Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/23568 E. 2012/27430 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/23568
Karar No
2012/27430
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :439-395

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; “üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edilir” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Anılan madde kapsamında Bağ-Kur’a tanınan rücu hakkı halefiyet esasına dayanmayan, kanundan doğan bağımsız rücu hakkı niteliğindedir. 63. madde de “yapılan yardımların ilk peşin değeri için Kurum rücu eder” dendiğine göre yasanın buyurucu nitelikte olan bu hükmünün aksine, kural olarak ilk peşin değerin altında bir rücu alacağına hükmolunamaz. Ancak, suç sayılır eylemi saptanan üçüncü kişinin kusur oranı nedeniyle bir indirim yapılabilir. 5237 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi haksız tahrik indirimini düzenlemiş olup; “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” hükmünü içermektedir. Davaya konu somut olayda, davalı ...'ın sigortalı ...'ı kasten öldürmek suçundan eylemine uyan TCK.nun 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hakkında tahrik hükümlerine ilişkin TCK.'nın 29. maddesinin uygulanması sonucu cezasından indirim yapılarak 18 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, ayrıca TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca sanığın yargılama sürecindeki pişmanlığı ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak 1/6 indirim yapılarak neticede 15 yıl hapis cezasına hükmedildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.12.2009 tarih ve 2009/1023 Esas ve 2009/7932 Karar sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleşen, İzmir 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/177 Esas-2008/50 Karar sayılı kararından açıkça anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Türk Borçlar Kanununun 74. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır. Mahkemece; sigortalının haksız davranışı nedeniyle olaya sebebiyet verdiği, olayda sigortalının da kusurlu olduğu, bu hususun Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi uyarınca hukuk hakimini de bağlar nitelikte kesinleşmiş maddi olgu halini aldığı, ceza davasındaki tahrik indirimi oranına göre, Türk Borçlar Kanununun 51. ve 52. maddeleri uyarınca, rücu alacağından da indirim yapılması gereği gözetilerek, ¼ oranında indirim yapılması isabetliyse de, ceza hakimine sanığın yargılama sürecindeki pişmanlığı ve cezanın geleceği üzerindeki etkisi gözetilerek somut cezanın tayini için tanınan, oluşla ilgili olmayıp cezanın bireyselleştilmesi amacına matuf bir takdiri indirim sebebi olan 5237 sayılı Kanunun 62. maddesi nedeniyle yapılan 1/6 indirimin de uygulanarak eksik rücu alacağına hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Hüküm fıkrasının (3). paragrafındaki “46.304,79” miktarının silinerek, yerine, “55.565,75 ”miktarının yazılmasına, (4.) paragrafındaki “146,83” miktarının silinerek, yerine, “182,83” miktarının yazılmasına, harca ilişkin (5.) paragrafındaki “2.759,23” miktarının silinerek, yerine, “3.311,47” miktarının, vekalet ücretine ilişkin (6.) paragrafındaki “5.309,68” miktarının silinerek, yerine, “6.759,88” miktarının yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/23568, K. 2012/27430, T. 27.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-23568-e-2012-27430-k-d130addb5edf