Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/8076 E. 2012/11712 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8076
Karar No
2012/11712
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :219-406

Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler için açılan ilk rücu davasından bakiye kusur farkı ile artışlardan ve fiili ödemelerden kaynaklanan kurum zararının gerçek zararla sınırlı olmak üzere 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılıp Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirler ile harcama ve ödemelerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı kısmına hükmedilmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu’nun 07.05.2008 tarih 2008/10-363 Esas, 2008/366 Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde, gelirlerde meydana gelen artışın ayrı bir olgu niteliğinde bulunduğu, önceki rücu davasında, ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmesinin, ilk davada hüküm altına alınmayan kusur farkı nedeniyle kesin hüküm engeli oluşturmayacağı, ilk rücu davasında hükmolunan gelir artışlarının, kusur farkından kaynaklanan eldeki davada hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmadığı gözetilerek, bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin kusur farkına isabet eden kısmı ile fiili ödemelerin varlığında da ilk peşin değerle karşılaştırılması sonucu az olanın kabulü ile miktarlar belirlenerek, ilk davada hüküm altına alınmayan kusur karşılığı bölümünün kabulüne, artışlara ilişkin istemin ise, reddine karar verilmesi, ayrıca, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereği davanın reddi nedeniyle kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ:Hüküm fıkrasının (1). bendindeki “2.947,57 TL” rakamlarının silinerek, yerine, “3.433,25 TL” rakamlarının yazılmasına, harca ilişkin (3). benddeki “175,10 TL” rakamlarının silinerek, yerine, “203,93 TL” rakamlarının yazılmasına, yargılama giderlerine ilişkin (4). bentteki “kabul ve red oranına göre 46.00TL’nin” ifadeleri ile aynı bentteki “geriye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına” ifadelerinin ve davacı aleyhine vekalet ücretine ilişkin (6). bendin silinerek hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/8076, K. 2012/11712, T. 18.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-8076-e-2012-11712-k-b32549e8a9aa