygulanmasını isteyip isteyemeyecekleri noktasında toplanmaktadır.

2926 sayılı Yasanın 4/b bendine göre, “sosyal güvenlik kuruluşlarından malûllük aylığı alanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı olamayacakları” hükmü öngörülmüş ise de, davacının Sosyal Sigortalar Kurumundan malûllük aylığı aldığı 01.07.1997 – 01.09.2000 tarihleri arasındaki dönemde, Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğuna ilişkin kesin hükmün varlığı karşısında, bu sürelerin 2829 sayılı Yasaya göre hizmet birleştirilmesinde dikkate alınması gerektiği açıktır. Ancak, tahsis koşullarının oluşması halinde, yazılı talebin varlığı şart olup, Kurumca tahsis koşulları oluşan sigoralılara kendiliğinden yaşlılık aylığı bağlaması mümkün değildir. Bu durumda, davacının, yaşlılık aylığı tahsis talebinin 25.04.2008 tarihi olduğu gözetilerek, koşulların oluşması halinde bu tarihi izleyen aybaşından itibaren 2829 sayılı Yasanın 8.madde hükmü de gözetilerek, yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıktır. Kuşkusuz, hizmet birleştirmesine esas alınan Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu sürelere ilişkin prim borcunun bulunmaması gerekir. Öte yandan, kesinleşen hükme göre Kurum, davacıyı, 01.07.1997 – 01.09.2000 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil etmiş, meslek kuruluş kayıtlarının devam etmesi nedeniyle, tarımsal faaliyetinin devam ettiği gerekçesiyle 01.09.2000 tarihinden sonra da Tarım Bağ-Kur sigortalılığını devam ettirmiştir. Bu durumda, 01.09.2000 tarihinden, tahsis talep tarihine kadar, davacının tarımsal faaliyetinin devam edip etmediğinin yöntemince araştırılması, tarımsal faaliyetinin varlığı halinde, 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesine göre, 01.07.1997 tarihi ile 25.04.2008 tarihleri arasındaki dönem yönünden yaşlılık aylığına yeterli sürenin primini ödeyip, kalan sürede sigortalılığın durdurulmasının istenmesinin, yasa hükmüne ve iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle, davacının bu konuda talebinin açıklattırılması, 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesinin uygulanmasını talep etmesi halinde, sadece teslim edilen ürün bedelinden kesilen primlerin karşılığı sürenin belirlenerek bu sürenin hizmet birleştirilmesinde dikkate alınması, tahsis koşullarının oluşması durumunda, tahsis talebini izleyen aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi, tahsis koşullarının oluşmaması halinde ise şimdiki gibi, davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9276, K. 2012/7496, T. 30.04.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-9276-e-2012-7496-k-509d569251a3