Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/9182 E. 2012/11376 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/9182
Karar No
2012/11376
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :372-573 Dava, davalı işverene ait işyerinde geçen çalışmalar yönünden itibari hizmet süresinin ve anılan sürenin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)Davalı işverene ait işyerine giriş tarihinden 01.10.2008 gününe kadar geçen çalışmalar yönünden itibari hizmet süresinin ve anılan sürenin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun ek 5-6. maddeleri olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda 03.12.1998 – 26.12.2000, 03.08.2007 – 01.10.2008 dönemleri yönünden sigortalılık süreleri hüküm altına alınmıştır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 417’nci maddesinde, kanunen belirtilmiş haller dışında yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda ise mahkemece her iki tarafın yargılama gideri ile yükümlü tutulacağı veya bu giderlerin taraflar arasında takdir edilen şekilde bölüştürüleceği, 418’inci maddesinde, davanın esası hakkında yararına hüküm verilmiş olan tarafın davayı isteyerek uzatması veya gereksiz masraf yapması ya da elinde bulunup da karara etkili olan belgeleri anında ve zamanında karşı tarafa bildirmemesi durumlarında yargılama giderlerinin tamamı veya bir bölümüyle mahkûm edilebileceği, 419’uncu maddesinde, aleyhlerinde hüküm verilenler birden çok ise yargılama giderlerinin davadaki ilgilerine göre aralarında bölüştürüleceği ve müteselsilen sorumlu sayılabilecekleri, 423’üncü maddesinde, vekil ücretinin yargılama giderleri içinde yer aldığı belirtilmiş; 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323’üncü, “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326’ncı, “Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 327’nci maddelerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiş olup, 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, avukatlık ücretinin, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (resen) hükme bağlanacağı açıklanmıştır. Sigortalılık sürelerinin hüküm altına alınmasına yönelik davalar yönünden, bu tür davaların tarafları ve niteliğinden hareket edilerek, kısmen haklı çıkma durumunda dahi yargılama giderlerinin tümünden davalının/davalıların sorumlu tutulacağına ve reddedilen süreler yönünden vekil ile temsil olunan davalı/davalılar yararına avukatlık ücreti belirlenemeyeceğine ilişkin herhangi bir özel yasal düzenleme bulunmadığından, davanın kısmen reddine karar verilmesi durumunda, 1086 sayılı Kanunun 418’inci veya 6100 sayılı Kanunun 327’nci maddesinde açıklanan özel sebep ve koşullar var olmadığı sürece yargılama giderlerinin haklılık paylarına göre taraflar arasında paylaştırılması ve vekil ile temsil edilen davalı yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi zorunludur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-163 Esas, 2006/76 Karar, 28.05.2008 gün ve 2008/10-370 Esas ve 2008/410 Karar numaralı ilamlarında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir. İnceleme konusu davada; istemin kısmen kabulüne karar verilmesine ve anılan maddelerin uygulama koşulları bulunmamasına karşın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yargılama giderlerinin taraflar arasında bölüştürülmemesi ve yargılamada vekil ile temsil edilen davalılar yararına avukatlık ücreti belirlenmemesi isabetsiz olduğu gibi, hüküm altına alınan yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden davalıların teselsül hükümleri gereğince sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu anılan giderlerin yalnızca davalı işverene yüklenmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 438’inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hükmün; (3) numaralı bendinde yer alan “SGK Başkanlığı yasal hasım olduğundan davalı Şeker Fabrikası A.Ş.den” sözcüklerinin çıkartılarak, yerine, “müştereken ve müteselsilen” sözcüklerinin yazılmasına, (4) numaralı bendinde yer alan “giderinin davalı ... yasal hasım olduğundan davalı Şeker Fabrikasından alınarak davacı yana verilmesine” sözcüklerinin çıkartılarak, yerine, “giderinden, tarafların haklılık payları göz önünde bulundurularak takdiren 120,00 TL.sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ve kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına,” sözcüklerinin yazılmasına, hükme (7) numaralı bent olarak “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.100,00 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak yargılamada vekil ile temsil olunan davalılara eşitlikle paylaştırılmasına,” sözcüklerinin eklenmesine ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/9182, K. 2012/11376, T. 14.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-9182-e-2012-11376-k-ee94f025613a