Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/18482 E. 2012/16451 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/18482
- Karar No
- 2012/16451
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :19-799 Davacı, Alman ... sigortasına giriş tarihi olan 01.01.1983 tarihinin, Türkiye’de ilk sigortalı giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 04.09.2003-30.11.2010 tarihleri arası dönemde 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesi kapsamında,01.03.2011 tarihinden itibaren ise aynı yasanın 4/I-a maddesi kapsamında sigortalılık statüsünde bulunan 04.03.1962 doğumlu davacı, 27.03.2009 günlü borçlanma talebiyle Almanya’da geçen 05.03.1980-31.10.1984 tarihleri arası yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri 3201 sayılı Yasa kapsamında ve 5510 sayılı Yasanın 4/I-b maddesi kapsamında borçlanmak istemesi üzerine, anılan süreye yönelik olarak borçlanma tahakkuku işlemi yapılarak davacıya 10.04.2009 günlü ödeme yazısı gönderilmiş ise de, henüz yapılmış bir ödeme olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 19.03.2009 günlü tercümeli TR 4 belgesine göre, Alman ... Sigortasına 01.01.1983 tarihi itibarıyla giriş yapan ve 01.01.1983-31.10.1983 tarihleri arası dönemde sigortalı çalışmaları açıkça görünen davacı, anılan yurtdışı çalışmasına yönelik 3201 sayılı Yasa kapsamında bir borçlanma yapmaksızın kuruma verdiği 04.05.2011 günlü dilekçeyle,Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29/4.maddesi hükmü gereği, Türkiye’deki sigortalılık girişinin, Alman ... Sigortasına giriş tarihi olan 01.01.1983 olarak alınmasını istemiş ise de; 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü gerekçe gösterilerek, anılan istem davalı Kurumca red edilmiştir. Davacı, Alman ... Sigortasına giriş tarihi olan 01.01.1983 tarihinin, Türkiye-Almanya arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri gereğince, Türkiye’de ilk sigortalı giriş tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitini istemiş olup; anılan sözleşme hükmü gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davada uyuşmazlık, yurt dışında geçirilen sürelerini sosyal güvenlikleri bakımından borçlanma yasaları (mülga 2147 ve 3201 sayılı Yasalar) kapsamında borçlanarak değerlendirmemiş bulunan ve 01.01.1983 tarihi itibarıyla Alman ... Sigortasına giriş yapan davacının, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında aktedilen Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşmenin 29/4.madde hükmü gereğince, Alman ... Sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak esas alınıp alınamayacağına ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışında geçen çalışma sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilebilmesi amacıyla,çalışan sayısının yoğunluğu, ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmişlik düzeyi gibi kriterler dikkate alınarak çok sayıda devletle sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ve anayasal yönteme uygun biçimde yürürlüğe konulmuş olup, bunlardan birisi de “Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’dir.” Gerçekten anılan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 29.maddesinin 4.bendi “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman ... sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman ... Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir.” Hükmüne yer vermiş ise de, söz konusu madde hükmünü, yurt dışında geçen çalışma sürelerinin, sosyal güvenlikleri bakımından borçlanma yasaları kapsamında borçlanılarak değerlendirilmiş olma haliyle birlikte değerlendirmek gerekir. Nitekim 3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi hakkındaki Yasanın, amaç ve kapsamı düzenleyen 1. maddesine göre de; yasada gösterilen yurt dışı sürelerin, aynı yasanın 2.maddesinde belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim, kesenek ve karşılık ödenmemiş olması ve istek halinde , 3201 sayılı Yasa hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; Alman ... Sigortasına 01.01.1983 tarihi itibarıyla sigortalılık girişi bulunan ve 01.01.1983-31.10.1983 tarihleri arası dönemde Almanya’da çalışan davacının, yurt dışı çalışma süresine ilişkin olarak henüz geçerli bir borçlanmanın yapılmamış olması karşısında, ... sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak alınabilmesi mümkün değildir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, Üye ...'in muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler; ..., ... ve ...'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 27.09.2012 gününde karar verildi. (M) KARŞI OY Davacı, Alman ... sigortasına girdiği 01.01.1983 tarihinin, Türkiye'de ilk sigortalı işe giriş tarihi olarak kabulünü talep etmiştir. Mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile, Federal Almanya Cumhuriyeti arasında yapılan sözleşmenin 29/4 ve 506 sayılı Kanun'un mülga 108 inci maddelerini gözeterek, davanın kabulüne karar vermiştir. Kurum'un mahkeme kararını temyiz etmesi üzerine, Dairemiz; "... geçerli bir borçlanma yapılmamış olması nedeniyle" kararı bozmuştur. Bozma kararına aşağıdaki nedenlerle iştirak edemiyoruz. BUNLAR: 1-Davacı, HESSEN ALMAN EMEKLİLİK sigortasına tabi olarak, 01.01.1983-01.07.1983 ve 01.05.1983-31.10.1983 tarihleri arasında zorunlu emeklilik sigortası prim ödemiştir. Ülkemize geldikten sonra, 1479 sayılı Yasaya göre, 04.09.2003 tarihinden itibaren 7 yıl 2 ay 27 gün Bağ-Kur'a isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemiştir. Ayrıca, 01.03.2011 tarihinden beri, dava dilekçesindeki beyanına göre 5510 sayılı Yasanın 4/a maddesi kapsamında sigortalılığı bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen ve Federal Almanya'da geçen çalışmasını 3201 sayılı Yasaya göre borçlanmak için 27.03.2009 tarihinde davalı Kuruma başvurmuş; Kurum, 10.04.2009 tarihinde borç miktarını bildiren yazıyı göndermiş, akabinde, davacı, 04.05.2011 tarihinde 01.01.1983 tarihinin, Türkiye'de ilk sigortalı işe giriş tarihi olarak kabulünü talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 02.08.2011 tarihinde 3201 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı, "sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi borçlanılan gün sayısı kadar geri götürülür." kuralını gerekçe göstererek, davacının istemini reddetmiştir. Bunun üzerine, davacı, bu davayı açmak zorunda kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya arasında 02.11.1984 tarihinde imzalanan ve 05.12.1984 tarihli 3241 sayılı Kanunla onaylanıp, yürürlüğe giren Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 27 inci maddesi; "her iki akit taraf mevzuatına göre nazara alınabilecek sigortalılık sürelerinin mucudiyeti halinde, uygulanacak mevzuata göre yardım hakkının doğmasında, diğer akit taraf mevzuatına göre geçen ve aynı zamana rastlamayan hesaba dahil edilebilir nitelikteki sigortalılık süreleri de nazara alınır." kuralını öngörmektedir. Öte yandan, aynı sözleşmenin 29/4.maddesinde; "bir kimsenin Türk Sigortasına girişten önce bir Alman ... sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman ... Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edileceği" hükmünü düzenlemektedir. Yine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 90/500 maddesinde, "...yöntemince yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde..." olduğu söylenmektedir. Uygulamada, uluslararası sözleşmelere normlar hiyerarşisi yönünden, yasal nitelikte bir güç verilmekte ve bu kurallara uygulama önceliği verilmektedir. Mülga 506 sayılı Yasanın 108 nci maddesinde; "malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu Kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarih "sigortalılık süresinin başlangıcı olarak açıkca gösterilmiştir. Sigortalılık süresinin sonu, sigortalının tahsis için, yazılı talepte bulunduğu tarihdir. Yani sigortalılığın başlangıç tarihi ile, bitim tarihi arasındaki süre, sigortalılık süresini belirler. 506 sayılı Yasanın 108 inci maddesindeki bu kural, 5510 sayılı Yasanın 38 inci maddesinde aynen muhafaza edilmiş, ayrıca, bu konuda uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümlerinin saklı tutulacağı belirtilmiştir. 2-Dava konusu uyuşmazlıkla ilgili mevzuat, karşı oy yazımızın (1) nolu bendinde yazılı olduğu gibidir. Şimdi, uyuşmazlığın çözümü için bu kuralları kullanarak nasıl bir sonuca varacağımızı izah etmek istiyorum. A-) Konu ile ilgili Hukuk Genel Kurulunun 2001/232 E. 272 nolu kararında; Dairemizin görüşü benimsenmiş ve uyuşmazlığın çözümü şöyle ifade edilmiştir: "Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, açıkca ilk defa Almanya'da sigortalı olarak işe başlayan Türk Vatandaşları yönünden işe başlama tarihini Türkiye'de sigortalılık başlangıç tarihi kabul etmekle, bu alanda 3201 sayılı Yasa sisteminden daha açık somut ve sigortalı yararına bir düzenleme öngörmüştür". demek suretiyle, konunun çözümünü sağlamıştır. Bu davadaki uyuşmazlık aynı mahiyettedir. Çözüm için, aynı yol benimsenmelidir. Dairemiz bu davada, ayrı bir yolu benimsemiştir. B-) Türk-Alman Sosyal Güvenlik sözleşmesinin 29/4.maddesi; "Bir kimsenin Türk sigortasına girişten önce bir Alman ... sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman ... sigortasına girişi, Türk sigortasına giriş olarak kabul edileceğini" öngörmesine rağmen; Dairemiz, bu kuralı ihlal eder şekilde bir bozma kararı vermiştir. C-) Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde ve yurtdışında bulunan Türk Vatandaşlarının yurtdışında geçen sürelerinin Sosyal Güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi hakkındaki 3201 sayılı Kanunda, Türk Vatandaşlarının borçlanma yapması halinde, Alman ... sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilebileceğine dair bir kural yoktur. Bu nedenle, bozma kararı yasal gerekçeden yoksun bulunmaktadır. D-) Bozma kararında, "davacı borçlanma yaparsa, ... Sigortasına giriş tarihinin, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabulünü mümkün gibi gören bir sonucu, kabul etmiyoruz. Zira, bu, şarta bağlı bir bozma kararı olur. Bu da usul kurullarına aykırılık oluşturur. E-) Davacı, bu davayı kazandığı zaman ilk işi borçlanma yapıp, yaşlılık aylığı koşullarını sağlayıp, aylık bağlanmasını davalı Kurum'dan isteyecektir. Kazanamadığı takdirde, borçlanmanın çok fazla bir önemi kalmayacak, 5510 sayılı Yasanın getirdiği ağırlaştırılmış yaşlılık aylığı koşullarının gerçekleşmesini bekleyecektir. Bozma kararını bu yönüyle de hakkaniyetce uygun buluyoruz. Sosyal Güvenlik Hukukuna ışık tutan mahkeme kararını veren hakimi kutluyor; kararın onanması görüşünde olduğumu, saygı ile sunuyorum.