Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/6040 E. 2012/21024 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/6040
- Karar No
- 2012/21024
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 223-841
Dava, davacının davalı nezdinde 1.4.2005 tarihinden Ocak 2010 tarihine kadar geçtiği iddia edilen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün davalı kurum vekili ve davalılardan ... San. Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde, davacının davalılardan ... San. Tic. A.Ş. nezdinde 1.4.2005-17.7.2008 tarihleri ve yine 2.8.2008-31.12.2009 tarihleri arasında toplamda 1695 gün daha çalışıldığının tespiti, diğer davalı ... Aksesuarları ve Teks. Dış Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın husumetten reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen bu karar 2005/4. aydan 2008/6. aya kadar bordro tanığı olduğu dosya kapsamından anlaşılan ...’nin beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre 1.4.2005-17.7.2008 tarihleri arası için isabetli bulunmuş ise de, sonraki dönem için hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, dosyada mevcut deliller, sübut konusunda tam bir kanaat ortaya koymamaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının, 2005-2010 yılları arasında gerçekleştirdiği mahkemece de kabul edilen çalışmasının gerçekliğinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili davanın niteliği gereği re’sen tanık belirleme ve dinleme yoluna gidilmediği, mahkemece kabul edilen ikinci dönem olan 2.8.2008-31.12.2009 tarihleri arasında geçtiği iddia edilen çalışmaların tereddütsüz kabulünü gerektirir delillerin tam olarak saptanmadığı ve aleyhe temyiz bulunmamasına göre dava kısmen kabul edilmesine rağmen yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmadığı görüldüğünden, öncelikle davacının iddiası ve taraflarca isimleri bildirilip gösterilen tanıkların anlatımı ile yetinilmeyerek, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sonradan dinlenen tanık beyanları ile daha önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde, bu çelişki giderilmeye çalışılmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmeli, yargılama giderleri de taraflar arasında paşlaştırılmalıdır. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı kurum vekilinin ve davalılardan ... San.Tic.A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ....Tic.A.Ş.'ye iadesine, 08.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.