Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/7090 E. 2012/15831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/7090
- Karar No
- 2012/15831
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :431-75 Davacı, 20.04.1982 – 28.04.1995 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılık hizmetlerini borçlanabilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesidir. Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılarının primlerini işverenler yatırdığı halde, Bağ-Kur sigortalıları kendi primlerini bizzat kendileri yatıran kişilerdir. Bu sebeple çalıştırdığı sigortalıların primlerini yatırmayan işverenler hakkında, 506 sayılı Kanun bir takım yaptırımlar öngördüğü halde, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılar yönünden geçmişe yönelik olarak vergiye tabi sürelerin sigortalılık kapsamına alınması için zaman zaman özel yasalar çıkarılmakta ve bu süreler için tahakkuk ettirilen primlerin ödenmesi için yasal imkan tanımaktadır. Bu amaçla ilk defa 2654 sayılı Kanun ile 1972-1982 yılları arasındaki vergiye kayıtlı süreler için borçlanma imkanı getirilmiş (Ek Geçici Mad.13) ve daha sonra çıkarılan 3165 sayılı Kanun ile 2654 sayılı Kanunda öngörülen başvuru süresi uzatılmıştır. Daha sonra 2000 yılında çıkarılan 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile aynı imkan tekrar tanımış; ancak söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali üzerine son olarak 4956 sayılı Kanun ile getirilen geçici 18. madde hükmü ile aynı kural tekrar yürürlüğe konulmuştur. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihi 04.10.2000'dir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile ortaya çıkan yasal boşluk gözetilerek 4956 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi ile ilgili uygulama yasa koyucu tarafından 04.10.2000 tarihine götürülmüştür. Söz konusu madde hükmü, yasa koyucunun tanımış olduğu borçlanma hakkından sigortalıların yararlanabilmesi için 04.10.2000 itibariyle sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin başlayacağını kurala bağlamıştır.Bu düzenleme sigortalılara hak, Kuruma ise bir mükellefiyet öngörmektedir. 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih 02.08.2003 olduğuna göre, davacının bu tarihten itibaren yasaca tanınan başvuru süresi içinde Kuruma tescil ve ödeme başvurusu yaptığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 31.07.2008 tarihli 5797 sayılı Kanunun 4. maddesiyle 5510 sayılı Kanunu eklenen geçici 25. maddede; "5510 sayılı Kanunun geçici 24 üncü maddesi kapsamına giren borçları anılan madde hükümlerine göre yapılandırılmamış olan işveren ve sigortalıların, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde yazılı olarak Kuruma başvurmaları kaydıyla, söz konusu madde kapsamına giren borçları bu maddede belirtilen şartlarla peşin veya oniki aya kadar taksitler halinde ödenir. Peşin ödeme yolunun tercih edilerek, başvuru tarihini takip eden ayın sonuna kadar borç aslının tamamının ve başvurunun yapıldığı ayın sonuna kadar sosyal güvenlik mevzuatının ilgili hükümlerine göre hesaplanan gecikme cezası ve gecikme zammının yüzde yirmisinin ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammının kalan yüzde sekseni terkin edilir. Taksitle ödeme yolunun tercih edilerek, borç aslının tamamının ve başvurunun yapıldığı ayın sonuna kadar sosyal güvenlik mevzuatının ilgili hükümlerine göre hesaplanan gecikme cezası ve gecikme zammının yüzde ellisini 12 aya kadar eşit taksitle ödemeleri halinde, gecikme cezası ve gecikme zammının kalan yüzde ellisi terkin edilir. İlk taksitin ödeme yükümlülüğü bu maddeye göre başvurunun yapıldığı ayı takip eden ayda başlar. Başlangıçta taksitle ödeme yolunun seçilip daha sonra taksitlendirilen borcun kalan kısmının peşin ödenmek istenmesi halinde, başlangıçta seçilen taksitlendirme süresine bağlı terkin oranı değiştirilmez..."hükmünün; 1479 sayılı Yasanın geçici 18. maddesinde, anılan Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04/10/2000 tarihinden itibaren başlayacağının, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20/04/1982 - 04/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamının, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceğinin öngörülmüş olması karşısında uygulanamayacağı gözetilmelidir. Mahkemece yapılacak iş; 20.04.1982 – 28.04.1995 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı kabul edilmek suretiyle (25.000,00 TL. ödenen) 13.11.2008 tarihi itibariyle ve 25.000,00 TL. prim ödemesi gözetilerek 1479 sayılı Kanunun 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre davacının ödemesi gereken prim borçlarının davalı kurumdan belirlenmesi istenmeli; bakiye borç olursa; makul bir süre verilerek ödeme tarihi itibariyle bakiye borcu ödemesi için davacıya imkan verilerek sonucuna göre, ödeme yapmazsa davalı Kuruma sorularak 25.000,00 TL. nin davaya konu dönemde karşıladığı süre kadar sigortalılığa karar verilmelidir. Mahkemenin bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalının avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.