Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/6001 E. 2012/21749 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/6001
Karar No
2012/21749
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2009/1179-2011/849

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalılardan şirkete ait otelde 149...76 sigorta sicil numarasıyla 01/06/1984 yılında çalışmaya başladığını, aynı işyerinde çalışmaya devam ederken bu kez 16012......80 sigorta sicil numarasıyla 01/01/1987 tarihinde tekrar işe girişinin bildirildiğini, 01/06/1984-06/07/1987 tarihleri arasında geçen kesintisiz çalışmalarının tespitini talep etmiş olup; Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalı, 506 sayılı Kanunun 79. maddesine 25.08.1999 tarih, 4447 sayılı yasayla eklenen “Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır.” düzenlemesi uyarınca, anılan tarih sonrasına ilişkin eksik bildirimlerin dayanağı belgelerin Kuruma ibraz edilip edilmediği de incelenip, aksine durumda Kurumun eksik bildirim nedeniyle resen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği yönü araştırılmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını yada kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eşdeğerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. Eldeki dava dosyasına konu olayda dosya kapsamına göre, davacının çalışmalarının geçtiği iddia edilen sigorta sicil numaralarıyla açılan şahsi dosyalarda; ... oğlu, 1968 Haskova doğumlu dava dışı ...’in; dava konusu dönemde hem 5...9.13 sicil numaralı işyerinden hem de dava dışı iki farklı işyerinden kesintili hizmet bildirimlerinin kurum kayıtlarına 14....76 sicil numarasıyla işlendiği, ayrıca adına aynı sicil numarası ve kimlik bilgileriyle imzalı işe giriş bildirgeleri düzenlendiği, davacı ...’in ise ; dava konusu dönemde bildiriminin bulunmamasına rağmen 16/07/1987-20/01/1988 tarihleri arasında ...09 sicil numaralı işyerinden 1987/2,3 ve 1988/1. dönemde çalışmalarının kurum kayıtlarına 6...80 sicil numarasıyla işlendiği, ayrıca adına 16/07/1987 işe giriş tarihli, imzalı bildirge düzenlendiği anlaşılmaktadır. O halde yukarıda açıklanan ilkeler ışığında Mahkemece yapılacak iş; öncelikle, ... oğlu 1968 Haskova doğumlu ...’in HMK 124. m. gözetilerek yöntemince davaya katılımı sağlandıktan sonra, ibraz edeceği deliller toplanıp değerlendirilmeli, davacının talebi açıklattırılarak, dava konusu dönemde farklı işyerlerinde çalışıp çalışmadığı, üzerinde aidiyet iddia ettiği çalışmalarının hangi tarihler arasını kapsadığı tespit edilmeli, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı, bildirgelerde yer alan imzaların davacıya ait olup olmadığı gereğince araştırılarak, dava konusu dönemde davacıyla birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler re'sen saptanarak çalışmaların varlığı, süresi ve kime ait olduğu yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, çalışmanın kesintili olup olmadığı tartışılarak hak düşürücü süre gözetilmeli, böylece çekişme konusu hizmetlerin gerçekte kime ait olduğu hususunda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Tur. ... Turz. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/6001, K. 2012/21749, T. 13.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-6001-e-2012-21749-k-fab5a7264521