Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/14367 E. 2012/24817 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/14367
Karar No
2012/24817
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 11-191

Davacı, davalı işverene ait işyerinde 20.8.1999-20.5.2001 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili ve davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kabulü ile, davacının, 20.8.1999-20.5.2001 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, hüküm eksik incelemeye dayalıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin, işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile, sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Yukarıda verilen bilgiler ışığında, davanın kamu düzenini ilgilendirir bir dava olduğu ve re’sen araştırma ilkesi kapsamında olduğu gözetilerek, davacının davalı işverene ait işyerinde 20.8.1999-20.5.2001 tarihleri arasında çalışıp, sonrasında askere gittiğini, askerlik dönüşü ise, yeniden Ağustos 2003 tarihinde aynı işyerinde çalışmaya başladığını belirtilmesi; dosyada mevcut terhis belgesine göre davacının askerliğini 21.5.2001-21.11.2002 tarihleri arasında yapması karşısında, askere gitmeden önce gerçekten davalı işveren nezdinde çalışmış olsa bile, askerlik için işten ayrılan davacının daha sonra aynı işveren nezdindeki ilk çalışmasının hem kendi beyanına, hem de sigorta kayıtlarına göre 1.8.2003 tarihinde olduğu kabul edilince, bu arada makul sayılamayacak 11 aydan fazla bir sürenin geçtiği, bu süre gereği davacının çalışmaların blok değil, kesintili çalışma olduğu ve her bir çalışma dönemi için ayrı ayrı hakdüşürücü süre incelemesi yapılması gerektiği, tespite konu olan dönemde verilmiş bir işe giriş bildirgesi ile yapılmış Kurum saptama olmadığı, bu nedenle, 20.8.1999-20.5.2001 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren, dava tarihi olan 6.1.2010 tarih itibariyle 5 yıllık hakdüşürücü sürenin fazlasıyla geçmiş olduğu gözetilip, davacı talebinin reddine karar verilmesi yerine, kabulüne karar verilmesi, isabetsiz olmuştur. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin ve davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı...'a iadesine, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14367, K. 2012/24817, T. 06.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-14367-e-2012-24817-k-7543851a0634