Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/9469 E. 2012/16101 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/9469
Karar No
2012/16101
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :72-196

Davacı, davalı ...’ın yöneticisi olduğu ... Apartmanında kapıcı olarak 20.10.2006- 13.07.2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir.

Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile Davacının davalı ... Apartmanı Yöneticiliğine bağlı olarak 20.10.2006 - 18.11.2006, 29.12.2006 - 29.05.2009, 01.07.2009 - 13.07.2009 tarihleri arasında günün asgari ücreti ile hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu, tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu tür davalarda davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren dava dışı işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden, imzanın murise aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile, inkar edilip de, aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından, hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen muris çalışmalarının gerçekliği araştırılmalı, dava konusu dönemde işyeri devri yada işverenler arasında organik bağ bulunması, başka bir deyişle, kesintisiz çalışma söz konusu olması durumunda ilk işe giriş bildirgesi verilmesinden önceki davacı çalışmaları yönünden hak düşürücü sürenin, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlayacağı gözetilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; dava konusu somut olayda; davacının hizmet döküm cetvelinde, mahkemece, hükümde dışlanan 18.11.2006-28.12.2006 tarihleri arasında dava dışı işyerinden bildirimin olduğu, yine, 30.05.2009-30.06.2009 tarihleri arasında da, dava dışı başka bir işyerinden bildirimin olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen davacı çalışmalarının gerçekliğinin araştırılması, dava konusu dönemde bildirim yapılan bu işyerleri veya işverenler ile, davalı Yönetim veya aynı apartmanda faaliyet gösteren başka işverenler arasında organik bağın bulunup bulunmadığının araştırılması, davacının çalışmaları bakımından ise; öncelikle, çalışmasının sürekli olup olmadığı belirlendikten sonra, kesinti ve buna göre hak düşürücü sürenin olup olmadığının belirlenmesi, kesinti yok ise, çalışmaların geçtiği apartmanın kapasitesi, kaç daireden oluştuğu, apartmanın ısınmasının ne şekilde olduğu, davacının kalorifer yakma işini yapıp yapmadığı, kapıcılık hizmetlerinin hangi işleri kapsadığı, davacının tüm mesaisini apartmana hasredip hasretmediği, çalışmasının part-time olup olmadığı, bu işlerin günde kaç saatte yapılabileceği hususlarında, yeterince araştırma yapılması, çalışmanın niteliğinin ve süresinin tümü yönünden beyanda bulunabilecek davaya konu dönemde apartmanda ikamet edenler, komşu apartman sakinleri ve kapıcıları ile apartmana yakın bakkal gibi esnaf arasından belirlenecek tanıkların beyanına başvurularak her türlü kanıttan yararlanmak suretiyle, çalışma iddiası hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-) Mahkemece, gerekçeli karar başlığında, davalı sıfatının davalı apartman Yöneticiliğinde olmasına rağmen, hatalı değerlendirme ile Apt. Yöneticisi olan ...’ın davalı olarak gösterilmesi, hükmün infazında tereddüt oluşturabilecek nitelikte olup, isabetsizdir.

O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/9469, K. 2012/16101, T. 24.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-9469-e-2012-16101-k-22f2fa0f831f