Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/8696 E. 2012/25824 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/8696
Karar No
2012/25824
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :175-118 Dava, yersiz ödenen ölüm aylığının tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, hak sahibi olmadığı iddiasıyla yersiz ödenen aylığın tahsilini talep etmiş, Mahkemece, her ne kadar ...'la ... kimliğini kullanan kişinin ... olduğunun nüfusa tesciline ilişkin dava reddedilmişse de, kesinleşen mahkeme kararıyla ...'in ölü ...'un eşi olduğunun tespitine karar verilmiş olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Hukuki uyuşmazlık, ... kimliği ile, ...' le evlenen ve ...’in vefatı nedeniyle (... kimliğiyle) ölüm aylığı bağlanan ...’nin hak sahipliği sıfatının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemece, verilen hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. Dosyanın incelenmesinde; Zile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/366 Esas, 2006/55 Karar sayılı dosyasında, ...'in her iki evliliğinin tespiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesinin talep edildiği, davanın reddine karar verildiği, kararın 2. Hukuk Dairesinin 2006/10683 Esas, 2007/490 Karar sayılı ilamıyla onandığı, daha sonra açılan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen Zile Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/158 Esas, 2007/473 Karar sayılı dosyasında ise ...'la ... kimliğini kullanarak evlenen kişinin ... olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. Sözü edilen iki kararın birbiriyle çeliştiği anlaşılmakta olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375. maddesinin (ı) bendinde, “bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması” yargılamanın iadesi sebebi olarak öngörülmüştür. Bilindiği üzere, yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlıklarından dolayı maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesi ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı,cilt 4, sh: 5165). Diğer taraftan muhakemenin iadesini ancak kesin hükmün tarafları veya onların halefleri isteyebilecektir. Taraflar dışındaki kişiler kural olarak hükme karşı yargılamanın iadesi yoluna başvuramazlar. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 376. maddesinde; “ - (1) Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, davacı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun da , yersiz ödediğini iddia ettiği aylık nedeniyle yargılamanın iadesi talebinde bulunabileceğinin kabul edilmesi gerekir. Mahkemece yapılması gereken iş; davacı Kurum’a, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunması için, mehil vermek, açılacak davayı bekletici mesele saymak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Diğer taraftan, karar başlığında davalı vasisinin ismi yer almakla birlikte kısıtlı ...'in isminin yer almadığı görülmüş olup, kısıtlının isminin vasisinin ismiyle birlikte gerekçeli karar başlığına yazılmamış olması isabetsiz ise de, anılan eksikliğin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi (mülga 1086 sayılı HUMK’nın 459. maddesi) uyarınca mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre bu husus bozma sebebi sayılmamıştır. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/8696, K. 2012/25824, T. 14.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-8696-e-2012-25824-k-c37a88c785e9