Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/4126 E. 2012/8102 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4126
- Karar No
- 2012/8102
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :296-48 Dava, davacının davalı işyerinde 2001 yılı Ocak ayı ile 2007 yılı Ağustos ayı arasında sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmü karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu anlaşılmaktadır. Her türlü delil ile kanıtlanabilecek hizmet tespiti davalarında izlenecek yol, öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması,işveren nezdindeki çalışmayla ilgili belgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasının kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin bilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerinin kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır. Yargılama sonunda, davalı şirketin 12.08.2001 tarihinde faaliyete geçtiği, getirtilen vergi kayıtlarından yola çıkarak fiilen faaliyetde bulunmadığı, aksine tanık beyanlarının sübuta yetmediği, davacının babasının arkadaşlık ilişkileri sebebiyle zaman zaman uğradığı gerekçeleriyle sonuca varılmış ise de, yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesi ile 144. maddesi kapsamında, davacı tarafı dinleyip, davaya konu edilen dönemde, davalı şirket nezdinde ne iş yaptığı hususu, öncelikle davacıdan sorulmak suretiyle aydınlatılmamış, davalı şirkete ait talebe konu dönemi kapsayan dönem bordroları getirtilmemiş, işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamına alınış tarihi, faaliyet alanı ve niteliği itibari ile işyeri kapasitesi belirlenmemiştir. Yine tanık beyanlarında geçen ve aynı binada davalı şirketin ortağı olduğu belirtilen ... ...'nin kardeşlerinin telefon satışı (v.b.) şeklinde ayrı bir işyeri olup olmadığı, faaliyete başlama tarihi, ayrı ise davacının orada çalışıp çalışmadığı, bu sırada davalı işyerindeki çalışmasına da devam edip etmediği belirgin şekilde ortaya konulmamıştır. Gerektiğinde dinlenen tanıkların beyanlarına yeniden başvurulmak suretiyle, fakat özellikle varsa bordro tanıkları ve re'sen belirlenecek komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin bilgilerine başvurulmalıdır. Yapılacak değerlendirmede, talebe konu çalışmanın sübuta erdiğinin kabulü için, taraflar arasında, 506 sayılı Kanunun 2. maddesinde tanımlanan ve belirleyici özelliği zaman ve bağımlılık unsurları olan hizmet akdine dayalı çalışmanın varlığının gerekli olduğu gözetilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.