Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/17101 E. 2012/21812 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17101
Karar No
2012/21812
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :914-457 Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 12.03.1973 olduğunun tespitini, 01.08.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yurtiçi sigortalılık tescili ve çalışması bulunmayan, 11.10.2006 günlü talep ve 01.11.2007 günlü ödemeyle Almanya’da geçen 12.03.1973-14.03.1984 tarihleri arası 3.962 günlük yurt dışı çalışmasını, 3201 sayılı Yasaya göre ve SSK kapsamında borçlanan davacının, 11.07.2011 günlü tahsis başvurusu, sigorta girişinin 3201 sayılı Yasanın 5.maddesi uyarınca, borçlanma tarihinden, borçlanma süresi kadar geriye gidilmek suretiyle 29.10.1996 tarihi alınması nedeniyle reddi üzerine açılan iş bu dava ile davacı; Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 12.03.1973 tarihinin sigorta başlangıcı olarak tespitini ve 01.08.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanarak, ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiş, Mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava dosyası içerisinde yer alan 06.09.2006 tarihli tercümeli Alman Mercii yazısı ile, eki aynı tarihli tercümesiz sigorta durumu gösterir belge içeriğinde, davacının, borçlanmaya konu yapılan 12.03.1973-28.02.1983 tarihleri arası Almanya hizmetlerine ait primleri 08.10.1984 tarihli kararla iade alarak tasfiye ettiği belirtilmektedir. Prim iadesi suretiyle tasfiye edilen yurt dışı hizmetlerindeki anılan tasfiye edilme hali, söz konusu yurt dışı sürelerinin,3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandırılarak sigortalının sosyal güvenliği bakımından değerlendirilmesinde, aksine bir düzenleme bulunmadığından engel değildir. Ancak tasfiye edilen yurt dışı hizmetleri gözetilerek, sigortalılık başlangıcında esas alınıp alınamayacağı konusuna gelince; Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29.maddesinin 4.bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman Rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini belirtmekle birlikte, anılan hükmün uygulanabilirliği, her iki ülke mevzuatına göre dikkate alınabilecek bir sigortalılık süresinin bulunması halinde mümkündür. Sigortalı hizmetlerin tasfiye edilmesi halinde, tasfiyeye uğramış hizmetlerin sosyal sigorta hukuku açısından geçerliliğini yitirmiş sayılması ve artık her iki ülke mevzuatına göre nazara alınabilecek bir sigortalılık süresi kalmayacağından, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29.maddesinin 4.bent hükmü uyarınca, Rant sigortasına giriş tarihinin, Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak sayılması mümkün olmayacaktır. Kuşkusuz bu halde sigorta başlangıcı, 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü çerçevesinde belirlenmesi gerekecektir. Şu halde yapılması gereken iş; 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmaya konu yapılan ve rant sigortasına giriş tarihini de kapsayan 12.03.1973-28.02.1983 tarihleri arası yurt dışı hizmetlerin, tasfiye edilip edilmediği usulünce yapılacak araştırma ile belirlenmeli; tasfiye edildiğinin anlaşılması halinde, sigorta başlangıç tarihi ve yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik davacı istemleri, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde yeniden yapılacak değerlendirme ile, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 14.11.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17101, K. 2012/21812, T. 14.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-17101-e-2012-21812-k-1c7fa6a118c1